Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2019/634 Esas, 2022/309 Karar

SUÇ : Zincirleme tefecilik

HÜKÜM : Mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, düzeltilerek onama

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi

O yer Cumhuriyet savcısının 10.05.2022 tarihli yüze karşı verilen hükmü 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süre geçtikten sonra 18.05.2022 tarihinde temyiz ettiği anlaşılmakla, temyiz isteminin aynı Kanun'un 317. maddesi gereğince REDDİNE, incelemenin sanık ve müdafiinin mahkumiyet hükmüne, katılan ... vekilinin ise sadece vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

İnceleme konusu dava dosyası ile birleşen İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/516 Esas, 2019/742 Karar sayılı dosyası üzerinden görülen davanın 21.04.2015 tarihli duruşmasında katılma talebi kabul edilen Hazinenin karar başlığında katılan olarak gösterilmemesi, mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.

Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 26.04.2016 tarihli, 2014/118 Esas ve 2016/208 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, tefecilik suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun topluma karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerektiği, keza 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun, kazanç elde etmek amacıyla borç para verilmesiyle oluşacağı, bunu meslek haline getirmenin suçun unsurları içerisinde yer almadığı, değişik zamanlarda ve/veya farklı kişilere karşı tefecilik eylemini zincirleme olarak işleyen sanık hakkında aynı Kanun’un 43. maddesinin uygulanması gerektiği, zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günün suç tarihi olduğu, bu itibarla hukuki kesinti oluşturan iddianame tarihinden evvel sanık hakkında dava konusu olsun ya da olmasın tüm eylemlerin teselsülün içerisinde değerlendirilmesi, iddianame tarihinden sonraki eylemlerin ise gerçek içtima hükümleri ve varsa kendi içinde teselsül hükümleri değerlendirilmek suretiyle karara bağlanması gerekeceği nazara alındığında;

İnceleme konusu ana dosyada iddianame tarihinin 28.12.2012 olduğu ve bu tarihte hukuki kesintinin oluştuğu, birleşen İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/644 esas sayılı dosyasında ise suç tarihinin hukuki kesinti oluşturan iddianame tarihinden sonra 11.07.2013 olması nedeni ile sanık hakkında zincirleme tefecilik ve tefecilik suçlarından iki ayrı mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken hukuki kesinti gerçekleştikten sonra işlenen suçun da teselsülün içerisinde değerlendirilmesi ile somut olayda tefecilik suçunu oluşturan eylemlerin ve mağdur sayısının fazla olması karşısında sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 241. maddesi gereğince ... cezanın, aynı Kanun'un 3 ve 61. maddeleri de gözetilerek, sonuç cezaya etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi hususları aleyhe temyiz bulunmadığından, katılan Hazinenin gerekçeli karar başlığında müşteki sıfatıyla gösterilmesi ise mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edildiğinden bozma nedeni yapılmamış, bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulması karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan ... yararına hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi,

Kanuna aykırı, sanık müdafiinin ve katılan ... vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına "Katılan ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir edilen 5.100,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılan Hazineye verilmesine," ibaresinin ilave edilmesi suretiyle eleştiriler dışında sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA 20.02.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

T.C. Anayasası'nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 30.01.2007 tarihli, 2007/3-9 Esas ve 2007/18 sayılı; 05.07.2011 tarihli, 2011/2-148 Esas ve 2011/155 sayılı Kararlarına göre; gerek yüze karşı gerekse gıyapta verilen hükümlerde başvurulabilecek yasa yolu, süresi, merci ve şekillerinin belirtilmesinin zorunlu olduğu, O yer Cumhuriyet savcısının yüzüne karşı 10.05.2022 tarihinde tefhim edilen kısa kararda tebliğden itibaren 7 gün içerisinde temyiz kanun yoluna başvurulabileceği belirtilerek Cumhuriyet savcısının yanıltıldığı ve açıklanan noksanlığın 5271 sayılı Kanun'un 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedeni sayıldığı, dosya kapsamında kararın Cumhuriyet savcısına tebliğ edildiğine ilişkin bir bilginin bulunmadığı ve temyiz süresinin tüm taraflar için tebliğ tarihinden başlatıldığı anlaşılmakla O yer Cumhuriyet savcısının 18.05.2022 tarihli temyiz isteğinin süresinde kabul edilmesi gerektiğinden aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

***