"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/554 Esas, 2021/185 Karar
ŞİKAYETÇİ : ...
KATILANLAR : Hazine, ..., Sınırlı Sorumlu Safir Konut Yapı Kooperatifi, ..., ..., ..., ..., ...
SUÇLAR : Nitelikli dolandırıcılık (25.03.2005 tarihli iddianameye konu eyleme ilişkin sanıklar ... ve ... hakkında), resmi belgede sahtecilik (aynı iddianameye konu eyleme ilişkin sanık ... hakkında), basit zimmet (06.10.2008 tarihli iddianameye konu eyleme ilişkin sanık ... hakkında), zincirleme nitelikli zimmet (21.09.2010 tarihli iddianameye konu eyleme ilişkin sanıklar ... ve ... hakkında), ihmali davranışla görevi kötüye kullanma (sanıklar ... ve ... hakkında) 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na muhalefet (sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında)
HÜKÜMLER : Mahkumiyet (sanıklar ... ve ... hakkında zimmet ve dolandırıcılık eylemlerinin kül halinde zincirleme nitelikli zimmet suçunu oluşturacağı kabulüyle bu suçtan), zamanaşımı nedeniyle düşme (sanıklardan ... hakkında değişen suç vasfına göre basit zimmet, ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçlarından, ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında atılı suçlardan kamu davasının reddi (sanık ... hakkında 06.10.2008 tarihli iddianameye konu eyleme ilişkin zimmet suçundan)
TEMYİZ EDENLER : Katılan ... ve şikayetçi vekilleri, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafiileri, sanık ...
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafiinin sanıklar hakkında zamanaşımı nedeniyle verilen düşme hükümlerini temyizde hukuki yararı bulunmadığından, keza Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanıklara isnat edilen zimmet, dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, görevi kötüye kullanma ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na (1163 sayılı Kanun) muhalefet suçlarından doğrudan zarar görmeyen ... ve ...'nun bu suçlar yönünden kamu davasında katılma ve temyiz haklarının bulunmadığı, Mahkemece ... hakkında usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşıldığından, sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafii ile ... ve ... vekillerinin temyiz istemlerinin, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin sanıklar ... ve ... müdafii ile sanık ...'nın bu sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
1.Sanık ... hakkında zincirleme nitelikli zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın hükümden sonra 11.03.2024 tarihinde vefat ettiği UYAP sisteminden temin edilen nüfus kayıtlarından anlaşıldığından, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 64/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2.Sanık ... hakkında zincirleme nitelikli zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Sanığın, S.S. Safir Konut Yapı Kooperatifi başkanı olarak görev yaptığı dönemde, kooperatif karar defterinin 17.08.1996 tarihli ve 80 sayılı yönetim kurulu kararının alındığı sayfasında tahrifat yaparak, oğlu olan temyiz dışı sanık ... gerçekte kooperatifte çalışmadığı halde 05.04.1996-20.04.1997 tarihleri arasında (180 gün), 01.01.1998-31.03.2001 tarihleri arasında (1130 gün), 15.11.2001-31.12.2001 tarihleri arasında (46 gün) ve 05.02.2002 - 15.07.2002 tarihleri arasında (159 gün) çalışmış gibi gösterip toplamda 20.450 TL maaş ödemesi yapılmasına ve sigorta primlerinin yatırılmasına sebebiyet verdiği, keza kooperatif üyeleri olan ... ve ...'dan kooperatif aidatı olarak elden tahsil ettiği 3.180 TL'yi kooperatif kayıtlarına intikal ettirmeyerek uhdesinde tuttuğu şeklinde sübutu kabul edilen somut olayda;
... ve ...'dan kooperatif aidat olarak farklı zamanlarda çok defada tahsil ettiği 3.180 TL'yi kooperatif hesaplarına intikal ettirmeyerek uhdesinde tuttuğu iddiasına ilişkin sanığın aşamalarda alınan savunmalarında, kendisinin kayıtlara göre kooperatiften alacaklı göründüğünü ancak herhangi bir alacağının olmadığını, ortaklardan elden yaptığı tahsilatların muhasebe hatası sonucunda ilgili hesaba aktarılmadan kasaya intikal ettirilmiş olduğunu, kendisinin tahsil ettiği aidat ücretlerini kısa süreler içinde kooperatif kayıtlarına intikal ettirdiğini savunması ile dosya kapsamında temin edilen bilirkişi raporlarında muhasebe kayıtlarının düzgün tutulmamasında dolayı somut ve objektif tespitlerde bulunulamaması karşısında, sanığın savunmalarının aksine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, "Şüpheden sanık yararlanır." ilkesi gereğince bu isnat yönünden 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraati yerine yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması,
Diğer yandan temyiz dışı sanık ...'nın banka hesabına, bahsi geçen tarihler arasında para yatırıldığı ve bu paranın anılan temyiz dışı sanık tarafından çekildiğine ilişkin tespitin, dosya kapsamında bulunan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişi ... ve dönemin kooperatif yöneticileri Abdülcelil Hakan ve ...'nın imzalarının bulunduğu 14.06.2004 tarihli tutanak doğrultusunda yapıldığı, bu tutanakta yer alan bilgilerin beyanlara dayalı olması ve belgelendirilmek suretiyle doğrulanmaması nedeniyle hükme esas alınamayacağı nazara alınarak, ...'ya kooperatifte fiilen çalışmadığı döneme ilişkin maaş ödemesi yapılıp yapılmadığının banka hesaplarından tespiti ile yapılması halinde buna ilişkin makbuz veya dekontların getirtilerek incelenmesi ayrıca sigorta primlerinin kooperatif tüzel kişiliği tarafından yatırılıp yatırılmadığının Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'ndan sorulması sonrasında sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi, keza Anayasa'nın 141, 5271 sayılı Kanun'un 34, 230 ve 289/1-g maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının sanığı, katılanı, Cumhuriyet savcısını ve herkesi tatmin edecek, temyiz denetimine olanak verecek biçimde olması ile Yargıtayın gerekçelerde tutarlılık denetimi yapması ve bu açılardan mantıksal ve hukuksal bütünlüğün sağlanması için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması ilkelerine uyulması gerektiği nazara alınarak, Harun Arıdıcının kooperatifte fiilen çalıştığına yönelik tanık beyanlarının gerekçeli kararda tartışılması gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-d maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında, 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezasının yarısından bir katına kadar 5237 sayılı Kanun'un 53/1-d madde-fıkra ve bendindeki tüm hak ve yetkilerin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi yerine, kooperatif yöneticisi veya denetçisi olmaktan yasaklanmasına karar verilmek suretiyle sınırlı uygulama yapılması,
Kanuna aykırı, sanık ... ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 27.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.