Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2021/221 Esas, 2021/399 Karar

SUÇTAN ZARAR GÖREN : Hazine

SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma, basit zimmet

HÜKÜM : Beraat

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Hazinenin katılma hakkının olmadığı anlaşıldığından, Hazine vekilinin anılan suç yönünden kurulan hükme yönelik vaki temyiz talebinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunduğu, vekilinin 06.08.2021 tarihli dilekçesi ile davaya katılma talebinde bulunduğu ancak Mahkemece katılma hususunda bir karar verilmediği gibi katılma talebi karara bağlanmayan Hazine vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7417 sayılı Kanun) yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce hükmün katılma talepli olarak temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun değişiklik öncesindeki 18/2 ile 5271 sayılı Kanun'un 237/2. madde ve fıkra hükümleri uyarınca Hazinenin başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı gözetilerek; başvurularının kapsamına göre incelemenin, katılanlardan TEDAŞ vekilinin her iki suçtan, Hazine vekilinin ise basit zimmet suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

A-Sanık Hakkında İcrai Davranışla Görevi Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde:

Sanığın üzerine atılı icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 02.10.2012 tarihli sorgu ile hüküm tarihi arasında bu sürenin gerçekleştiği nazara alınarak kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, kanuna aykırı, katılan TEDAŞ vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,

B-Sanık Hakkında Basit Zimmet Suçundan Verilen Beraat Hükmüne İlişkin Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde İse:

Suç tarihlerinde Yeşilırmak Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi (YEDAŞ) Amasya İl Müdürlüğünde veznedar olarak görev yapan sanığın, kasadan nakit olarak şahıslara veya firma temsilcilerine yapması gereken 2.029 adet ödemede, ödeme yaptığına ilişkin olarak kasa tediye bordrosunun "alanın imzası" bölümünü şahıs veya firma temsilcileri yerine kendisinin imzaladığı, havale veya elektronik fon transferi (EFT) ile yaptığı ödemelere ait banka dekontlarını kasa tediye bordrosuna eklemediği, 338 adet ödemeyi hak sahiplerine 1 ilâ 785 gün arasında değişen sürelerde gecikmeli olarak gerçekleştirdiği, ödemesi gereken 41 adet ve toplam 13.676,48 Türk Lirası (TL) tutarındaki borcu firmalara ödemediği iddiasıyla zimmet suçundan açılan kamu davasında beraatine hükmolunmuşsa da; sanığın müfettiş huzurunda alınan beyanında, "parasal sıkıntı içinde olduğu için alacaklarını takip etmeyen eczane ve hastanelerin paralarını sonradan ödemek üzere kullandığını, kasa tediye bordrolarına da elden ödeme yapılmış veya EFT, havale işlemleri yapılmış gibi gösterip alanın imzası bölümünü imzaladığını, kendisinin hatırladığı ve muhasebe müdürü ile müfettiş tarafından tespit edilen ödemeleri de hak sahiplerinin banka hesaplarına yatırdığını" belirtmesine karşın soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki diğer savunmalarında, "zimmet suçlamasını kabul etmediğini, iddianamede yer alan tüm paraların kasada bulunduğunu, görevden alındıktan sonra kasayı tüm mevcuduyla birlikte yeni veznedara teslim ettiğini, yalnızca bazı ödemeleri iş yoğunluğu nedeniyle gecikmeli yapmak zorunda kaldığını, idari soruşturma sırasında ve sonrasında hiçbir ödeme yapmadığını" beyan etmesi ve savunmaları arasında çelişki bulunması karşısında, sanığın savunmaları arasındaki çelişkilerin giderilerek suç tarihlerine ilişkin olarak tüm kasa sayım ve teslim tutanakları ile sanığın "alanın imzası" bölümünü şahıs veya firma temsilcileri yerine kendisinin imzaladığı belgelerin getirtilip ödemelerin hak sahiplerine sanık tarafından mı yoksa kurum tarafından mı yapıldığı hususunun YEDAŞ'tan sorulması, sanığın yerine veznedar olarak göreve başlayan şahsın tanık olarak ifadesine başvurularak görevi devraldığı tarihte kasa açığının bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa miktarının ne kadar olduğu hususunun öğrenilmesi sonrasında, görev gereği yasal olarak tevdi edilen malın belli bir süre kullanılıp herhangi bir uyarı, ihbar, şikayet veya soruşturma olmaksızın kendiliğinden iade edilmesi halinde fiilin kullanma zimmeti aksi takdirde temellük zimmeti olarak değerlendirilmesi gerektiği ve müfettiş tarafından düzenlenen rapor ile kovuşturma aşamasında aldırılan bilirkişi raporu arasındaki çelişkiler de gözetilerek dava dosyası Sayıştay emekli uzman denetçilerinden oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilerek, sanığın uhdesinde kalan para bulunup bulunmadığını belirleyen, paranın kullanılıp iade edilmiş olması halinde ise nemasına ilişkin hesaplama içeren rapor alınmasından sonra, suç vasfının belirlenmesi ile sanığın hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kanuna aykırı, katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 12.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***