Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇLAR : İhaleye fesat karıştırma (tüm sanıklar hakkında), rüşvet alma (sanık ... hakkında), rüşvet verme (sanık ... hakkında)

HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, düşme

EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre ihaleye fesat karıştırma ve rüşvet alma suçlarından katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Adalet Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususları karşısında, 3628 sayılı Yasa'nın değişiklik öncesindeki 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca ihaleye fesat karıştırma ve rüşvet alma suçu yönünden Adalet Bakanlığının başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı gözetilerek; incelemenin, katılanlar vekillerinin ihaleye fesat karıştırma suçundan dönüşen görevi kötüye kullanma ve bu suça iştirak suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri ile ihaleye fesat karıştırma suçundan verilen beraat hükmüne, sanık ... müdafiinin müvekkili ve sanık ...'un ise kendisi hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Ek tebliğnamede ismine yer verilen sanıklar ... ve ... hakkında katılan ... vekilinin temyiz dilekçesinin içeriğine göre herhangi bir temyiz talebi bulunmadığı gözetilerek yapılan incelemede;

Sanıklar hakkında ... Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu tarafından doğrudan temin yöntemi ile yapılan alımlara yönelik ihaleye fesat karıştırma suçundan kamu davası açılmış ise de; doğrudan teminin bir ihale usulü olmaması nedeniyle somut olayda ihaleye fesat karıştırma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, bu nedenle kamu görevlisi olan sanık ...'un eyleminin sübutu halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257/1. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma, ... görevlisi olmayan diğer sanıkların eylemlerinin ise özgü suç niteliğindeki bu suça aynı Kanun'un 40/2. maddesi uyarınca azmettirme veya yardım etme suçlarını oluşturacağı, rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarına ilişkin ise 5237 sayılı Kanun'un 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde "Rüşvet, bir kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır" denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının veya kişilerin bu şekildeki iş için kamu görevlisine çıkar temin etmelerinin rüşvet tanımından çıkarıldığı, eylemin, görevin gereklerine aykırı olarak bir işin yapılması veya yapılmaması için menfaat temin edilmesi durumunda rüşvet, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanması durumunda ise 6352 sayılı Yasa'dan önceki haliyle 5237 sayılı Kanun'un 257/3. maddesinde düzenlenen "görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama" suçunu oluşturacağı, kamu görevlisi olmayan diğer kişilerin ise özgü suç niteliğindeki bu suça aynı Kanun'un 40/2. maddesi uyarınca azmettiren veya yardım eden sıfatıyla iştirak edecekleri nazara alındığında, rüşvet anlaşmasına konu edilen doğrudan temin eylemlerine dair zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından rüşvet alma ve rüşvet verme suçları ile ilgili olarak sanıkların meşru zeminde bulunduklarının kabulü gerekeceği, buna bağlı olarak kamu görevlisi olan sanık ...'a yüklenen rüşvet alma isnadının suç tarihlerinde yürürlükte olan ve sanık lehine bulunan 5237 sayılı Kanun'un mülga 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama, kamu görevlisi olmayan sanık ...'a yüklenen rüşvet verme eyleminin ise aynı Kanun'un 40/2. maddesi uyarınca özgü suç niteliğindeki bu suça azmettirme veya yardım etme suçlarını oluşturacağı, söz konusu maddelerde öngörülen cezalarının üst sınırına nazaran bahse konu suçların 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirlenen 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı süresine tabi oldukları, 2009 yılı olan son suç tarihi ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanıklar hakkında açılan kamu davalarının aynı Yasa'nın 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince zamanaşımı sebebiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***