Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2021/46 Esas, 2021/216 Karar

SUÇ: Zincirleme şekilde rüşvet verme

HÜKÜM: Değişen suç vasfına göre zincirleme şekilde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçuna azmettirmeden açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, ... Genel Müdürlüğünün sanığa yüklenen rüşvet verme suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre doğrudan zarar görmediği, bu itibarla kamu davasına katılma ve hükmü temyiz etme hakkının olmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla, vekili aracılığıyla yapmış olduğu temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca REDDİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin, sanığın hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne, katılan Hazine vekilinin ise vekalet ücretine hasren vaki temyiz itirazlarıyla SINIRLI OLARAK YAPILMASINA karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Temyiz incelemesi yapılan bu dosya ile Dairemizin 2025/2190, 2022/2626 ve 2024/6688 Esas sıralarına kayıtlı dosya arasında fiili ve hukuki bağlantı bulunduğu görülerek dosyaların birlikte yapılan incelemesinde;

Sanığın oluşa uygun olarak sübutu kabul edilen eylemlerine uyan zincirleme şekilde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçuna azmettirmenin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 38/1. maddesi delaletiyle 257/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 11.05.2009 tarihli sorgu ile hüküm tarihi arasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile ilgili durma süreleri eklendiğinde dahi bu sürenin gerçekleştiği nazara alınarak, kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kanuna aykırı, katılan Hazine vekili ile sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince zamanaşımı sebebiyle DÜŞMESİNE 01.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***