"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/125 Esas, 2022/217 Karar
SUÇ : Rüşvet
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 22.09.2010-08.10.2010 yerine 23.09.2010 olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un (5237 sayılı Kanun) rüşveti tanımlayan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun ile değişiklik yapılıncaya kadar yürürlükte kalan 252/3. maddesinde "Rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır" denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının (05.07.2012 tarihine kadar) rüşvet suçu kapsamından çıkarıldığı, bu eylemlerin 5237 sayılı Kanun'un 257/3. maddesine uyan görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçu kapsamında değerlendirildiği, somut olayda sanık ...'ın, Saray İlçe Jandarma Komutanı olarak görev yapan tanık ...'e, sorumluluk bölgesinde izinsiz define araştırması ve kaçak kazı yapmasına yardımcı olması halinde kendisinin de kazanacağını ve altın çıkınca yüzde kırkını kendisine vereceğini söyleyerek rüşvet teklif ettiği, akabinde tanık ...'in durumu Cumhuriyet Başsavcılığına ihbar ettiği, ancak rüşvet suçuna konu 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na muhalefet suçundan ek takipsizlik kararı verildiği, bu haliyle atılı rüşvet suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı gibi rüşvet suçunun konusu işin yapılması veya yapılmaması olduğundan şarta bağlı rüşvet sözleşmesinin de yapılamayacağı hususları nazara alındığında, kamu görevlisi olmayan sanığın eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlamaya azmettirme suçunu oluşturacağı ve bu suçun söz konusu maddede öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, sanık hakkında zamanaşımını kesen son işlem olan 16.05.2014 tarihli mahkumiyet hükmü ile hüküm tarihi arasında 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu nazara alınarak kamu davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde beraat hükmü kurulması,
Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasa'nın 322/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE 11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.