Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2019/1528 Esas, 2019/2182 Karar

SUÇTAN ZARAR GÖREN : İçişleri Bakanlığı

SUÇ : Rüşvet alma

HÜKÜMLER : 1)... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.04.2019 tarihli ve 2018/487 Esas, 2019/188 sayılı Kararı ile; sanıklar hakkında rüşvet alma suçundan açılan kamu davasında eylemlerinin zincirleme şekilde icbar suretiyle irtikap suçunu oluşturduğunun kabulüyle bu suçtan mahkumiyet,

2)İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 17.10.2019 tarihli ve 2019/1528 Esas, 2019/2182 sayılı Kararı ile; ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükümlerinin kaldırılarak sanıkların eylemlerinin rüşvet alma suçunu oluşturduğunun kabulüyle bu suçtan mahkumiyet.

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 17.10.2019 tarihli ve 2019/1528 Esas, 2019/2182 sayılı Kararının sanıklar müdafileri, katılan Hazine ve suçtan zarar gören İçişleri Bakanlığı vekilleri tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre rüşvet alma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan İçişleri Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7417 sayılı Kanun) yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesiyle değişik 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun (3628 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin ikinci fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı kabul edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında zincirleme şekilde icbar suretiyle irtikap suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrasınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

Dosya kapsamına göre uygun görülmeyen sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesi uyarınca reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.... Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.09.2018 tarihli ve 2018/82861 Soruşturma, 2018/27763 Esas, 2018/4150 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında rüşvet alma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 252 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları ve 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.

2.... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.04.2019 tarihli ve 2018/487 Esas, 2019/188 sayılı Kararı ile sanıkların eylemlerinin zincirleme şekilde icbar suretiyle irtikap suçunu oluşturduğu kabul edilerek haklarında bu suçtan 5237 sayılı Kanun'un 250 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 ve 62 nci maddeleri ile 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü ve beşinci fıkraları uyarınca 5 yıl 2 ay 15'er gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve 3'er yıl süre ile kamu görevi yetkisini kullanmaktan yasaklanmalarına şeklinde hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3.Sanıklar müdafileri ile O yer Cumhuriyet savcısının istinaf yoluna başvurmaları üzerine duruşmalı yapılan inceleme sonucu; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 17.10.2019 tarihli ve 2019/1528 Esas, 2019/2182 sayılı Kararı ile ilk derece mahkemesinin sanıkların eylemlerinin sübuta erdiği yönündeki kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş ancak söz konusu eylemlerin hukuki anlamda tek bir fiil olduğu ve rüşvet alma suçunu oluşturduğu değerlendirilerek sanıklar hakkında zincirleme şekilde icbar suretiyle irtikap suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin kaldırılarak 5237 sayılı Kanun'un 252 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi ile 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü ve beşinci fıkraları uyarınca 3 yıl 4'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve 1 yıl 8'er ay süre ile kamu görevi yetkisini kullanmaktan yasaklanmalarına şeklinde hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1.Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; sanığın, ... veya akrabaları ile herhangi bir para alışverişine yönelik konuşma ya da anlaşmasının olmadığına, bu hususun beyanlarla sabit olduğuna, dolayısıyla atılı suçu işlemediğine, özellikle ...'in ...'in kendisinden 1.000 TL para istediği yönündeki anlatımı ve ...'nın beyanlarının mahkemece değerlendirilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, sanığın diğer sanıkla birlikte ...'nın evine gittiği tespit edilen 29.06.2018 tarihinde yıllık izinde olduğuna, ...'in ifadelerindeki çelişkilerin giderilmediğine, sanığın rüşvet suçunu işlemediğine ancak bir suç isnat edilmek istense dahi bunun görevi kötüye kullanma suçu olabileceğine,

2.Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; sanığın kendisi için para almadığına, ... ile ... arasında bir nevi arabuluculuk yaptığına, sanıkların savunmalarının bu yönde olduğuna, ...'nın kovuşturma aşaması beyanları ile ...'in sanıklara güvenmeyerek onları takip edip ...'nın evine girdiklerini gördüğü yönündeki ifadesinin de savunmaları doğruladığına, dosyada bu hususun aksini ispat eden delil bulunmadığına, kaldı ki olayda rüşvet anlaşması da olmadığına,

