Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2014/81 Esas, 2019/461 Karar

SUÇTAN ZARAR GÖREN : İçişleri Bakanlığı

SUÇ : İcbar suretiyle irtikap, tehdit

HÜKÜM : Mahkumiyet sanıklar müdafileri

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama, düzeltilerek onama, düşürülme

EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, sanıklar ... ve ... (....) .... hakkında tehdit suçundan açılan kamu davasına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre doğrudan zarar görmeyen İçişleri Bakanlığının katılma hakkının bulunmadığı ve bu suçtan kurulan hükümleri temyiz yetkisinin olmadığı gözetilerek, vekilinin söz konusu hükümlere yönelik temyiz talebinin ve sanık ... müdafiinin ceza miktarı itibariyle yasal koşulları bulunmayan duruşmalı inceleme isteminin, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317 ve 318. maddeleri uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre icbar suretiyle irtikap suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan İçişleri Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinde temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Kanun'un 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca İçişleri Bakanlığının başvuru tarihinde icbar suretiyle irtikap suçu bakımından müdahil sıfatını kazandığı gözetilerek, başvurularının kapsamına göre incelemenin; katılan ... vekilinin icbar suretiyle irtikap suçundan kurulan tüm hükümlere, katılan Hazine vekilinin sanık ... (...) hakkında icbar suretiyle irtikap suçundan kurulan tüm hükümlere, sanık ... hakkında mağdurlar ... ve ...'e karşı icbar suretiyle irtikap suçundan, sanık ... hakkında mağdur ...'ya yönelik icbar suretiyle irtikap suçundan ve sanık ... hakkında mağdur ...'e yönelik icbar suretiyle irtikap suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine, sanıklar müdafiilerinin ise müvekkilleri hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı ve duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

1-Sanıklar ... ve ... (....) .... hakkında tehdit suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Sanıkların üzerlerine atılı tehdit suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 106. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırına göre aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 26.07.2010 tarihli mahkumiyet hükümleri ile inceleme konusu hüküm tarihi arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, sanıklar hakkında düşme kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması,

Kanuna aykırı, sanıklar ... ve .... (.....) ... müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasa'nın 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE

2-Sanıklar hakkında icbar suretiyle irtikap suçundan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;

Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

5237 sayılı Kanun'un 40/2. maddesine göre özgü suç niteliğinde olup ancak kamu görevlisi tarafından işlenebilen icbar suretiyle irtikap suçuna iştirak eden diğer kişilerin azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilecekleri dikkate alınarak, kararın gerekçe kısmında eylemlerden kamu görevlisi olmayan sanıklar ... ve .... (....) ....'in yardım eden sıfatıyla sorumlu tutulduklarının kabul edilmesine karşın hükümde ...'in mağdur ...'a yönelik gerçekleştirdiği irtikap eyleminden dolayı asli fail olarak cezalandırılması suretiyle fazla ceza tayini,

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 26.04.2016 tarihli ve 2014/118 Esas, 2016/208 sayılı Kararında da benzer şekilde belirtildiği üzere irtikap suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun topluma karşı işlenen suçlar bölümünde düzenlenmiş olması karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin suçun mağduru değil zarar göreni olacağı nazara alınarak, haklarında birden fazla mahkumiyet hükmü kurulan sanıklar hakkında tek suçtan hüküm kurulup zincirleme suç nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi uygulanmak suretiyle artırım yapılarak ceza belirlenmesi yerine, eylemlerinin ayrı suç olarak kabulüyle yazılı şekilde hükümler kurulması,

Hapis cezası ertelenen sanıklar hakkında denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemeleri halinde bu cezalarının kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesi yerine infazı kısıtlayacak ve infazda tereddüt oluşturacak şekilde tamamen infaz kurumunda çektirilmesine hükmedilmesi,

5237 sayılı Kanun'un 53/4. maddesi gereğince, hükmolunan kısa süreli hapis cezaları ertelenen sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53/1. madde ve fıkrasının uygulanamayacağının nazara alınmaması,

Sanıklar hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasına rağmen irtikap suçundan açılan kamu davasında kendisini vekille temsil ettiren katılan Hazine lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,

Kanuna aykırı, katılanlar vekilleri ile sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereğince hükümlerin BOZULMASINA 27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***