Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2014/6 Esas, 2014/201 Karar

SUÇ : Zincirleme basit zimmet

HÜKÜM : Mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;

Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun, 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanık hakkında açılan kamu davasına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 237. maddesine göre zimmet suçundan doğrudan zarar görmeyen ve oda üyesi olan ... ile ...'ın müdahil olarak katılması mümkün olmayıp verilen hükmü temyiz etme yetkilerinin bulunmadığı, usulsüz olarak kamu davasına katılmalarına karar verilmesi de hükmü temyiz hakkı vermeyeceğinden adı geçenler vekilinin vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE, incelemenin sanık müdafiinin temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Suç tarihinde ... başkanı olan sanığın, Oda adına avukatlarca tahsil edilip kendisine teslim edilen toplam 31.700,37 TL'nin 22.081,68 TL'sini 9 ila 864 gün arasında değişen sürelerle Odanın hesabına, hakkında herhangi bir ihbar, şikayet ve soruşturma olmaksızın geç yatırmak suretiyle kullanma zimmeti, geriye kalan 9.618,69 TL'yi ise soruşturma başlatıldıktan sonra kayıtlara intikal ettirerek temellük zimmeti suçunu işlediği, eylemlerinin kül halinde zincirleme basit temellük zimmeti suçunu oluşturduğu iddia ve kabul olunan somut olayda; sanığın aşamalarda değişmeyen savunmasında, avukat tarafından icra dosyalarından tahsil edilip kendisine verilen paraları Oda sekreterine teslim ettiğini, paraların bu kişi tarafından Odanın banka hesabına geç yatırıldığını beyan etmesi karşısında, gerek kullanma zimmeti gerekse temellük zimmetine konu paraların aynı tarih aralıklarında avukattan teslim alınarak farklı tarihlerde kayıtlara intikal ettirildiği dikkate alındığında, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve sübutu halinde suç vasfının belirlenmesi açısından, suç tarihlerinde Oda denetim kurulu üyeleri ile oda muhasebecisinin kimlik bilgilerinin tespitiyle zimmete konu paraların Oda sekreterine verilme tarihlerine ilişkin tanık sıfatıyla bilgilerine başvurularak beyanlarının alınması, sanığın kullanma zimmeti olarak değerlendirilebilecek eylemleri yönünden, suçun konusunu geçici süreyle kullanılıp iade edilen paradan elde edilen nema oluşturduğundan "nema miktarı" bilirkişiye hesaplattırılıp, toplam zimmet miktarının tespitiyle sonucuna göre hukukî durumunun belirlenmesi ve 5237 sayılı Kanun'un 249. maddesinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığı hususunun da karar yerinde tartışılması gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de;

Sanığın kullanma zimmeti olarak kabul edilen eylemleri yönünden, geçici süre kullanılan paranın nemasını ödemediği halde, hakkında 5237 sayılı Kanun'un 248. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması,

Yüklenen suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53/1-a madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında, ayrıca, aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince cezasının infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hâk ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 06.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***