Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2013/191 Esas, 2014/88 Karar

SUÇTAN ZARAR GÖREN : İçişleri Bakanlığı

SUÇ : Rüşvet alma (sanık ... hakkında), rüşvet verme (sanıklar ..., ... ve ...hakkında)

HÜKÜM : Sanık ... hakkında beraat, diğer sanıklar hakkında mahkûmiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre rüşvet alma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan İçişleri Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 3628 sayılı Kanun'un 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca İçişleri Bakanlığının başvuru tarihinde rüşvet alma suçu bakımından müdahil sıfatını kazandığı ancak Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hâli" olarak anlaşılması gerektiği, sanıklardan ..., ... ve ...'un kamu görevlisi olmadıkları ve haklarında rüşvet verme suçundan kamu davası açıldığının anlaşılması karşısında, adı geçen sanıklar hakkında atılı suçtan açılan kamu davasına 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen İçişleri Bakanlığının katılma hâkkı olmadığı anlaşılmakla, vekilinin sanıklar ... ve ... hakkında rüşvet verme suçundan kurulan mahkûmiyet, sanık ... hakkında ise aynı suçtan verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz istemi ile tayin olunan ceza miktarına nazaran yasal koşulları bulunmadığından sanık ...'ın duruşma talebinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317 ve 318. maddeleri gereğince ayrı ayrı REDDİNE, incelemenin katılan Bakanlık vekilinin rüşvet alma, sanık ... müdafii ile sanıklar ... ve ...'ın rüşvet verme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazları ile sınırlı ve duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Anayasa'nın 38/2. maddesi hükmü gereğince kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği, 5271 sayılı Kanun'un 217/2. maddesi uyarınca yüklenen suçun, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebileceği, 206/2-a maddesi gereğince ortaya konulması istenilen bir delil kanuna aykırı olarak elde edilmişse reddolunacağı,

5271 sayılı Kanun'un 138. maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenleme ile iletişimin denetlenmesi tedbiri sırasında, yapılan soruşturma veya kovuşturmayla ilgili olmayan fakat 135. maddede sayılan suç veya suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delilin elde edilmesi durumunda, bu delilin kullanılabileceğinin kabul edildiği, tedbirin uygulanması sonucu elde edilen delillerin 135. maddede sayılan suçlarla sınırlı olmak kaydıyla aynı soruşturma veya kovuşturmayla ilgili olmayan suçlar yönüyle kullanılabileceği kabul edilebilir ise de; suç tarihlerinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un "Tesadüfen elde edilen deliller" başlıklı 138. maddesinin ikinci fıkrası "Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135. maddenin altıncı fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet savcılığına derhâl bildirilir" şeklindeki düzenlemeye uygun şekilde hareket edilmesinin zorunlu olduğu,

Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi tedbiri uygulandığı sırada elde edilen tesadüfi delillerin hukuka uygun kabul edilip kullanılabilmeleri için bu delilin elde edildiğine ilişkin derhâl savcılığa bilgi verilmesi gerektiği, ceza mûhakemesinde temel hâk ve özgürlükleri sınırlayan kurallar ihlâl edilerek toplanan delillerin hukuka aykırı sayılması, kanuna aykırılıktan daha geniş bir içeriğe sahip olan hukuka aykırılık kavramının kapsam ve çerçevesi belirlenirken, gerek pozitif hukuk metinlerine gerekse kişilerin temel hâk ve hürriyetlerine ilişkin evrensel hukuk ilkelerine aykırılık bulunup bulunmadığının gözetilmesi ve aykırılığın varlığı durumunda "hukuka aykırılığın mevcudiyetinin" kabul edilmesi gerektiği, tesadüfi delil elde edildikten sonra dinleme süresinin bitirilmesi beklenerek veya dinlemeye devam edilip başka tesadüfi deliller de elde edildikten sonra bilgilendirilme yapıldığı takdirde de tesadüfi delillerin hukuka uygun olduğundan bahsedilemeyeceği, tüm bu bilgiler ışığında yapılan incelemede; suç işlemek amacıyla örgüt kurma, başkalarına ait kredi kartı bilgilerini kopyalayarak kullanmak suretiyle yarar sağlama suçlarından verilen kararlara istinaden uygulanan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması tedbiri sırasında elde edilen görüşme kayıtlarında rüşvet suçu işlendiğine dair konuşmalara rastlandığı nazara alınarak, bu hususun Cumhuriyet başsavcılığına bildirilip bildirilmediği, bildirilmiş ise bildirilme şeklî ve zamanı araştırılıp ilgili evrak asıllarının adlî emanete aldırılması ile onaylı birer sureti de dosya içerisine konularak kanıt değerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesinden, şâyet bildirilmemiş ise ve rüşvet suçundan alınmış bir tedbir kararı da yoksa 5271 sayılı Kanun'un 138/1-2. maddesindeki düzenlemeye aykırı hareket edildiğinden mevcut tape kayıtlarının hukuka aykırı nitelikte olduğunun ve hüküm kurulurken tape kayıtlarının dışlanarak diğer mevcut delillerin değerlendirilmesi yoluna gidileceği gözetilmeden eksik araştırmayla yazılı şekilde hükümler kurulması,

Kanuna aykırı, sanık ... müdafii, sanıklar ... ve ... ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sanıklar ... ve ...'ın kazanılmış hakları saklı tutulmak kaydıyla, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321 ve 326. maddeleri uyarınca hükümlerin BOZULMASINA 22.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***