Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2014/228 Esas, 2015/195 Karar

KATILANLAR: Hazine, ...

SUÇLAR : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği

HÜKÜMLER : Mahkumiyet (sanıklar ... ve ... hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan) beraat (sanıklar ... ve ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan), hükmün açıklanmasının geri bırakılması (sanık ... hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan)

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, düzeltilerek onama

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

Sanık ... hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/12. maddesinin karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan haline göre itiraza tabi olduğu ve temyizi mümkün bulunmadığından, aynı Kanun'un 264. maddesi hükmü de gözetilerek katılan ... vekilinin temyiz talebinin itiraz mahiyetinde kabul edilmesi gerektiği ve vaki itirazın merci Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.12.2015 tarihli ve 2015/994 Değişik iş sayılı Kararı ile incelenerek bu hususta gerekli kararın verildiği anlaşılmakla, dosyanın bu yönden incelenmeksizin mahalline İADESİNE,

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle Hazinenin kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan açılan kamu davalarına 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre katılma hakkının olmadığı mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği nazara alınarak vekilinin kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan hükümlere münhasır temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca REDDİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin; sanık ... müdafiinin ve sanık ...'nin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçu yönünden kurulan mahkumiyet hükümlerine, katılan ... vekilinin sanıklar hakkında her iki suçtan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemleriyle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

1) Sanıklar hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan ... vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA

2) Sanıklar hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;

Sanıklara yüklenen icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerine göre 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, suç tarihi olan 2009 ile inceleme günü arasında, soruşturma izni için geçen durma süreleri eklendiğinde dahi, 12 yıllık ilaveli zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***