"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2010/180 Esas, 2015/86 Karar
SUÇTAN ZARAR GÖRENLER : ... İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Hazine
ŞİKAYETÇİ : Milli Eğitim Bakanlığı
SUÇ : Zimmet (sanıklar ... ve ... hakkında), dolandırıcılık (sanıklar ..., ... ve ... hakkında), edimin ifasına fesat karıştırma (sanıklar ..., ... ve ... hakkında)
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre sanık ... hakkında zimmet suçundan açılan kamu davasında katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve adı geçen sanık hakkında zimmet suçundan kurulan hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Kanun'un değişiklik öncesindeki 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı, diğer taraftan sanıklardan ... ile ... hakkında zimmet ve dolandırıcılık, ... hakkında dolandırıcılık, ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma suçlarından açılan kamu davalarında ... İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün doğrudan zarar gördüğü, duruşma gününün usulünce tebliğ edilmesine karşın adı geçen kurumun katılma talebinde bulunmadığı gibi gerekçeli kararın usulüne uygun olarak 02.04.2015 tarihinde tebliğ edilmesine karşın hükümlerin adı geçen kurum tarafından temyiz edilmediği, bunun üzerine Milli Eğitim Bakanlığına gerekçeli kararın 28.03.2022 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine adı geçen bakanlık vekilince tüm sanıklar hakkında kurulan beraat hükümlerinin temyiz edildiği ancak Milli Eğitim Bakanlığının katılan sıfatı bulunmadığından hükümleri temyiz hakkı olmadığı anlaşılmakla, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca Milli Eğitim Bakanlığı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, incelemenin katılan Hazine vekilinin sanık ... hakkında zimmet suçundan kurulan beraat hükmüne, sanık ... müdafiinin ise müvekkili hakkında zimmet ve dolandırıcılık suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik vekalet ücretine hasren vaki temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık ... müdafiinin müvekkili hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik vekalet ücretine hasren temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Sanık hakkında zimmet suçundan açılan kamu davasında bir kısım eylemlerinin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçtan ve resmi belgede sahtecilik suçundan ayrı ayrı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, böylece yüklenen tüm suçlardan beraat etmediği ve avukatlık hizmetinin bölünemeyeceği hususları göz önünde bulundurularak, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Genel Hükümlerinin 14/5. maddesi gereği lehine vekalet ücreti takdirinin mümkün olmadığı kabul edilmiştir.
Sanık hakkında beraat hükmü yönünden vekalet ücretine hükmolunmaması usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen sanık ... müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Sanık ... hakkında zimmet suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik katılan Hazine vekilinin ve vekalet ücretine hasren sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Sanık hakkında, öğrencilere dağıtılması gereken harçlıkların dağıtılmayarak mal edinildiği iddiası yönünden yapılan yargılamada, aynı eylem yönünden öğrenci harçlıklarının öğrencilere dağıtılmayıp okulun ve öğrencilerin ihtiyaçları için kullanıldığı kabulüyle yalnızca icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması gerekirken, vasfın bölünemeyeceği ilkesine aykırı olarak görevi kötüye kullanma suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin yanı sıra zimmet suçundan beraatine hükmolunması suretiyle karışıklığa sebebiyet verildiği anlaşılmışsa da; sanık hakkında başkaca zimmet isnatlarının da bulunduğu ve bu eylemler de dahil edilerek zimmet suçundan tek beraat hükmü kurulduğu anlaşıldığından bu husus sonuca etkili görülmemiştir.
İddianame yerine geçen Bucak Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.10.2009 tarihli ve 2008/244 Esas, 2009/791 sayılı görevsizlik Kararı ile sanık hakkında zimmet suçundan açılan kamu davasında öğrenci harçlıklarının mal edinilmesi iddiası dışında kalan diğer eylemlerinin sübutu halinde 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesinde düzenlenen icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, bu suçun söz konusu maddede öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, son suç tarihi olan 10.12.2007 ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE 25.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.