"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2011/264 Esas, 2016/150 Karar
SUÇTAN ZARAR GÖRENLER : İçişleri Bakanlığı, Hazine
SUÇLAR : Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve bu suça azmettirme, rüşvet alma, rüşvet verme
HÜKÜMLER : Sanıklardan ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ile bu suça azmettirmeden beraat, ..., ... ve ... haklarında rüşvet verme ve rüşvet alma suçlarından beraat, ..., ... ve ... haklarında ölüm nedeniyle düşürülme, ..., ..., ... ve ... haklarında değişen suç vasfına göre hekimin hükümetçe güvenilecek ve inanılacak bir belgeyi hatıra binaen gerçeğe aykırı olarak düzenlemesi suçundan zamanaşımı nedeniyle düşme ve söz konusu suçtan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, ... hakkında söz konusu suçtan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve bu suça azmettirmeden mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Suçtan zarar görenler İçişleri Bakanlığı ve Hazine vekilleri, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... müdafiileri ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ..., ... ve ...
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, bozma, düşme, onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre rüşvet alma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan İçişleri Bakanlığı ile rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından katılan sıfatını alabilecek surette zarar gören Hazinenin kanun yoluna başvurma haklarının bulunması ve hükümlerin vekilleri tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususları karşısında, 3628 sayılı Yasa'nın değişiklik öncesindeki 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca Hazinenin, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 18/2. madde ve fıkra hükmü gereğince de İçişleri Bakanlığının başvuru tarihinde anılan suçlar bakımından müdahil sıfatını kazandıklarına, sanıklardan ... ve ... hakkında verilen beraat, ... hakkında verilen ölüm nedeniyle düşme hükümlerini temyizinde hukuki yararı bulunmadığından müdafiilerinin, keza Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, tüm sanıklar hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve bu suça azmettirme suçundan katılanlar Hazine ve İçişleri Bakanlığının, sanıklardan ... ve ... haklarında rüşvet verme suçundan açılan kamu davasına ise 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen İçişleri Bakanlığının katılma haklarının olmadığı anlaşılmakla, vekillerinin tüm sanıklar haklarında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve bu suça azmettirme suçundan kurulan hükümlere, İçişleri Bakanlığı vekilinin sanıklar ... ve ... hakkında rüşvet verme suçundan verilen beraat hükümlerine, ..., ... ve ... müdafiilerinin adı geçen sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin, öte yandan Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.06.2012 gün 616-218, 13.12.2011 gün 237-259, 16.12.2008 gün 144-234, 23.09.1974 gün 227-408 ile 16.04.1973 gün 213-345 sayılı Kararlarında da belirtildiği üzere, eski hale iade istemleri hakkında inceleme ve karar verme görevi Yargıtay ilgili dairesine ait olup, sanık ...'ın 22.11.2016 tarihli dilekçesinin içeriği itibariyle eski hale getirme ve temyiz talebi niteliğinde olduğu anlaşıldığından, Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.12.2016 tarihli ek Kararının yok hükmünde olduğu gözetilerek, sanık ...'ın 12.08.2016 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilen hükmü 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süre içerisinde temyiz etmediği anlaşıldığından ve eski hale getirme nedenleri de yerinde görülmediğinden vaki isteminin ve bir kısım sanıklar müdafiinin tayin olunan ceza miktarına nazaran uygun görülmeyen duruşmalı inceleme talebinin, 1412 sayılı Kanun'un 317. ve 318. maddeleri uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, tebliğnamede temyiz edenler arasında yer verilen ... hakkındaki kamu davasının ölüm nedeniyle düşmesine dair hükme yönelik temyiz talebi bulunmadığı gözetilerek, temyiz dilekçelerinin içeriğine göre incelemenin, katılanlardan Hazine vekilinin ..., ... ve ... haklarında rüşvet verme ve rüşvet alma suçundan kurulan beraat, İçişleri Bakanlığı vekilinin sanık ... hakkında rüşvet alma suçundan kurulan beraat, müdafiilerinin ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve bu suça azmettirme suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... ve ...'ın haklarında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve bu suça azmettirme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazları ile SINIRLI ve DURUŞMASIZ OLARAK yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık ...'ın isminin hükümde “...”, ...'in "..." olarak yazılması mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata kabul edilmiştir.
1)Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçuna azmettirmeden kurulan hükümlere yönelik temyizlerin incelenmesinde;
Delillerle iddia ve savunma, yapılan yargılama göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafiileri ile ..., ..., ...'ın temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükümlerin ONANMASINA,
2)Sanıklardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve bu suça azmettirmeden ..., ... ve ... haklarında rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyizlerin incelenmesinde;
Sanıklardan ...'un 02.04.2024, ...'ın 04.10.2022, ...'in 31.12.2020, ...'ın 20.04.2024, ...'nun 16.02.2021, ...'ın 28.02.2020 tarihinde hükümden sonra vefat ettikleri UYAP sisteminden temin edilen nüfus kayıtlarından anlaşıldığından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 64 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca bir karar verilmesi gerektiği; öte yandan sanıklar, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a isnat olunan kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve bu suça azmettirme, ..., ... ve ...'a isnat olunan rüşvet verme ve rüşvet alma suçlarının, suç tarihlerinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 212/2, 213/1 ve 339. maddelerinde öngörülen cezalarının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 102/3 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 10 yıllık asli ve 15 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, son suç tarihi olan 11.03.2005 ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasa'nın 322, 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkındaki kamu davalarının ölüm, diğer sanıklar hakkındaki kamu davalarının ise zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
3)Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan ve bu suça azmettirmeden kurulan hükümlere yönelik temyizlerin incelenmesinde;
Mahkemenin dosyadan el çektikten sonra 24.10.2016 tarihinde sanık ... hakkında verdiği ek Kararın hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Hüküm fıkrasının "25. Olay" başlıklı bölümünün (3 ) nolu paragrafında sanıklardan ... yerine ...'ın ismine yer verilmek suretiyle karışıklığa neden olunması,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, mülga 765 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun'un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması, aynı suç işleme kararıyla ve aynı anda düzenlenen belgelerle ilgili olarak ise tek bir suçtan hüküm kurulması icap ettiği ve birden çok sahte belgenin düzenlenmesi ile kullanılması olgusunun 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında dikkate alınabileceği gözetilerek; sanık ... hakkında tek bir belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması, diğer sanıkların ise bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda işlediği sahtecilik suçlarının kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği ve bu suça azmettirme olarak kabul edilmesi gerektiği nazara alınmadan haklarında yazılı şekilde cezalar tayin edilmesi,
Kabule göre de;
Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen kamu görevlisi sanıklar hakkında, aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca hükümlerin BOZULMASINA 21.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.