"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/643 Esas, 2014/471 Karar
SUÇ : Yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanık ... müdafiinin, tayin olunan ceza miktarına nazaran yasal koşulları bulunmayan duruşmalı inceleme talebinin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 318. maddesi gereği reddine, incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) "yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama" başlıklı 255. maddesi, 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un
89. maddesiyle değiştirilerek "nüfuz ticareti" başlığı altında yeniden düzenlenmiş olup söz konusu değişikliğin gerekçesi; "5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 255 inci maddesinin mevcut metninde, kamu görevlisinin, “görevine girmeyen ve yetkili olmadığı bir işi yapabileceği veya yaptırabileceği kanaatini uyandırarak yarar” sağlaması suç olarak tamamlanmıştır. Bu yönü itibarıyla söz konusu hüküm, kamu görevlisi olmayan ve fakat kamu görevlisi üzerinde nüfuz sahibi olduğundan bahisle menfaat temin eden kişilerin cezasız kalmasına neden olmaktadır. Bu gibi durumlarda bir aldatma söz konusu ise, sorunun dolandırıcılık suçu hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Ancak, aldatma olmadan da “nüfuz ticareti” yani yetkili olmadığı bir işten yarar sağlama olgusu gerçekleşebilir. Bu gibi durumları yaptırım altına alabilmek için, 255 inci madde hükmü madde başlığıyla birlikte değiştirilmiştir." olarak ifade edilmiştir.
Bu haliyle dolandırıcılık suçuna göre daha özel düzenleme niteliğinde olan 5237 sayılı Kanun'un 255. maddesinde düzenlenen suçun bağlı hareketli bir suç tipini oluşturduğu, bu suçta hareket öğesi sınırlandırıldığından, dolandırıcılık suçuna nazaran özel hüküm niteliğinde bulunduğu, nüfuz ticareti suçunun oluşabilmesi için gördürülecek işin mutlaka haksız bir iş olması, işi göreceğini söyleyen failin kamu görevlisi üzerinde nüfuzunun bulunması ve işi yapacak kamu görevlisinin belli olmasının gerektiği, 5237 sayılı Kanun'un 157 ve 158. maddelerinde düzenlenen dolandırıcılık suçlarında ise işi göreceğini söyleyen failin kamu görevlisi üzerinde nüfuzunun bulunmasının gerekmediği gözetildiğinde; somut olayda, ... Gümrük Başmüdürlüğünde araştırmacı olarak görev yapan ölü sanık ...'ün sanık ...'ın yetkilisi olduğu ...'ne ait olup 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet suçuna ilişkin soruşturma kapsamında el konulan cevizleri alabileceğinden bahisle sanıklar ... ve ...'dan haksız menfaat sağladığı, sanık ...'ın soruşturma işlemlerini yürüten kamu görevlileri üzerinde nüfuzunun bulunmadığı, buna göre eylemlerinin nüfuz ticareti suçuna uymadığı, dolandırıcılık suçunu oluşturduğu dolayısı ile bu sanığa menfaat sağlayan diğer sanıkların bu suçun mağduru olarak kabul edilerek beraatlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı şekilde hükümler kurulması,
Sanık ...'ün hükümden sonra 21.12.2020 tarihinde öldüğü Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden temin edilen nüfus kaydından anlaşıldığından, bu husus mahallinde araştırılarak sonucuna göre 5237 sayılı Kanun'un 64 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri gereği bir karar verilmesi lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'ün ve sanıklar ... ile ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.