Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2011/241 Esas, 2015/252 Karar

SUÇLAR : Zimmet, resmi belgede sahtecilik

HÜKÜMLER : Mahkumiyet (zincirleme basit zimmet ve kamu görevlisinin zincirleme resmi belgede sahteciliği suçlarından)

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Tarım ve Orman Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve bu suçtan kurulan hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 18/2. maddesi gereğince Tarım ve Orman Bakanlığının başvuru tarihinde bu suç yönünden müdahil sıfatını kazandığına diğer taraftan Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hâli" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hâkkı vermeyeceği, bu nedenle sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasına 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Tarım ve Orman Bakanlığının katılma ve hükmü temyiz hakkının bulunmadığı, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca ... vekilinin kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin REDDİNE, katılan ... vekilinin zimmet suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin vekalet ücretine münhasır olduğu ancak temyiz aşamasında vekalet ücretine hükmedilemeyeceği gözetilerek, incelemenin sanık müdafiinin temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

1) Sanık hakkında zincirleme basit zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Sanığın yüklenen suçu sahte belgeler düzenlemek suretiyle işlediği iddia olunduğu halde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 247/2. maddesi kapsamında zimmetin nitelikli olma vasfının karar yerinde tartışılmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Delillerle iddia ve savunma, yapılan yargılama göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,

2) Sanık hakkında kamu görevlisinin zincirleme resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde ise;

Suç tarihinde Bayat Çiftçi Malları Koruma Başkanlığında muhasebeci ve tahsildar olarak görev yapan sanığın, sahte tediye fişleri düzenleyerek kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu işlediğinin iddia ve kabul edildiği somut olayda; sahtecilik suçlarında belgenin sahte olup olmadığının, sahte ise iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespitinin hakime ve mahkemeye ait bir husus olması nedeniyle suça konu sahte belge asıllarının huzurda incelenip, yapılan gözlemin zapta geçirilmesi, bu durumun gerekçeli kararda tartışılması sonrasında sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı şekilde atılı suçtan mahkumiyet hükmü kurulması,

Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, sanığın kazanılmış hakkı saklı tutularak, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 30.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***