Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2018/486 Esas, 2018/1732 Karar

SUÇ : Zimmet

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 7343 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'na (1136 sayılı Kanun) eklenen ve 30.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren geçici 24. madde ile 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle 1136 sayılı Kanun'un 59. maddesine eklenen beşinci fıkra uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1) Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.04.2017 tarihli ve 2016/202 Esas, 2017/101 sayılı Kararı ile sanığın basit zimmet suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247/1, 248/2 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca da hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.

2) Sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 03.07.2018 tarihli ve 2018/486 Esas, 2018/1732 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

3) Sanık müdafiinin temyiz istemi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 03.09.2020 tarihli ve 2018/486 Esas, 2018/1732 sayılı ek Kararı ile temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.

4) Dairemizin 25.10.2021 tarihli ve 2020/6617 Esas, 2021/4943 Karar sayılı ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek kararın onanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanığın temyiz istemi, katılanın zarara uğramadığına, sonradan şikayetinden vazgeçtiğine, parayı tahsil ettikten sonra ödenecek hisseler belli olmadığından eksik hususların tamamlanmasına uğraşıldığına, hakkında verilen hükmün bozulması ve beraat kararı verilmesi gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.

III. GEREKÇE

Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.04.2017 tarihli ve 2016/202 Esas, 2017/101 sayılı Kararı ile sanığın zimmet suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 03.07.2018 tarihli ve 2018/486 Esas, 2018/1732 Karar sayılı ilamı ile esastan reddine karar verildiği, sanık müdafiinin bu karara vaki temyizinin Bölge Adliye Mahkemesince 03.09.2020 tarihli ek Karar ile hükmün kesin nitelikte olduğundan bahisle reddedildiği, sanık müdafii tarafından ek Kararın temyizi üzerine Dairemizin, 25.10.2021 tarihli ve 2020/6617 Esas, 2021/4943 Karar sayılı ilamı ile ek Kararın onandığı, ancak bu karardan sonra yürürlüğe giren 7343 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'na (1136 sayılı Kanun) eklenen ve 30.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren geçici 24. madde uyarınca kesinleşen karara karşı temyiz yolunun açıldığı ve sanığın 04.12.2021 tarihli dilekçesi ile hükmü Kanunda öngörülen 15 günlük yasal süre içerisinde temyiz ettiği, bu itibarla Dairemizce verilen ek Kararın onamasına ilişkin kararda karar tarihi itibarıyla bir isabetsizlik bulunmadığı gözetilerek yapılan incelemede;

Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; sanık ile katılan arasındaki vekalet ilişkisinde kamu otoritesi ve kamu gücünün kullanılmadığı, söz konusu paraların teslim edilmesinin sanığın avukat olmasının doğal sonucu değil katılan tarafından şahsına duyulan güven ilişkisi nedeniyle gerçekleştirildiği ve buna bağlı olarak da aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında kaldığı gözetildiğinde, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 155/2. maddesinde tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve 24.10.2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253/1-b maddesine eklenen alt bentler arasında yer alan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesinin ''Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur'' hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.

IV. KARAR

Başkaca yönleri incelenmeyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 03.07.2018 tarihli ve 2018/486 Esas, 2018/1732 sayılı Kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun'un 302/2 ve 307/5. maddeleri gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.10.2024 tarihinde karar verildi.

***