Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2015/161 Esas, 2015/405 Karar

SUÇ : Zimmet

HÜKÜM : Mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Adalet Bakanlığının vekili aracılığı ile 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce katılma talebinde bulunması ve usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususları gözetildiğinde, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 18/2. maddesi hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı, vekilinin 25.04.2022 havale tarihli dilekçesinin münhasıran katılma istemine yönelik olduğu ve temyiz iradesi içermediği gözetilerek yapılan incelemede;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre 18.03.2015 tarihli ve 2014/50310 Soruşturma, 2015/3522 Esas, 2015/421 numaralı iddianameye konu eylemler yönünden yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Suç tarihinde Mersin 4. Sulh Hukuk Mahkemesinde zabıt katibi olarak görev yapan sanık hakkında, anılan mahkemede derdest olan çok sayıda dava dosyası için yatırılan gider avanslarını farklı tarihlerde çekerek uhdesinde tuttuğu iddiasıyla zimmet suçundan açılan kamu davasında; suç tarihinde yürürlükte bulunan Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliğinin 16/1. maddesindeki "Tutanak yazıcıları, mübaşirler bir muamelenin yapılması için ödenmesi gerekli harç ve masrafları iş sahiplerinden alamazlar.", 17. maddesindeki "Harç ve yargılama masraflarının tahsili işi kendisine verilmiş olan kalem şefi (yazı işleri müdürü) veya muavini vazife sebebiyle yerlerinden ayrıldıkları zaman iş sahiplerinin beklememesi için tedbir alırlar, bu tedbirleri reis veya hakimin tasvibine arz ederler." ve 33. maddesindeki "Keşif ve tatbikat mahallinde şahit dinleme gibi mahkeme dışında yapılacak muameleler için iş sahibi tarafından evvelce yatırılmış olan ücret, zabıt katibi tarafından vaktinde vezneden veya Kalem Şefi veya Muavininden avans olarak alınır ve muamelenin yapılması sonunda hakimin izni ile müstehliklerine verilir. Parayı alanları imzaları, taalluk ettiği evrak altına alınır. Avans olarak alınan paranın mahsubu yapıldıktan sonra geriye bir miktar para kalırsa o parayı zabıt katibi vezneye yatırır; vezne bulunmayan yerlerde Kalem Şefi veya Muavinine verir. Bu memurlar artan veya kendilerine verilen parayı sahiplerine reddiyat makbuzu mukabilinde geri verirler. Bu işlerin yapılmamasından veya geciktirilmesinden zabıt katibi ve kalem şefi ve muavini mesuldür." biçimindeki düzenlemelerle, daha sonra yürürlüğe giren Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği ile Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelikte yer alan hükümler dikkate alındığında, zabıt katibi olarak görev yapan sanığın, dava dosyalarına yatırılan gider avanslarını çekme hususunda görevlendirilmesinin yasal olarak mümkün olmaması karşısında, suça konu paraların kendisine görevi nedeniyle tevdi edilmiş sayılamayacağı ve bu nedenle sabit görülen eylemlerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155/2 ve 43/1. maddelerinde düzenlenen zincirleme şekilde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, yanılgılı değerlendirmeyle zimmet suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,

Keza birleşen dosyaya konu Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 16.02.2015 tarihli ve 2014/50952 Soruşturma, 2015/2111 Esas, 2015/1634 numaralı iddianamesiyle, şikayetçi ... tarafından Mersin 4. Sulh Hukuk Mahkemesine sunulan 19.09.2014 tarihli dava dilekçesine ilişkin anılan Mahkemenin 2014/1072 Esas sayılı dosyasında yapılması gereken yasal işlemlerin anılan Mahkemede zabıt katibi olarak görev yapan şüpheli ... tarafından yerine getirilmediği şeklindeki eyleme ilişkin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kamu davası açılmış, Mersin 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.05.2015 tarihli ve 2015/108 Esas, 2015/222 sayılı Kararıyla Mersin 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/1072 Esas sayılı dosyasına yatırılan 800 TL gider avansının sanık tarafından çekilerek zimmetine geçirildiği şeklindeki eylemin zimmet suçunu oluşturacağından bahisle görevsizlik kararı verilmiş ise de Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 09.10.2007 tarihli ve 2007/11-44-200; 21.01.2020 tarihli ve 2017/11-808-17 sayılı Kararlarında açıklandığı gibi ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı Kanun'un 170/1. maddesi uyarınca ceza davası açma görevi, dava açan belge niteliğindeki icra ceza mahkemesine verilen şikayet dilekçesi, son soruşturmanın açılması kararı gibi istisnai hükümler dışında kural olarak Cumhuriyet savcısına aittir. Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede hangi hususların gösterileceğine ve yüklenen suçu oluşturan olayların mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanması gerektiğine aynı Kanun’un 170/3-4. madde ve fıkralarında yer verilmiştir.

Soruşturma aşamasında elde ettiği delillerden ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, düzenlenen iddianame ile aynı Kanun'un 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. İddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık oluşturacaktır. Bu kabul, davasız yargılama olmaz ilkesinin doğal ve vazgeçilemez sonucudur.

Tüm bu bilgiler ışığında yapılan değerlendirmede; Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının belirtilen iddianamesinde, zabıt katibi olan sanığın mahkemeye sunulan 19.09.2014 tarihli dava dilekçesine ilişkin yasal işlemleri yerine getirmediğinin iddia olunduğu anılan dava dosyasına yatırılan gider avansının zimmete geçirildiğine dair bir anlatıma yer verilmediği ve zimmet suçundan kamu davası açılmamış olduğu halde zimmet suçundan usulüne uygun olarak kamu davasının açılması sağlanmadan ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan düzenlenen iddianamenin kapsamı dışına çıkan görevsizlik kararına dayanılarak yargılama yapılıp yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de;

Sanık hakkında zimmet suçuna ilişkin zincirleme suç hükümleri uygulanırken eylem sayısı ve ağırlığıyla orantılı olmayacak şekilde alt sınır esas alınmak suretiyle uygulama yapılarak eksik cezaya hükmolunması,

Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53/1. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

Kanuna aykırı, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321 ve 326/son maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA 21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***