"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
ŞİKAYETÇİ : Hazine
SUÇ : Tefecilik, 5464 sayılı Kanun'a muhalefet
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, Hazinenin sanığa yüklenen 5464 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre doğrudan zarar görmediğinden kamu davasına katılma ve hükmü temyiz hakkının bulunmadığı anlaşılmakla, vekilinin sanık hakkında bu suçtan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin REDDİNE, tefecilik suçundan ise katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve vekili marifetiyle hükmü 07.01.2021 tarihinde temyiz etmiş olması gözetilerek, incelemenin şikayetçi Hazine vekilinin sanık hakkında tefecilik suçundan kurulan hükme, O yer Cumhuriyet savıcısının ise sanık hakkında 5464 sayılı Kanun'a muhalefet ve tefecilik suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanığın üzerine atılı gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi düzenlemek suçu için 5464 sayılı Kanun'un 36. maddesi ve tefecilik suçunun suç tarihi itibarıyla lehe olan 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi 5237 sayılı Kanun’un 241/1. maddesi uyarınca belirlenecek cezasının üst sınırına göre aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 29.01.2016 tarihli sorgu ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükümlerin 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321/1. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 07.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.