Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN;

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2022/171 Esas, 2023/1096 Karar

KATILANLAR : ..., ..., ...

SUÇ : Görevi kötüye kullanma

HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararının kaldırılarak zincirleme biçimde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkûmiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.12.2021 tarihli ve 2019/362 Esas, 2021/514 sayılı Kararı ile sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-c madde-fıkra ve bendi gereği beraatine hükmedilmiştir.

2.Katılanlar vekilinin istinaf talebi üzerine duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 17.05.2023 tarihli ve 2022/171 Esas, 2023/1096 sayılı Kararı ile ilk derece mahkemesince verilen beraat hükmünün kaldırılarak sanığın zincirleme biçimde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257/1, 43/1, 62 ve 51. maddeleri uyarınca erteli 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hakkında hak yoksunluğu uygulanmasına hükmolunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz istemi; olayda sahte belgelerle gelen şahısları görerek imzalarını alan noter katibi hakkında beraat kararı verildiğine, söz konusu beraat kararı müvekkili açısından da bağlayıcı olacağından istinaf incelemesinde olan kararın bekletici mesele yapılması gerektiğine, müvekkilinin suç kastının bulunmadığına, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığına ve temyiz dilekçesinde belirtilen sair hususlar sebebiyle mahkumiyet hükmünün bozulması lüzumuna ilişkindir.

Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; noterlik dairesinde çalışan başkatibin beyanları ile yetinip kimlik kontrolünde gereken dikkat ve özeni göstermeyen sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılması gerekirken, icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet hükmü kurulmasının ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşulları oluşmadığı halde zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle fazla cezaya hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğuna yöneliktir.

III. GEREKÇE

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Bölge Adliye Mahkemesinin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Dosya kapsamına göre; sanığın art arda olacak şekilde aynı kişi için 13.10.2015 tarihli, 26180 ve 26181 yevmiye sayılı iki adet vekaletname düzenlemesi şeklinde gerçekleşen eyleminin hukuki anlamda tek fiil olarak kabul edilmesi gerektiği ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı gözetilmeden, hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.06.2008 tarihli ve 2008/149 Esas, 2008/163 sayılı Kararında da belirtildiği gibi hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarındaki şartlar gözetilmek suretiyle seçenek yaptırımlara çevirme ve erteleme gibi diğer kişiselleştirme nedenlerinden önce hakim tarafından değerlendirilmesinin zorunlu bulunduğu nazara alınarak; 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması için suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmekte ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli, 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında yer alan ''kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği'' şeklindeki kabulü dikkate alındığında; sanığın eylemi nedeniyle katılanın mağduriyetine sebebiyet verdiği, bu itibarla eylemden dolayı uğradığı doğrudan bir zararının bulunmadığı, meydana gelen zararın haklarında nitelikli dolandırıcılık suçundan ayrı yargılama yapılan şahısların eylemleri nedeniyle oluşabileceğinin anlaşılması karşısında; sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları da irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin 6. fıkrasındaki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin "sanığın katılanın zararını gidermediğinin anlaşılması" şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına hükmolunması,

Hukuka aykırı görülmüştür.

IV. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 17.05.2023 tarihli ve 2022/171 Esas, 2023/1096 sayılı Kararının, 5271 sayılı Kanun'un 302/2 ve 307/5. maddeleri gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, bozmaya konu kararın niteliği de gözetilerek aynı Kanun'un 304. maddesinin ikinci fıkrası gereğince Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.10.2024 tarihinde karar verildi.

***