Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2013/168 Esas, 2014/323 Karar

SUÇLAR : Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, zimmet

HÜKÜM : Mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi:

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, sanık hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan açılan kamu davasına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre doğrudan zarar görmeyen Adalet Bakanlığının katılma hakkının bulunmadığı ve bu suçtan kurulan hükmü temyiz yetkisinin olmadığı gözetilerek, vekilinin söz konusu hükme yönelik temyiz talebinin ve sanık müdafinin ceza miktarı itibariyle yasal koşulları bulunmayan duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317 ve 318. maddeleri uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre sanığa atılı zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Adalet Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususları karşısında, 3628 sayılı Yasa'nın değişiklik öncesindeki 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca zimmet suçu yönünden Adalet Bakanlığının başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı gözetilerek; incelemenin, katılan ... vekilinin zimmet, sanık müdafiinin ise zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Hendek Adliyesinde zabıt katibi olarak görev yapan sanığın, suça konu Hendek Kadastro Mahkemesi derdest dosyalarındaki gider avanslarından bir kısmını yazı işleri müdürünün sicili ile bir kısmını ise kendi sicili ile sahte reddiyat makbuzları düzenleyip dosya taraflarına ödeme yapılmış gibi göstererek zimmetine geçirdiği iddia ve kabul edilen dava konusu somut olayda; yazı işleri müdürleri ile zabıt katiplerinin ve mübaşirlerin görev, sorumluluklarını düzenleyen ve suç tarihinde yürürlükte bulunan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin yazı işleri müdürünün görevlerine ilişkin 6/3-h maddesindeki ''Harcın hesaplanması ve hukuk mahkemeleri veznesi bulunmayan yerlerde tahsiline ilişkin işlemleri yapmak'' hükmü ve mübaşirin görevlerine ilişkin 6/5-e maddesindeki ''Müzekkereler ve tebligatların ilgili kurum ya da kişilere ulaşmasını sağlamak üzere posta ve zimmet işlemlerini yerine getirmek'' ile zabıt katibinin görevlerine ilişkin 6/4-h maddesindeki "Mevzuattan kaynaklanan veya hakim ya da yazı işleri müdürünün vereceği diğer görevleri yerine getirmek", yine suç tarihinden sonra yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin yazı işleri müdürünün görevlerine ilişkin 169/3-ğ maddesindeki benzer hüküm ile aynı maddenin 7. fıkrasındaki ''Yazı işleri müdürü, yerine getirmekle yükümlü olduğu görevleri yazı işleri hizmetlerinde görevli personele devredemez.'', 4. fıkrasındaki zabıt katibinin ve 5. fıkrasındaki mübaşirin görevlerine ilişkin önceki yönetmelikle benzer düzenlemeler ile 263. maddesindeki ''Bu Yönetmelikte açık hüküm bulunmayan hâllerde ... ve ilgili kurumlarca yürürlüğe konulan diğer yönetmeliklerin ilgili hükümleri uygulanır.'' hükmü ışığında 11.07.2015 tarihli Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin İdari İşler İle Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesi Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin harç ve masrafları almaya yetkili olanlara ilişkin düzenlemesini içeren 89. maddesindeki ''Ön büro teşkilatı bulunan yerlerde bu iş yalnızca veznedara aittir. Zabıt kâtipleri, memurlar veya mübaşirler, bir işlemin ifası için ödenmesi gerekli harç ve masrafları iş sahiplerinden alamazlar. Harç ve masrafların tahsili işi kendisine verilmiş olan yazı işleri müdürü, görev sebebiyle yerinden ayrıldığı zaman iş sahiplerinin beklememesi için başkanın onayı ile önlem alır." ve son olarak da suç tarihinde yürürlükte bulunan ... Teftiş Kurulu Yönetmeliğinin mahkeme veznelerinin denetimine ilişkin 67/1. maddesindeki ''Mahkeme veznelerinin sayım ve hesapların kontrolü ile denetimi bu Yönetmeliğin Dördüncü Kısmının Birinci, İkinci ve Üçüncü Bölümlerinde gösterilen esaslar dairesinde yapılır. Banka ve PTT vasıtasıyla mahkemelere gönderilen ve mutemet defteri ile yazı işleri müdürleri tarafından bu yerlerden alınan paralar vezne kayıtlarıyla karşılaştırılır.'' şeklindeki düzenlemeler hep birlikte değerlendirildiğinde; yazı işleri müdürünün görev ve yetkisinde bulunan dosyalardaki mevcut gider avansını çekme ve paraların teslimi hususunda, suça konu eylem tarihlerinin ayrı ayrı belirlenmesi sonrasında, yazı işleri müdürü izindeyken sanığın resmi olarak görevlendirme ile yazı işleri müdürlüğüne vekaleten baktığı zamanlarda eylemlerini gerçekleştirmesi halinde eylemlerinin zincirleme nitelikli zimmet ve zincirleme kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarını, yazı işleri müdürü görevinin başındayken sanığın eylemlerini gerçekleştirmesi durumunda ise mevcut gider avanslarını çekme ve teslim etme konusunda görevlendirilmesinin yasal olarak mümkün olmaması karşısında, suça konu paralar kendisine görevi nedeniyle tevdi edilmiş sayılamayacağından, eylemlerinin zimmet suçunu değil, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı bunun yanında sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204/2. maddesinde düzenlenen kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan cezalandırılabilmesi için gider avansını çekme ve teslim etme hususunda yasal olarak yetkili olmasının gerekmesi nazara alındığında görevi kapsamında düzenlemeye yetkili olduğu bir belgeden bahsedilemeyeceğinden sahte reddiyat makbuzları düzenleme eyleminin aynı Kanun'un 204/1. maddesinde düzenlenen resmi belgede zincirleme sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden, eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hükümler kurulması,

Kabule göre de;

Zimmet miktarının bilirkişi tarafından tespiti ile 5237 sayılı Kanun'un 249. maddesinde düzenlenen değer azlığı kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmek suretiyle hüküm kurulması yerine eksik inceleme ile karar verilmesi,

Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 53/1. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

Yüklenen suçları 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında, (a) bendindeki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına yönelik aynı Kanun ve maddenin beşinci fıkrasının uygulanması sırasında süre belirtilmeksizin hükmolunan cezaların yarısı kadar denilmek suretiyle yasaklılık süresi bakımından infazda tereddüt oluşturulması,

Kanuna aykırı, sanık müdafii ile katılan ... vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin belirtilen nedenlerle 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***