Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2020/58 Esas, 2021/173 Karar

SUÇ : Zincirleme basit zimmet, görevi kötüye kullanma

HÜKÜM : 06.01.2008 tarihli iddianameye konu eylemlerden bir kısmı

yönünden görevi kötüye kullanma suçundan beraat,

06.01.2008 tarihli iddianameye konu eylemlerden bir kısmı

yönünden ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na (6102 sayılı Kanun) muhalefet suçundan idari para cezası verilmesine yer

olmadığı, 01.03.2016 ve 04.02.2019 tarihli iddianamelere

konu eylemler yönünden zincirleme basit zimmet suçundan

mahkumiyet

Değişikliği Bakanlığı vekili

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ İncelenmeksizin iade, düzeltilerek onama, bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun (5326 sayılı Kanun) 27/5. maddesinde "İdari yaptırım kararının mahkeme tarafından verilmesi halinde, bu karara karşı ancak itiraz yoluna gidilebilir" düzenlemesinin bulunduğu cihetle, sanık hakkında 06.01.2008 tarihli iddianame ile görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasında sanığın bir kısım eylemlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 65. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 562. maddesinde düzenlenen kabahati oluşturduğu ve 5326 sayılı Kanun'un 24. maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin gerçekleştiğinden bahisle idari para cezası verilmesine yer olmadığına dair kararın itiraz kanun yoluna tabi olduğu ve temyizi mümkün bulunmadığı nazara alınarak, katılanlar Hazine ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı vekilinin bu husustaki temyiz isteminin itiraz mahiyetinde kabulü ile itiraz merciince karar verilmek üzere dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin; katılanlar Hazine ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı vekilinin sanık hakkında zincirleme basit zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne dair vekalet ücretine hasren ve icrai davranışla görevi kötüye suçundan kurulan beraat hükmüne, sanık müdafilerinden Av. ...'un müvekkili hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen beraat hükmüne, sanık müdafileri Av. ... ile Av. ...'ın ise müvekkilleri hakkında zincirleme basit zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

A- Sanık hakkında zincirleme basit zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen 29.06.2021 tarihli ve 2020/58 Esas, 2021/173 sayılı Kararda, Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.11.2008 tarihli ve 2008/4198 Soruşturma, 2008/4185 Esas, 2008/1923 numaralı İddianamesiyle görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasında, Asliye Ceza Mahkemesince verilen görevsizlik kararı üzerine Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.03.2013 tarihli ve 2009/342 Esas, 2013/117 sayılı Kararıyla sanık hakkında zimmet suçundan mahkumiyet kararı verilmişse de, kararın temyizi üzerine Dairemizin 02.07.2018 tarihli ve 2017/425 Esas, 2018/4969 Karar sayılı ilamı ile "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 225/1. maddesindeki "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir." biçimindeki düzenleme karşısında, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olduğu, açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 09/10/2007 gün ve 2007/11-44-200 sayılı kararlarında vurgulandığı gibi bir olayın açıklanması sırasında başka bir hadiseden söz edilmesinin o hadise hakkında da dava açıldığını göstermeyeceği ve dava konusu yapılan eylemin açıklıkla ve bağımsız olarak gösterilmesi gerektiği, bu kapsamda kamu davasına ve görevsizlik kararına dayanak teşkil eden Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 06/11/2008 tarihli, 2008/4185 esas, 2008/1923 sayılı iddianamesinde sanığın kooperatife ait binaları tanıklara satıp, bedelini mal edindiği şeklinde zimmet suçunun unsurlarını içeren fiiline yer verilmediği, bu itibarla zimmet suçundan bir dava açılmadığı, anlatımına yer verilen fiillerin ise zimmet suçuna dönüşemeyeceği nazara alınmadan ve bu suçtan usulüne uygun şekilde kamu davası açılması da sağlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması," şeklindeki ana gerekçe ve sair gerekçelerle bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine mahkemece yapılan yargılama sonrasında 29.06.2021 tarihli karar ile 06.11.2008 tarihli iddianameye konu eylemlerden bir kısmı yönünden icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan beraat, bir kısım eylemler yönünden ise 6102 sayılı Kanun'a muhalefet kabahati nedeniyle idari para cezası verilmesine yer olmadığına dair kararların verildiği, 01.03.2016 ve 04.02.2019 tarihli iddianamelere konu eylemler yönünden ise sanığın zincirleme basit zimmet suçundan mahkumiyetine hükmolunduğu, anılan mahkumiyet hükmünün Dairemizce verilen 02.07.2018 tarihli ve 2017/425 Esas, 2018/4969 sayılı Kararı kapsamında da inceleme konusu yapılmadığı nazara alındığında;

5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25. ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan karar uyarınca tüm yurtta 20.07.2016 tarihinde göreve başladığı, bu itibarla sanık hakkında zincirleme basit zimmet suçundan 29.06.2021 tarihinde verilen mahkumiyet hükmünün 5271 sayılı Kanun'un 272. maddesi uyarınca istinaf kanun yoluna tabi olduğu, aynı Kanun'un 264/1. maddesinde yer verilen; "Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz" şeklindeki düzenleme de dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin Bölge Adliye Mahkemesince yapılması gerektiği anlaşıldığından dava dosyasının, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,

B- Sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;

06.11.2008 tarihli iddianameye konu olan eylemler yönünden; sanığın üzerine atılı icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, suç tarihi ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından hükmün 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321/1. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, zincirleme basit zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmü bakımından istinaf incelemesinin yapılması için Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.02.2025 tarihinde karar verildi.

***