Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/1073 Esas, 2023/997 Karar

SUÇ : Görevi kötüye kullanma

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291. maddesinin birinci fıkrasınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294. maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298. maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle,

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.01.2023 tarihli ve 2022/604 Esas, 2023/23 sayılı Kararı ile sanığın atılı suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223/2. maddesinin (e) bendi uyarınca beraatine hükmolunmuştur.

2.Katılanlar vekilinin istinaf talebi üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 28.03.2023 tarihli ve 2023/1073 Esas, 2023/997 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılanlar vekilinin temyiz talebi, tanık beyanlarının çelişkili olduğuna, suça konu senedin keşide eden ...'ün dinlenilmediğine, sanık müdafii tarafından sanığın senetten haberdar olduğunun duruşmada ikrar edildiği hususu nazara alınarak sanığın cezalandırılması gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.

III. GEREKÇE

Katılanların murisi ...'in ... Holding'ten alacağının tahsili için İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olan sanık ile vekalet ilişkisi kurduğu, açılan davalar neticesinde 12.12.2003 tarihinde yapılan sulh ve ibra sözleşmesi ile tarafların anlaştıkları ancak bu süreçte sanık avukatın, katılanların murisine, alacağın daha hızlı tahsili için suça konu senedi ciro ederek kendisine vermesini söylemesi üzerine tanzim edeni ... olan senedin ciro edilerek sanık avukata verildiği, sulh ve ibra sözleşmesinden sonra alacak-borç ilişkisi kalmadığı halde senedin iade edilmeyerek icra takibine konu edildiği iddiasıyla açılan kamu davasında; senetteki cira silsilesinde imzaları bulunan tanıklar ... ve icra takip alacaklısı ... ile ...'i sanık ile tanıştıran ...'ün beyanlarının çelişkili olduğu gözetilerek, beyanlar arasındaki çelişkinin giderilmesi, senedi tanzim eden olarak görünen ...'ün açık kimlik bilgilerinin tespiti ile 5271 sayılı Kanun'un 48. maddesindeki hakları hatırlatılmak suretiyle tanık olarak dinlenerek katılan müteveffa ile aralarındaki hangi ilişkiye istinaden suça konu senedi verdiğine dair beyanının alınması, ölen ...'in kullandığı GSM hattına "Avukat ... tarafından bize ciro edilmiş ve ödenmemesi dolayısı ile takip başlatılmış senedinizden dolayı görüşmek ister misiniz? saygılar" şeklinde gelen mesaj üzerine Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca 2010/49543 sayılı soruşturma dosyasında "mesaj içeriğinin devam etmekte olan soruşturma ya da var ise devam etmekte olan yargılamada delil olarak kullanılabileceği ve tespitinin bu yerlerde yapılmasının gerekeceği" gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığında dair karar verildiği anlaşılmakla, mesajı gönderen GSM hattının bu tarih itibarıyla kimin adına kayıtlı olduğu ve fiili kullanıcısının kim olduğunun tespiti ile mesajı gönderen kişi ile sanık aralarındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla beyanın alınması sonrasında, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve yerinde olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesince kurulan hükme yönelik katılanlar vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.10.2024 tarihinde karar verildi.

***