"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Zimmet
HÜKÜM: Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık ... hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı Kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar aynı Kanun'un 53/1-d madde-fıkra ve bendindeki tüm hak ve yetkileri kullanmasının yasaklanmasına karar verilmesi yerine; kamu görevinden yasaklanmasına karar verilmek suretiyle sınırlı uygulama yapılması ile aynı Kanun'un 53/1-d madde-fıkra ve bendinin hüküm fıkrasında gösterilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Delillerle iddia ve savunma, yapılan yargılama göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen sanığın temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,
Sanıklar ... ..., ..., ... hakkında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Sanıklar hakkında ... 29.06.1999 tarihli olağan genel kurul toplantısında ... ilçesi ... Mevkiinde 26 Ada 8 parsel sayılı arsasının tapusunun ...'e verilmesi konusunda yönetim kuruluna yetki verilmesine rağmen tapusunun devredilmediği, 28.11.2011 tarih ve 120 sayılı karar ile yönetim kurulu başkanı ... ve başkan yardımcısı ... imzalarıyla ... ve ... ....'in üye kayıtlarının yapıldığı, 1997 ve 2011 yılları arasında yapılması gereken genel kurul toplantılarının 30.08.2012 tarihinde yapılmasına karar verildiği, aynı tarihli ve 122 sayılı karar ile genel kurul toplantısında tasfiye yönetim kuruluna iki yıllığına sanık ...'ın başkan, sanık ... ....in başkan yardımcısı ve sanık ...'in muhasip üye olarak seçildiği, anılan genel kurul toplantısında adı geçen taşınmazın satışına karar verilmesi üzerine resmi kayıtlara göre 15.000 TL'ye ... dışında başka bir kişiye satışının yapıldığı, taşınmazın gerçekteki değerinin ise daha fazla olduğu ve bu tutarların sanıkların uhdesinde bulunduğundan bahisle zimmet suçundan açılan kamu davasında, her ne kadar mahkemece sanıklar ... ..., ... ve ...'in mahkumiyetlerine hükmolunmuş ise de; sanık ...'ın savunmasında tapu masraflarının düşülmesi sonucunda kalan parayı kooperatiften alacağının olması nedeniyle uhdesinde tuttuğunu belirtmesi, diğer sanıkların bu paradan pay aldığına dair bir iddiasının bulunmaması, sanıklar ... ve ...'in savunmalarında genel kurul toplantı ve karar nisabının sağlanabilmesi amacıyla sanık ...'nin ricası üzerine kooperatife üye olduklarını, arsanın satışı ile ilgilerinin bulunmadığını belirtmeleri karşısında, ... ile ilgili işlerin fiiilen sanık ... tarafından yürütüldüğü ve satıştan alınan paranın sanığın uhdesinde bulunduğu, sanıklar ... ve ...'in satış kararında yalnızca imzalarının bulunduğu, sanık ...'in ise imzasının dahi olmadığı nazara alındığında, ... başkanının eylemlerine iştirake ilişkin sanıkların savunmalarının aksine atılı suçu işlediklerine dair mahkumiyete yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, atılı suçtan beraatleri yerine yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin birinci fıkrasıyla ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar aynı Kanun'un 53/1-d madde-fıkra ve bendindeki tüm hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmalarına karar verilmesi yerine; kamu görevinden yasaklanmalarına karar verilmek suretiyle sınırlı uygulama yapılması ile aynı Kanun'un 53/1-d madde-fıkra ve bendinin hüküm fıkrasında gösterilmemesi,
Kanuna aykırı, sanıklar ve müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.