"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/5 Esas, 2015/358 Karar
SUÇ : Edimin ifasına fesat karıştırma (tüm sanıklar hakkında), özel belgede sahtecilik (sanık ... hakkında)
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık ... hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığa isnat edilen özel belgede sahtecilik suçunun 5237 sayılı Kanun'un 207/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 12.05.2015 tarihli mahkumiyet hükmü ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesinin birinci fıkrası uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanıklar hakkında edimin ifasına fesat karıştırma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Türkiye İş Kurumu'na bağlı Uşak Çalışma ve İş Kurumu Müdürlüğü ile Kariyer Meslek Edindirme Kursu-... firması arasında doğrudan temin yöntemi ile % 40 istihdam garantili 79.800 TL bedel üzerinden 02.12.2011 tarihinde 90800-90801 sayılı sözleşmeler ile hasta ve yaşlı refakatçisi kursu hizmeti satın alındığı, sanıklar tarafından kursiyerlerin fiili olarak çalışmadıkları ve herhangi bir ücret almadıkları halde istihdam edilmiş gibi gösterilerek sahte bordrolar düzenlemek suretiyle hizmet alım işinin tamamlandığı izlenimi verilerek edimin ifasına fesat karıştırıldığı iddiasıyla açılan kamu davasında; doğrudan temin konusunun hizmet alım işine ilişkin olması nedeniyle sanıkların eyleminin TCK'nın 236/2-e maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, ancak; 5237 sayılı TCK'nın 236. maddesinde edimin ifasına fesat karıştırma halleri yasa koyucu tarafından tahdidi olarak sayılmış olup, maddede sayılan seçimlik hareketlerin ya da faillik durumunun genişletilmesinin anılan Yasa'nın 2. maddesindeki kanunilik ilkesine aykırılık teşkil edeceğinde bir kuşku bulunmadığından, her ne kadar bir kısım öğretide özgü suç olarak kabul edilmese de madde metni gerekçesiyle birlikte incelendiğinde; 2. fıkranın “a” ve “b” bentlerinde yüklenici konumundaki kişiler ve temsilcileri ile edimin ifası sürecinde görev alan ilgili kamu görevlileri, “c”, “d” ve “e” bentlerinde ise edimin ifası sürecinde görev alan ilgili kamu görevlileri suçun faili olabileceğinden, dolayısıyla söz konusu suçun özel faillik niteliği taşıyan kimselerce işlenebileceğinde bir tereddüt bulunmadığının kabulü gerektiğinden, 5237 sayılı TCK'nın 40/2. maddesine göre özgü suç niteliğinde olan ve aynı Kanun'un 236/2-e maddesi uyarınca edimin ifası sürecinde görev alan kamu görevlisi tarafından işlenebilen edimin ifasına fesat karıştırma suçuna iştirak eden diğer kişilerin azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilecekleri ile somut olayda kamu görevlileri hakkında açılmış bir dava bulunmadığı, fail olmayan suçta şerikliğin de mümkün olamayacağı hususları nazara alındığında, sanıkların işlediği iddia edilen hizmet alım işlerini sözleşmeye aykırı gerçekleştirme eylemlerinin kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunu oluşturabileceği anlaşılmakla, bu suçla ilgili delillerin tartışılıp, yargılama yapma görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kanuna aykırı, sanık ... müdafiinin ve sanıklar ..., ... ve ...'ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca sair yönleri incelenmeyen hükümlerin BOZULMASINA 20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.