"İçtihat Metni"
Görevi kötüye kullanma suçundan sanık ... hakkında son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair ... 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/02/2020 tarihli ve 2019/425 Esas, 2020/59 sayılı Kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/03/2020 tarihli ve 2020/582 Değişik iş sayılı Kararının;
Dosya kapsamına göre, sanığın alacaklı müşteki ... vekili sıfatıyla, ... Group Yapı Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hakkında, faizi ile birlikte toplam 86.761,78 (26.342,22+60.419,56) Türk lirasının tahsili amacıyla, ... 3. İcra Müdürlüğünün 2018/742 ve 743 sayılı dosyaları üzerinden yürüttüğü icra takiplerinde, vekillik görevinin gereklerini yerine getirmediği, şikâyete konu icra takiplerine ilişkin ödeme emirlerinin, borçlu şirkete 26/01/2018 tarihinde tebliğ edilmesinden sonra, borçlu şirketin taşınmazları üzerinde haciz işlemi uygulanmasını 05/02/2018 tarihinde isteyip, işlemin icrası için gerekli masrafı geç vererek, borçlu şirketin taşınmazına 04/07/2018 tarihinde gecikmeli olarak haciz şerhi konulmasına ve böylelikle alacaklılar listesinin 3. sırasında yer alması gereken müvekkili müştekinin alacaklılar listesinin 25. sırasında yer almasına sebebiyet verdiği iddiası ile başlatılan soruşturma sonucunda toplanan mevcut delillerin son soruşturmanın açılması için yeterli olduğu, delillerin takdir ve değerlendirilmesinin de davayı görecek olan mahkemesine ait bulunduğu gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 01/03/2021 gün ve 94660652-105-41-9735-2020-Kyb sayılı Kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ve Yargıtay 9. Ceza Dairesinin devir yazısı ile Daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte gönderilmekle gereği düşünüldü:
1136 sayılı Avukatlık Yasası'nın 1. maddesi uyarınca; bir kamu hizmeti ve serbest bir meslek olarak yerine getirilen avukatlık, yargının kurucu unsurlarından olup bağımsız savunmayı serbestçe temsil ettiği gibi Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğünün güvencesini de oluşturmaktadır. Avukatlık mesleğinin bu nitelikleri gereği olarak, görev sırasındaki veya görevden doğan suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılıp yürütülmesi konusunda CMK'de yer alan genel düzenlemelerden ayrık biçimde 1136 sayılı Yasa'nın 58-61. maddelerinde özel düzenlemeler yapılmıştır. 1136 sayılı Yasa'nın özel soruşturma ve kovuşturmayı öngören hükümlerinde tüm ayrıntılar düzenlenmediğinden, açık hüküm
bulunan konularda bu düzenlemenin uygulanması gerekmekte, düzenlenmeyen veya ilgili maddelerde atıf yapılan hususlarda ise genel hükümlerin uygulanması zorunlu bulunmaktadır. Başka bir deyişle, 1136 sayılı Yasa'da açık bir düzenleme bulunması durumunda, aynı konu genel hükümlere (5271 sayılı CMK) aykırı biçimde düzenlense dahi, bu konuda 1136 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Avukatların görev sırasındaki veya görevden doğan suçlarından dolayı Adalet Bakanlığının kovuşturma iznine bağlı olarak, anılan Yasa'nın 59. maddesi uyarınca suçun işlendiği yere en yakın ağır ceza mahkemesi başsavcısı tarafından düzenlenen iddianame üzerine aynı yer ağır ceza mahkemesince son soruşturmanın açılmasına ya da açılmasına yer olmadığına karar verilmektedir. 1136 sayılı Yasa'nın 60/1. maddesinde ise "59. maddede yazılı mahkemelerin tutuklama veya salıverilmeye yahut son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı veya sanık tarafından genel hükümler uyarınca itiraz olunabileceği" belirtilmiştir. Görüldüğü üzere, özel soruşturma yönteminin düzenlendiği 60/1. maddesi ile son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına ilişkin karara kimin itiraz edeceği sorunu açıklığa kavuşturulup, yalnızca sanık veya Cumhuriyet savcısının itiraz edebileceği kabul edilmiş, ancak itiraz yöntemi bakımından genel hükümlere gönderme yapılmıştır. Bu durumda, incelenen dosyada suçtan zarar gören yakınanın itiraz hakkının bulunmadığı kabul edilmelidir. Bu nedenle, özel yasasındaki hükümle düzenlenen bir konuda, genel soruşturma ve kovuşturma yöntemiyle ilgili olarak, suçtan zarar gören yakınanın da yasa yollarına başvuru hakkı bulunduğunu düzenleyen CMK'nin 260/1. maddesi hükmünün uygulanma olanağı bulunmadığı ve müşteki tarafından yapılan itirazın merci tarafından farklı gerekçeyle reddedilse de sonucu itibarıyla doğru olduğu anlaşıldığından, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 30/03/2020 tarihli ve 2020/582 Değişik iş sayılı Karara yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİNE 16/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.