3.Katılan Hazine vekilinin temyiz isteği; sanıkların hem rüşvet alma hem de icbar suretiyle irtikap suçunu işledikleri halde eksik incelemeye dayalı olarak kurulan hükümlerin usul ve yasaya aykırı olduğuna,

4.Katılan ... vekilinin temyiz isteği ise; bakanlığın dava ve duruşmalardan haberdar edilmeden yargılama yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, dava taraflarına bildirilmiş olsaydı vekalet ücretine hak kazanacaklarına, bu sebeple lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine, ayrıca sanıklar hakkında mahkumiyet hükümleri kurulurken alt sınırdan ceza verilmesinin caydırıcılığı azalttığına dolayısıyla üst sınırdan veya alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılmaları gerektiğine,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Güngören İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesinde polis memuru olan sanıkların suç tarihinde tanık ...'in mağdur, katılan ...'in ise şüpheli olduğu cinsel saldırı suçuna ilişkin yapılan tahkikat dosyasında görevli oldukları, ...'nın beyanının alınması akabinde sanıkların iddia konusu olayla ilgili günün nöbetçi Cumhuriyet savcısını bilgilendirdikleri ve ...'in ifadesinin alınarak serbest bırakılması, evrakın ise ikmalen gönderilmesi talimatı aldıkları, ... hakkında şüpheli sıfatıyla işlem yapılmakta olduğu sırada ...'in akrabalarından amcası tanık ... ile amcasının oğlu tanık ...'in de ilçe emniyet müdürlüğünde bulunduğu, sanıkların talimat gereği ...'in ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılması gerekirken savcılık talimatını ...'den gizlemek suretiyle şahsa hitaben gözaltında tutulacağını daha sonra da tutuklanacağını söyledikleri, bu şekilde ... üzerinde baskı oluşturdukları, karakolda ... aracılığıyla ...'den 5.000 TL para istedikleri, şahsın da ...'a banka kartını vererek bankamatikten 3.000 TL para çekmeye gönderdiği, ...'ın 1.000 TL para çekerek geldiği ve ...'e verdiği, söz konusu işlemin dosya arasında mevcut banka dekontu ile sabit olduğu, ...'in üzerindeki para ile birlikte 2.000 TL'yi sanıklara vermeyi teklif ettiği ancak sanıkların miktarı az bularak kabul etmedikleri ve 10.000 TL istedikleri, ...'i ifade işlemi sonrasında rapor almak için hastaneye götürürlerken ekip aracını bankamatiğin yakınında bekleterek para çekmesini söyledikleri, ...'in de ekip aracından inerek bankamatikten para çektiği ve toplam 3.000 TL parayı sanıklara verdiği, kalan 7.000 TL'nin ise daha sonra verilmesi konusunda anlaştıkları, devam eden süreçte sanık olan polis memurlarının ...'den parçalar halinde kalan 7.000 TL ve yapılan tahkikat dosyasının şikayetçisi ...'ya verileceğinden bahisle 2.000 TL olmak üzere toplam 12.000 TL para aldıkları, tahkikatın başladığı tarihten itibaren yaşanan tüm bu süreçte sanıkların ...'e paraların verilmesinden sonra dosyanın kapanacağını belirttikleri hatta tahkikat dosyasının şahsi araçlarında olduğunu da bildirdikleri, sanıkların paranın verilmesinden sonra aralarındaki anlaşmaya göre dosyanın kapanmasını bekleyen ...'in yanına gittikleri ve bugüne kadar verilen haricinde 30.000 TL daha isteyerek şahsı zorladıkları, ...'in ise o kadar para veremeyeceğini söylediği, sanıkların da parça parça vermesini istedikleri, katılanın bu durumu ...'ye anlattığı, ...'nin ise şikayetçi olmasını tavsiye ettiği, sonraki süreçte ...'in sanıklarla görüşerek parayı temin edemediğini söyleyip onları oyaladığı, aralarındaki görüşmeleri telefonla kayıt altına aldığı, devamında savcılığa şikayette bulunduğu, şikayet sonrası yapılan görüşmeleri de kaydettiği, son olarak bir miktar parayı temin ettiğini sanıklara bildirip suçüstü yapılmak üzere kollukça önceden seri numaraları tespit edilen paraların sanıklara teslim edildiği ve bu paralar ile sanıkların yakalandığı,

