"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi (İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi)
SAYISI : 2009/175 E., 2010/235 K.
SUÇ : Rüşvet verme
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Kamu görevlisi olmayan sanık ... hakkında rüşvet verme suçundan açılan kamu davasında katılan sıfatını alabilecek surette doğrudan zarar görmesi söz konusu olmayan, bu nedenle anılan suça yönelik verilen hükmü temyiz etme ... bulunmadığı anlaşılan İçişleri Bakanlığının vekili aracılığıyla yaptığı temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi gereği reddine,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre rüşvet verme suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Yasa'nın değişiklik öncesindeki 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı anlaşılmakla, incelemenin katılan Hazine vekilinin temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK'nın, 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin, yapması gereken işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlamasının veya kişilerin bu şekildeki iş için kamu görevlisine çıkar temin etmelerinin rüşvet tanımından çıkarıldığı, bu itibarla suç tarihinde görevin gereklerine aykırı olarak bir işin yapılması veya yapılmaması için rüşvet teklifinde bulunulması durumunda suçun icra hareketleri başlamış olacağından rüşvete teşebbüs, haklı bir hususun temini için rüşvet önerilmesi halinde ise koşullarının bulunması durumunda eylemin kamu görevlisinin ... ve saygınlığına saldırı niteliğinde olması nedeniyle aynı Kanun'un 125/3. maddesinde düzenlenen kamu görevlisine hakaret suçunu oluşturacağı gözetildiğinde, suç tarihi olan 03.05.2009 günü zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmaksızın araç kullandığı iddia edilen sanığın, kontrol amacıyla kendisini durduran Sarıyer İlçe Emniyet Müdürlüğü Önleyici Hizmetler Büro Amirliği bünyesinde polis memuru olarak görev yapan şikayetçilere, hakkında işlem yapılmaması için menfaat teklifinde bulunduğunun, ilgili polis memurlarının beyanları, olaya ilişkin tutanak, sanığın kaçamaklı ikrarı ve tüm dosya kapsamı itibarıyla sabit olduğu ancak suç niteliğinin tayini bakımından sanık hakkında 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesi uyarınca uygulanan idari yaptırım karar tutanağının onaylı ve okunaklı bir sureti dosya arasına getirtilip, anılan madde kapsamında mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğunun işletenlerin sorumluluğunda olduğu nazara alınarak, sanığın mezkur madde çerçevesinde işleten sıfatını taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesi, anılan karara karşı itiraz edilip edilmediği ve kararın kesinleşip kesinleşmediği hususu ile sanık tarafından fotokopisi dosyaya ibraz edilen 30.04.2009 tarihli sigorta poliçesinin hukuken geçerli bir belge olup olmadığı hususlarının araştırılması sonrasında, suç tarihinde sanığın kullanımında olan aracın; zorunlu mali sorumluluk sigortasının bulunmadığının ve sanığın işleten sıfatını haiz olduğunun anlaşılması halinde, eylemin, görevin gereklerine aykırı olarak bir işin yapılmaması için rüşvet teklifinde bulunulmuş ve suçun icra hareketleri başlamış olacağından rüşvete teşebbüs, zorunlu mali sorumluluk sigortasının bulunduğunun veya sanığın işleten sıfatını haiz olmadığının anlaşılması halinde ise haklı bir hususun temini için rüşvet önerilmiş olacağından kamu görevlisinin ... ve saygınlığına saldırı niteliğinde olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 125/3. maddesinde düzenlenen kamu görevlisine hakaret suçunu oluşturacağı gözetilmeden, eksik araştırma ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
Sanığın beraatine karar verildiği halde beraat kararının dayanağını oluşturan uygulama maddesinin hüküm fıkrasında gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 230/2 ve 232/6. maddelerine aykırı davranılması,
Kanuna aykırı, katılan Hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA 23.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.