"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : İlk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün kaldırılarak değişen suç vasfına göre yeniden hüküm kurulmak suretiyle mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 7343 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'na (1136 sayılı Kanun) eklenen ve 30.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren geçici 24. madde ile 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle 1136 sayılı Kanun'un 59. maddesine eklenen beşinci fıkra uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.07.2018 tarihli ve 2017/298 Esas, 2018/247 sayılı Kararı ile sanığın icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1, 62, 50/1-a ve 52. maddeleri uyarınca 150 tam gün karşılığı 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur.
2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 17.10.2019 tarihli ve 2019/942 Esas, 2019/2183 sayılı Kararı ile ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmü kaldırılarak sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257/2, 62, 50/1-a ve 52. maddeleri uyarınca 75 tam gün karşılığı 1.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi; vekalet ilişkisinin ... ile kurulduğuna, katılan ile arasında bir vekalet ilişkisi bulunmaması nedeniyle katılan sıfatının bulunmadığına, Sarıyer Belediyesine yaptığı başvuru nedeniyle işlemlerin uzadığına, bu sürede azledildiğine ve sair hususlara ilişkindir.
III. GEREKÇE
İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olan sanık hakkında kamulaştırma davası açmak üzere katılanın babasının vekilliğini üstlenip vekalet ücretine mahsuben 3.000 TL aldığı halde anılan davayı açmadığı iddia ve kabul edilerek ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; sanığın savunmasında, katılanın babasına ait gayrimenkulün sınırına Sarıyer Belediyesince duvar örüldüğünü, buna ilişkin ihtilafın giderilmesi adına belediyeye başvurmak için kendisine vekalet verildiğini, belediyeye başvurduğunu ve müracaatın olumlu ilerdiğini ancak encümene sunulması sürecinin uzaması nedeniyle azledildiğini beyan etmesi karşısında; ilgili belediyeye müzekkere yazılarak, sanığın şikayetçi ...'nun vekili sıfatıyla müracaatının bulunup bulunmadığı, müracaatı var ise herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığı ve belediyenin imar planının olup olmadığı sorularak, varsa ilgili belgelerin istenerek incelenmesi, sanık avukat adına düzenlenmiş vekaletname örneğinin varsa sanıktan ve ilgili belediyeden istenmesi, katılanın babası ile sanık arasında vekalet ilişkisinin kurulduğu tarihten sanığın azledildiği tarihe kadar yapılan işlemlerin tespit edilmesi, vekaletname ile azilname tarihleri arasında geçen süre de dikkate alınarak sanık avukat tarafından yapılan işlemlerin makul sayılabilecek nitelikte olup olmadığının değerlendirilmesi ve suç kastına ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğunun karar yerinde tartışılması sonrasında tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilip, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine eksik araştırma ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 2010/4-71 Esas, 2010/76 sayılı Kararında da belirtildiği üzere; adli sicil kaydındaki mahkumiyet kararının suç tarihi itibarıyla yasal engel teşkil etmeyeceği nazara alındığında, iyi hali nedeniyle hakkında takdiri indirim uygulanan sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, bu hususta olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle hükümde sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere hükmü bozulan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.11.2024 tarihinde karar verildi.