Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2015/206 Esas, 2016/93 Karar

SUÇTAN ZARAR GÖREN: Hazine

SUÇ: Rüşvet alma ve rüşvet verme

HÜKÜM: Beraat

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Mahallî mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre sanıklar hakkında rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından açılan kamu davasında katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve sanıklar hakkındaki hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7417 sayılı Kanun) yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun değişiklik öncesindeki 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı kabul edilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 04.04.2017 tarihli ve 2015/9-199 Esas, 2017/215 Karar; 08.12.2015 tarihli, 2015/1-640 Esas, 2015/496 Karar sayılı ilamlarında da açıklandığı üzere; sanığın bir eylemi ile ilgili mahkemesince hüküm kurulmasının unutulduğu durumda, bu konuda "mahallinde her zaman hüküm verileceğine" ilişkin eleştiri yapılması gerektiğinden, sanıklardan ... ve ... haklarında icbar suretiyle irtikap suçundan hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, bahse konu suçtan mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüştür.

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre sanıklar ... ve ...'a isnat edilen rüşvet verme suçundan doğrudan zarar görmeyen Bilecik Orman İşletme Müdürlüğünün bu suç açısından kamu davasında katılma ve temyiz hakkının bulunmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşıldığından, Orman İşletme Müdürlüğü vekilinin rüşvet verme suçu yönünden sanıklar ... ve ... hakkında verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, incelemenin katılan Hazine vekilinin tüm sanıklar hakkında, katılan Bilecik Orman İşletme Müdürlüğü vekilinin sanıklar ..., ... ve ... hakkında rüşvet alma suçundan verilen beraat hükümlerine, sanıklar ..., ... ve ... müdafiinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/1. maddesinde yer alan “Yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, bu Tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamaz. Bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde tutulur”; 14/4. maddesinde yer alan “Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir” biçimindeki düzenlemeler, Ceza Genel Kurulunun 01.06.2021-12/45-234 sayılı Kararında belirtilen “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, vekalet ücretinin tayininde esas ve ilke olarak sanıkların adedini ya da bir sanığın birden çok suç işlemiş olmasını değil, usulünce açılan ve avukat tarafından takip olunan dava dosyası adedini ele almakta ve taraflara yükletilecek avukatlık ücretinin her dava dosyası için ayrı ayrı tayinini öngörmüş bulunmaktadır. Buna göre ayrı ayrı dava açılmadıkça vekâlet ücretinin de ayrı ayrı tayin ve takdiri mümkün değildir” ile Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun, 19.02.2013 tarihli ve 2011/5-137 Esas, 2013/58 sayılı Kararında da belirtildiği gibi "aynı davada yargılandığı bir suçtan beraat eden, diğer suçtan ise mahkum olan sanık hakkında müdafi tarafından sunulan avukatlık hizmetinin bölünmesi mümkün olmadığından beraat ettiği suç açısından vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmeyeceği" hususları göz önünde bulundurularak, sanıklardan ... ve ... haklarında icbar suretiyle irtikap suçundan hüküm kurulduktan sonra haklarında rüşvet alma suçundan beraat hükümleri verilen sanıklar ..., ... ve ... yönünden vekalet ücretine hükmolunup hükmolunmayacağının değerlendirilmesi lüzumu, Kanuna aykırı, sanıklar ..., ... ve ... müdafiinin ve katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***