"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Zimmet, ihmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59. maddesinin son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
1) Ermenek Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.02.2019 tarihli ve 2018/38 Esas, 2019/7 sayılı Kararı ile sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/2, 62/1 ve 51/1. maddeleri uyarınca erteli 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğu uygulanmasına, zimmet suçundan, aynı Kanun'un 247/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakkında aynı Kanun'un 53/1 ve 53/5. maddeleri uyarınca hak yoksunluğu uygulanmasına hükmolunmuştur.
2) Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 13.07.2020 tarihli ve 2020/906 Esas, 2020/1061 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz sebepleri; mahkumiyete konu zimmet suçunun hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma olarak değerlendirilmesinin gerektiği, görevi kötüye kullanma suçu bakımından bahse konu davanın kararının kendisine tebliğ edilmediği için kesinleşmiş bir karar olmadığına ve sair hususlara ilişkindir.
III. GEREKÇE
A.Sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükmü yönünden;
1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 257/2. maddesi uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereği 8 yıllık olağan, 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. Karar başlığında 05.11.2010 olarak gösterilmiş ise de; dosya kapsamına göre suç tarihinin davanın açılmamış sayıldığı 15.02.2011 olduğu, bu tarihten temyiz incelemesi tarihine kadar durma süreleri eklendiğinde dahi 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
B.Sanık hakkında zimmet suçundan verilen mahkumiyet hükmü yönünden;
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; sanık ile katılan arasındaki vekalet ilişkisinde kamu otoritesi ve kamu gücünün kullanılmadığı, söz konusu paranın teslim edilmesinin sanığın avukat olmasının doğal sonucu değil katılan tarafından şahsına duyulan güven ilişkisi nedeniyle verilen ahzu kabz yetkisi kapsamında gerçekleştirildiği ve buna bağlı olarak da aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında kaldığı gözetildiğinde, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 155/2. maddesinde tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve 24.10.2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253/1. maddesinin (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesinin ''Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur'' hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereğince gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle başkaca yönleri incelenmeyen hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2 ve 307/5. maddeleri gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca gereği için kararı veren Ermenek Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.06.2024 tarihinde karar verildi.