Sanıkların savunmalarında üzerlerine atılı suçlamayı kabul etmedikleri, katılan tarafından söz konusu paraların kendilerine tahkikat evrakının mağduru ...'ya teslim edilmek üzere verildiğini bildirdikleri ancak ...'nın soruşturma aşamasında alınan beyanında kendisine sanıklar tarafından para verilmediğini ifade ettiği, bunların yanında ...'nın kovuşturma aşamasındaki beyanlarının kendi içerisinde çelişkili olduğu, ayrıca tahkikat dosyasının aynı gün 27.05.2018 tarihinde ... Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmek üzere fezlekesinin hazırlanmasına rağmen sanıkların suç üstü yakalandıkları 10.08.2018 tarihine kadar savcılığa gönderilmediği gibi evrakın daha önce ...'e bildirildiği üzere şahsi araçlarında bulunduğu gözetildiğinde savunmalara itibar edilmediği,

... tarafından sunulan banka dekontları, ekip arabasının GPS kayıtları ve sanıkların dolaylı ikrarlarından anlaşılacağı üzere ...'in ifade işleminden sonra ekip aracı ile sağlık kontrolüne giderken bankamatikte durduklarının ve şahsın araçtan inerek para çektiğinin sabit olduğu, dosyada mevcut ses ve görüntü çözüm tutanağından anlaşılacağı üzere ...'in sanık ... ile telefon görüşmesi yaptığı, görüşme içeriklerinin ...'in anlatımı ile uyumlu olduğu ve sanıkların şahıstan para aldıklarının anlaşıldığı, her ne kadar sanıkların rüşvet alma suçundan cezalandırılmaları talep edilmişse de; somut olayda ... ve tanıklar ... ile ...'nin beyanları dikkate alındığında ... ve sanıklar arasında rızaya dayalı karşılıklı bir anlaşmanın bulunmadığı, sanıkların istediği paranın verilmediği takdirde gözaltına alınıp, tutuklanacağını düşünen ...'in parayı vermeye mecbur bırakıldığı, bu yönde baskı uygulandığı, polis olarak görevli olan sanıkların savcılık tarafından verilen serbest bırakma talimatına rağmen sıfatlarını kötüye kullanarak ... tarafından kendilerine maddi çıkar sağlanması için şahsı icbar ettikleri, tüm maddi menfaatlerin sanıkların zorlaması sonucu gerçekleştiği kabulüyle sanıklar hakkında zincirleme şekilde icbar suretiyle irtikap suçundan cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk derece mahkemesince suçun sübutuna ilişkin kabulün yerinde olduğu ancak olayın icbar sureti ile irtikap suçunu oluşturacağına ilişkin değerlendirmenin yerinde olmadığı, icbarın varlığından söz edebilmek için kamu görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında, kişinin haklı bir işinin gereği gibi hiç ya da en azından vaktinde görülmeyeceği endişesiyle, kendisini mecbur hissederek menfaat sağlaması gerektiği, somut olayda ise ...'in haklı bir işinin görülmeyeceği endişesi içerisinde olduğundan bahsedilemeyeceği, şahsın şüphelisi olduğu cinsel saldırı dosyasından kurtulmak amacı ile hareket ettiği, sanıkların da kendisini bu durumdan kurtarabilecekleri ve dosyasını kapatabilecekleri vaadi ile para istedikleri, tarafların bu konuda anlaştıkları ve sanıklara bir miktar paranın verildiği, ileriki süreçte sanıkların daha fazla para istemelerinin suç vasfını değiştirmeyeceği çünkü ...'in olayın her aşamasında dosyası ile igili olarak ne gerekiyorsa yapılmasını söyleyip sanıkların talebini reddetme iradesine sahip olduğu ve bu nedenle de gelişen süreçte sanıkların eylemlerinin irtikap suçuna vücut vermeyeceği, polis memuru olan sanıkların görevlerinin ifası ile ilgili bir işi yapmamak ya da en azından gerektiği gibi ve zamanında yapmamak için menfaat talep etmeleri şeklindeki eylemlerinin rüşvet suçunu oluşturacağı, sanıkların başlangıçta ... hakkındaki cinsel saldırı dosyasını kapatma karşılığı onunla anlaştıkları ve bu anlaşma ile rüşvet suçunun tamamlandığı, daha sonra değişik zamanlarda aynı anlaşma çerçevesinde değişik miktarlarda paralar istemelerinin ayrı suç oluşturmayacağı gibi olayda zincirleme suç koşullarının da bulunmadığı kabul edilerek ilk derece mahkemesince verilen hükümlerin kaldırılmasına ve sanıkların rüşvet alma suçundan ayrı ayrı mahkumiyetlerine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

