Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği

SAYISI : 2017/3806 Değişik iş

SUÇ : 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na muhalefet ve zimmet

İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara vaki itirazın reddi

KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.06.2017 tarihli ve 2017/12804 Soruşturma, 2017/11940 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair Kararına vaki itirazın reddine ilişkin merci Ankara Batı 2. Sulh Ceza Hakimliğinin, 14.09.2017 tarihli ve 2017/3806 Değişik iş sayılı Kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 14.09.2017’de kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 05.08.2022 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.10.2022 tarihli ve KYB-2022/112495 sayılı yazısı ve Yargıtay 11. Ceza Dairesinin görevsizlik Kararı ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.10.2022 tarihli ve KYB-2022/112495 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

"5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu nazara alındığında;

Somut olayda, müştekinin şikâyet dilekçesinde, Sincan Kültür Eğitim İnşaat San. ve Ltd. Şti. ile Kültür Değerlerimizi Yaşatma ve Eğitime Hizmet Derneğine kendisinin ve şüphelilerin kayyım olarak atandıkları, şüphelilerin zimmet ve Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçlarını işlediklerini beyan ettiği anlaşılmakla; bilirkişinin 20.06.2017 tarihli raporunda müştekinin soyut iddiaları dışında şüphelilerin atılı suçu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığını ifade ettiğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişse de; dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporunun değerlendirme kısmının (c) bendinde ticari defter ve kayıtların incelenmesinin gerektiğinin belirtildiği anlaşılmakla, şirket ve derneğe ait defter ve kayıtların getirtilerek bilirkişi incelemesi yapılmadığı, şirket ve derneğe ait kayyım atamasını ve yetkilerini gösterir kayıtlar, gerekli defter ve muhasebe evrakları celp edilmeden bilirkişi incelemesinin eksik surette yapıldığı, diğer taraftan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 367/2. maddesinde yer alan “359 uncu maddede yazılı suçların işlendiğine sair suretlerle ıttıla hasıl eden Cumhuriyet başsavcılığı hemen ilgili vergi dairesini haberdar ederek inceleme yapılmasını talep eder.” şeklindeki düzenleme uyarınca ilgili vergi dairesine ihbar edilerek inceleme yapılmasının talep edilip sonucuna ve toplanacak delillere göre hukuki durumun takdir ve tayin edilerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği gözetilmeden, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

1.Şüpheliler hakkında şikayetçinin dilekçesinde belirttiği; Sincan .... İnşaat San. ve Ltd. Şti. ile Kültür Değerlerimizi Yaşatma ve Eğitime Hizmet Derneğine kendisi ile birlikte kayyım olarak atanan şüphelilerin gerçeğe aykırı olduğunu bildikleri faturayı kullandıkları, 23.11.2016 tarihinde 677 sayılı KHK gereğince Derneğe el konulmasına ve görevleri sonra ermesine rağmen 01.12.2016 tarihinde Derneğin 478.860,20 TL parasını şirketin banka hesabına yatırdıkları ve bu şekilde 213 sayılı Kanun'a muhalefet ile zimmet suçunu işledikleri iddiaları üzerine başlatılan soruşturma sonucunda, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.06.2017 tarihli ve 2017/12804 Soruşturma, 2017/11940 sayılı Kararı ile şüphelilerin üzerlerine atılı suçları işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair Karar verilmiştir. Şikayetçinin itirazı üzerine merci Ankara Batı 2. Sulh Ceza Hakimliğinin, 14.09.2017 tarihli ve 2017/3806 Değişik iş sayılı Kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir.

2.5271 sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. Aynı Kanun'un 172 nci maddesi "(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir...", 173 üncü maddesi“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3) (Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir..." hükümlerini içermektedir.

3.Yukarıda yer verilen kanuni düzenlemelerde de belirtildiği üzere Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. Karara itiraz edilmesi halinde itirazı inceleyecek olan Sulh Ceza Hakimliğince, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.

4.Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, şüphelilerin ifadelerinin alınmasından, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 367/2. maddesinde yer alan “359 uncu maddede yazılı suçların işlendiğine sair suretlerle ıttıla hasıl eden Cumhuriyet başsavcılığı hemen ilgili vergi dairesini haberdar ederek inceleme yapılmasını talep eder” şeklindeki düzenleme uyarınca ilgili vergi dairesine ihbarda bulunularak inceleme yapılmasının istenilmesinden, şüphelilerin kayyım olarak atandıkları şirket ve derneğe ait suç tarihlerini kapsayan döneme ilişkin defter ve belgelerin temini ile yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasından sonra hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiğinden bahisle soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verildiği anlaşılmakla kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR

1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2.Ankara Batı 2. Sulh Ceza Hakimliğinin, 14.09.2017 tarihli ve 2017/3806 Değişik iş sayılı Kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca gerekli işlemin yapılması için soruşturma dosyasının Mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

02.05.2024 tarihinde karar verildi.

***