"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/94 Esas, 2015/264 Karar
SUÇ : Zimmet, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçlarından mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade, bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Hazinenin sahtecilik suçundan doğrudan zarar görmediği ve bu suçtan verilen hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığından, bu suça yönelik temyiz talebi ile suçtan zarar gören ... vekilinin 23.12.2021 tarihinde tebliğ edilen hükmü bir haftalık yasal temyiz süresinden sonra verdiği 03.01.2022 tarihli dilekçe ile temyiz ettiği anlaşıldığından, temyiz isteminin, 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi gereğince ayrı ayrı REDDİNE, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Yasa'nın değişiklik öncesindeki 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde zimmet suçu yönünden müdahil sıfatını kazandığına, Hazine vekilinin 03.01.2022 tarihli dilekçesinin vekalet ücreti talebine yönelik olduğu, aleyhe temyiz iradesi içermediği, diğer yandan kovuşturma aşamasında kamu davasına katılma isteminde bulunmayan ve katılmasına karar verilmeyen Hazine yararına kanun yolu muhakemesinde vekalet ücretine hükmolunmasına yasal olanak bulunmadığı nazara alınarak sanık müdafiinin 07.07.2015 tarihli temyiz dilekçesinin içeriğine göre incelemenin müvekkili hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Ek tebliğnamede ismine yer verilen... hakkında bir temyiz bulunmadığı gözetilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre zimmet suçu bakımından yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Suç tarihlerinde Sınırlı Sorumlu Kos-Koop Küçük ve Orta Sanayiciler Toplu İş yeri Yapı Kooperatifinde muhasebeci olarak görev yapan sanığın, sahte talimat formları düzenleyerek kooperatife ait internet bankacılığı şifrelerini ele geçirmek suretiyle kooperatifin banka hesabında bulunan 64.313 ABD doları ile 35.204 TL parayı hesaptan çekerek ve yine kooperatife ait 4 adet çeki kooperatifin bilgisi olmadan kırdırmak suretiyle anılan paraları zimmetine geçirdiğinden bahisle mahkumiyetine karar verilmiş ise de;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247. maddesinde düzenlenen zimmet suçunun oluşması için "Kamu görevlisinin veya özel mevzuatları gereği kamu görevlisi gibi cezalandırılabilen kişilerin görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının yararına zimmetine geçirmesi"nin gerektiği gözetildiğinde, sanığın kooperatifte yaptığı iş ve işlemlerle ilgili olarak görevli olup olmadığının araştırılmasının gerektiği, bu itibarla suç tarihlerini kapsar şekilde sanığın kooperatifte görevlendirilmesine ilişkin tüm belgeler ile kooperatif ana sözleşmesinin onaylı suretinin temin edilmesi suretiyle kooperatifin temsil ve ilzam yetkilisinin belirlenmesi, yasal tevdi unsurunun bulunması halinde sanığa yüklenen eylemlerin zimmet suçunu oluşturacağı, bulunmaması halinde ise sahte talimat formlarıyla elde edilen internet bankacılığı şifreleriyle kooperatifin banka hesabından para çekilerek mal edinme eylemlerinin, sanığın bu paralar üzerinde koruma ve gözetim sorumluluğu olmadığı da gözetildiğinde, nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağı ve yine kooperatifin bilgisi dışında 4 adet çeki kırdırmak suretiyle bedelini mal edinme eylemlerinin ise hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
5271 sayılı Kanun'un 225/1. maddesinde "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir" şeklinde yer alan düzenleme karşısında, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olduğu, açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğu nazara alındığında, sanık hakkında düzenlenen 22.02.2012 tarihli ve 2012/8806 Esas sayılı iddianamede, kooperatife ait belgelerde birden fazla kez sahtecilik yapıldığına ilişkin eylemlere yer verilmediği ve bu kapsamda kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan açılmış bir dava da bulunmadığı halde, yargılamaya devamla sahtecilik eylemlerine ilişkin olarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 225. maddesine aykırı davranılması,
Kabule göre de;
Zimmet eylemini aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla işlediği anlaşılan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesinin uygulanmaması,
Zimmet suçunu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hâk ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hâk yoksunluğuna karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321 ve 326/son maddeleri gereğince hükümlerin BOZULMASINA 20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.