Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2019/2996 Esas, 2019/3407 Karar

SUÇ : İcraî davranışla görevi kötüye kullanma

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; 7343 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile 1136 sayılı Kanun'a eklenen ve 30.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren geçici 24. madde ile 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle 1136 sayılı Kanun'un 59. maddesine eklenen beşinci fıkra uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1) İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.06.2019 tarihli ve 2018/399 Esas, 2019/212 sayılı Kararı ile sanığın icraî davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1-3-5 ve 58/6. madde ve fıkraları gereği hak yoksunlukları ile tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

2) İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 24.10.2019 tarihli ve 2019/2996 Esas, 2019/3407 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanığın temyiz istemi, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, kararın hukuka aykırı olduğuna, mükerrir sayılmasına neden olan mahkeme kararı ile şikayet tarihi arasında üç yıllık yasal sürenin geçmiş olmasına rağmen yanılgıya düşülerek hüküm kurulduğuna, usul ve yasaya aykırı Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına ve sair hususlara ilişkindir.

III. GEREKÇE

Suç tarihinde Bursa Barosuna kayıtlı avukat olan sanık hakkında, katılanın oğlunun mahkumiyetine dair İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.11.2014 tarihli ve 2014/160 Esas, 2014/97 sayılı Kararın Yargıtay denetiminden geçip onandıktan sonra, söz konusu karara karşı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmak üzere katılanın oğlu hükümlünün müdafiiliğini üstlenip, 4.000 TL vekalet ücreti aldığı halde hiçbir işlem yapmadığı gibi katılana gerçeğe aykırı bilgiler vererek oyaladığı iddiasıyla son soruşturmanın açılmasına karar verilmiş ise de, katılanın oğlu tarafından 04.09.2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulduğu, bireysel başvuruyu müteakip İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/160 Esas sayılı dosyasındaki yargılamada katılanın oğlunun müdafiiliğini üstlenen avukat tarafından 03.06.2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine savunma dilekçesi sunulduğu, sanık avukat ile katılan arasındaki vekalet ilişkisinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılmasının ve savunma dilekçesinin sunulmasının ardından 05.10.2016 tarihinde kurulduğu tespit edilmekle, sanık avukat hakkında son soruşturmanın açılmasına karar verilme nedeni de dikkate alınarak, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 257. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturması için, görevin gereklerine aykırı davranış yanında objektif cezalandırma şartı olan “kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması" ya da "kişilere haksız bir menfaat sağlanması" şartlarından birinin de bulunması gerektiği, bu itibarla sanık hakkında objektif cezalandırma koşullarından birinin oluşup oluşmadığının, oluştuysa ne biçimde oluştuğunun denetime imkan verecek biçimde karar yerinde tartışılmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca gereği için kararı veren İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.11.2024 tarihinde karar verildi.

***