İçişleri Bakanlığının 7417 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesiyle değişik 3628 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin ikinci fıkra hükmü uyarınca temyiz başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazanması karşısında tebliğnamede bakanlığın dava ve duruşmalardan haberdar edilmeden yokluğunda yargılama yapılarak hükümler kurulduğundan bahisle bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş, katılan ...'in başlangıçta yetkili makamlara başvurma imkanı olduğu halde başvurmayarak ve akabinde sanıklardan şikayetçi olması sonrası yasayla düzenlenen usul ve esaslara uyulmadan bizzat elde ettiği görüşme kayıtlarının ani gelişen ve bir daha elde edilme imkanı bulunmayan kanıt niteliğinde sayılamayacağı nazara alınmadan hükme esas alınması hukuka aykırı ise de; bu deliller dışlandığında dahi mevcut diğer delillere göre sanıkların eylemlerinin sabit olduğu anlaşıldığından belirtilen husus bozma nedeni yapılmamış, ilk derece ve bölge adliye mahkemelerince yapılan yargılama sırasında kamu davasına katılma isteminde bulunmayan ve katılmasına karar verilmeyen İçişleri Bakanlığı yararına kanun yolu muhakemesinde vekalet ücretine hükmolunmasına yasal olanak bulunmadığı gözetildiğinde adı geçen bakanlık vekilinin bu yöndeki temyiz itirazı ile yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre temyiz isteminde bulunanların diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanıklar hakkında açıkça bu bentteki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmalarına karar verilmesi yerine, "Görevli polis memuru olan sanıkların TCK'nın 53/5. maddesi gereğince aldığı ceza gözetilerek kamu görevi yetkisini kullanmaktan cezanın infazından sonra işlemek üzere takdiren ayrı ayrı 1 yıl 8'er ay süre ile yasaklanmalarına," şeklinde infazda tereddüt oluşturacak biçimde uygulama yapılması hukuka aykırı bulunmuş ancak tespit edilen bu hukuka aykırılığın Dairemiz tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanıklar müdafileri ve katılanlar vekillerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 17.10.2019 tarihli ve 2019/1528 Esas, 2019/2182 sayılı Kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesi gereği hüküm fıkrasındaki 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmasına ilişkin "Görevli polis memuru olan sanıkların TCK'nın 53/5. maddesi gereğince aldığı ceza gözetilerek kamu görevi yetkisini kullanmaktan cezanın infazından sonra işlemek üzere takdiren ayrı ayrı 1'er yıl 8'er ay süre ile yasaklanmalarına," şeklindeki ibarenin "Suçu 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanıkların aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere, 1 yıl 8'er ay süreyle bu hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmalarına," şeklinde değiştirilmesi suretiyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.10.2023 tarihinde karar verildi.

***