Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2014/114 E., 2016/134 K.

SUÇTAN ZARAR GÖRENLER : İçişleri Bakanlığı, Hazine

SUÇ : Rüşvet alma ve rüşvet verme

HÜKÜM : Beraat

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

İçişleri Bakanlığı vekilinin 15.11.2021 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilen hükümleri 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra 23.11.2021 tarihli dilekçe ile temyiz ettiği anlaşılmakla, temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7417 sayılı Kanun) yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun değişiklik öncesindeki 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı gözetilerek incelemenin katılan ... vekilinin tüm sanıklar hakkında kurulan beraat hükümlerine, O yer Cumhuriyet savcısının ise sanıklar ... ve ... hakkında verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun'un 138/2. madde ve fıkrasındaki düzenleme ile iletişimin denetlenmesi tedbiri sırasında, yapılan soruşturma veya kovuşturmayla ilgili olmayan fakat 135. maddede sayılan suç veya suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delilin elde edilmesi durumunda, bu delilin kullanılabileceğinin kabul edildiği, tedbirin uygulanması sonucu elde edilen delillerin 135. maddede sayılan suçlarla sınırlı olmak kaydıyla aynı soruşturma veya kovuşturmayla ilgili olmayan suçlar yönüyle kullanılabileceği kabul edilebilir ise de; suç tarihlerinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un "Tesadüfen elde edilen deliller" başlıklı 138/2. madde ve fıkrası "Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135/6. madde ve fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet savcılığına derhâl bildirilir" şeklindeki düzenlemeye uygun şekilde hareket edilmesinin zorunlu olduğu, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi tedbiri uygulandığı sırada elde edilen tesadüfi delillerin hukuka uygun kabul edilip kullanılabilmeleri için bu delilin elde edilmesinden sonra derhal savcılığa bilgi verilmesi gerektiği, ceza muhakemesinde temel hak ve özgürlükleri sınırlayan kurallar ihlal edilerek toplanan delillerin hukuka aykırı sayılması, kanuna aykırılıktan daha geniş bir içeriğe sahip olan hukuka aykırılık kavramının kapsam ve çerçevesi belirlenirken, gerek pozitif hukuk metinlerine gerekse kişilerin temel hak ve hürriyetlerine ilişkin evrensel hukuk ilkelerine aykırılık bulunup bulunmadığının gözetilmesi ve aykırılığın varlığı durumunda "hukuka aykırılığın mevcudiyetinin" kabul edilmesi gerektiği, tesadüfi delil elde edildikten sonra dinleme süresinin bitirilmesi beklenerek veya dinlemeye devam edilip başka tesadüfi deliller de elde edildikten sonra bilgilendirilme yapıldığı takdirde de tesadüfi delillerin hukuka uygun olduğundan bahsedilemeyeceği,

Tüm bu bilgiler ışığında yapılan incelemede;

Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu kapsamında iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması tedbiri kararlarının icrası sırasında tüm sanıkların kendi aralarında yapılan görüşmelerin kolluk görevlilerince konuşma dökümlerinin tutanak altına alındığı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 05.02.2013 tarihinde tefrik kararı verilerek yargılamaya konu rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından soruşturma başlatıldığı,

Sanıklar hakkında rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından usûlünce alınan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınmasına ilişkin bir karar bulunmadığı nazara alınarak iletişimin tespiti suretiyle elde edilen bu kapsamdaki delillerin kanunda gösterilen hukuka uygun yöntemlerle tespit edilmediğinden suçun sübutunda kanıt olarak kullanılamayacağı dikkate alınıp bunlara dair kayıtlar dışlandığında, sanıklar ... ve...in aralarında bulunan alacak ve borç ilişkisine ilişkin beyanlarının sanıklar yönünden rüşvet alma, rüşvet verme ve görevi kötüye kullanma suçlarına vücut vermeyeceği göz önüne alınarak, anılan gerekçelerle beraat kararı verilmesi gerekirken, isnadın icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilmesi suretiyle sanıkların beraatlerine karar verilmesi, verilen hükümler sonucu itibarıyla doğru olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.

Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri eleştirilen husus dışında usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan ... vekili ile O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA 15.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***