"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/244 Esas, 2022/3 Karar
SUÇ : Zincirleme nitelikli zimmet, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık, resmi belgede zincirleme sahtecilik, ihmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1) Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.11.2020 tarihli ve 2016/384 Esas, 2020/239 sayılı Kararı ile sanık hakkında zincirleme şekilde nitelikli zimmet ile kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-a maddesi, resmi belgede zincirleme sahtecilik suçundan ise aynı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine hükmolunmuştur.
2) Katılan ASKİ vekilinin istinaf istemi üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 04.01.2022 tarihli ve 2021/244 Esas, 2022/3 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine dair hüküm kurulmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan ASKİ vekilinin temyiz istemi; kurumun zarara uğraması ve sanığın zararı gidermemesi nedeniyle verilen beraat kararlarının yerinde olmadığına, sanığın vekalet sözleşmesine uymaması nedeniyle sözleşmenin sonlandırıldığına, sanığın kurumun bilgisi dışında uhdesinde para tutmuş olması nedeniyle sanık ile kurum arasında imzalanan rızai fesih sözleşmesinin 3. maddesinde yer alan "kanunda açıkça suç olarak tanımlanan ağır kusur halleri dışında gayri kabili rücu olarak ibra edilmektedir" ibaresinin kapsamında kalan eylemleri gerçekleştirmesi nedeniyle üzerine atılı suçları işlediğine, sanığın gerçeğe aykırı posta irsaliyesi düzenleyerek kurumu 5.374,60 TL tutarında zarara uğrattığının bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olduğuna, sanık avukatın yanında çalışan kişiler bu listeleri düzenlemiş ise de bu durumun sanığın sorumluğunu ortadan kaldırmayacağına, sanık tarafından Adana 14. İcra Müdürlüğünün 2013/28 esas sayılı dosyasından tahsil ettiği 10.400 TL'nin kurum hesabına yatırılmadığına ve bu durumun dosya borçlusu ...'ın verdiği dilekçe ile sonradan ortaya çıktığına ve sair hususlara ilişkindir.
III. GEREKÇE
A) Sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen hüküm yönünden
Sanığın leh ve aleyhindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen ilk derece mahkemesinin beliren takdir ve kanaati ile beraat hükmüne karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usûl ve kanuna uygun olması karşısında katılan vekilinin temyiz itirazları ile hükümde dikkate alınan sair hususlar yönünden de hukuka aykırılık görülmemiştir.
B)Sanık hakkında zincirleme şekilde nitelikli zimmet ile kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık ve resmi belgede zincirleme sahtecilik suçlarından verilen hükümler yönünden
Sanık hakkında zincirleme şekilde nitelikli zimmet ile kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçları açısından yapılan incelemede; katılan ASKİ'nin vekaletnameli avukatı olan sanığın 06.12.2016 tarihli son soruşturmanın açılması kararı ile 02.03.2013 ilâ 18.05.2015 tarihleri arasında takip ettiği icra dosyalarında bir takım usulsüz işler yapmış olması nedeniyle hakkında zincirleme şekilde nitelikli zimmet ile kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçlarını işlediği iddia edilen eylemler ile Dairemizin 2024/1679 Esas sırasına kayıtlı son soruşturma açılmasının açılmasına dair karar tarihleri 20.05.2021 ve 13.07.2018 ile son suç tarihi 20.03.2013 olan eylemleri sebebiyle aynı kuruma karşı zimmet suçunun işlendiği iddia edilen fiillerinde hukuki kesintinin gerçekleşmediğinin dosyaların birlikte yapılan incelemelerinden anlaşılması nedeniyle bu dava dosyalarının birleştirilerek davaların birlikte görülüp delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği nazara alınarak, sanığın aşamalarda değişmeyen savunmalarında, kurumun kendisinden dosyaları teslim edip işten ayrılmasını istemesi üzerine bakiye kalan ücretinin ödenmesi halinde dosyaları teslim edeceğini bildirdiğini, bu süreç içinde 6 ay boyunca hak ettiği vekalet ücretini ödemediklerini beyan etmesi, dosyada mevcut bilirkişi raporlarında, sanığın takip ettiği tüm dosyalardan vekalet ücreti alacağı bulunup bulunmadığı hususunun araştırılmadığının anlaşılması karşısında, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılabilmesi amacıyla, sanığın takip ettiği tüm dosyalardan vekalet alacaklarına ilişkin belgeler kurumdan ve sanıktan temin edilerek dosya arasına alınmasından, getirtilen kayıtlara göre sanığın ve katılan vekilinin beyanlarına yeniden başvurulmasından sonra, dosyanın tüm ekleriyle birlikte seçilecek bilirkişi heyetine tevdi edilip, kurum ile karşılıklı yapılacak mahsuplaşma sonucunda sanığın uhdesinde katılan kuruma ait para bulunup bulunmadığına ilişkin ayrıntılı rapor alınması sonrasında, sanığın yedinde para kaldığının tespit edilmesi halinde söz konusu paraların teslim edilmesinin sanığın avukat olmasının doğal sonucu değil katılan kurum tarafından şahsına duyulan güven ilişkisi nedeniyle verilen ahzu kabz yetkisi kapsamında gerçekleştirildiği ve buna bağlı olarak da aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında kaldığı gözetildiğinde, sanığın alacaklı olan katılanın vekili sıfatıyla yürüttüğü icra takipleri sırasında tahsil ettiği meblağları, iade etmediği avansları müvekkiline vermeyerek uhdesinde tutması şeklindeki eylemlerinin sübutu halinde kül olarak 5237 sayılı Kanun'un 155/2. maddesinde tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak ve eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hükümler kurulması,
Sanık hakkında resmi belgede zincirleme sahtecilik suçu açısından yapılan incelemede ise; suça konu posta irsaliyelerinin suretlerinin Adli Emanetin 2017/4219 numarasına kayıtlı olduğu, söz konusu posta irsaliye asıllarının ilgili icra müdürlükleri posta kartonlarında bulunup bulunmadığının mahkemece sorulmadığı anlaşılmakla, suça konu belge asıllarının ASKİ'den ve ilgili icra müdürlüklerinden araştırılması, bulunamaması halinde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2003 tarihli ve 232/250 sayılı Kararında açıklandığı üzere, suça konu belgelerin fotokopi olması durumunda hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadığı, aslı bulunamayan evrakın aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının da tespit edilemeyeceği, fiili iğfalin aldatıcılık niteliğini göstermeyeceği kabul edildiğinden resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları itibarıyla oluşmayacağı, belge aslının temini halinde ise belgelerde sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının takdiri hakime ait olduğundan, suça konu belgelerin asıllarının sanığa gösterilerek inkarı halinde imza ve yazı incelemesi de yaptırılarak ayrıca duruşmada incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının ve hukuki sonuç doğurmaya elverişli olup olmadığının gerekçeli kararda tartışılması ve denetime olanak verecek şekilde dosya içerisine konulmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik araştırma sonucu karar verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
1)Gerekçe bölümünün "A" bendinde açıklanan nedenle görevi kötüye kullanma suçundan kurulan beraat hükmünde katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2)Gerekçe bölümünün "B" bendinde açıklanan nedenlerle zincirleme şekilde nitelikli zimmet ile kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlere ilişkin katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca gereği için kararı veren Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.12.2024 tarihinde karar verildi.