"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2014/85 Esas, 2015/249 Karar
SUÇLAR: Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme (sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında), suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma (sanıklar ..., ... (...), ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile katılan sanıklar ... ve ... hakkında), örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme (sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında), tehdit (sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... (...) hakkında ikişer kez), ihaleye fesat karıştırma (sanıklar ... (7 kez), ... (7 kez), ... (7 kez), ... (7 kez), ..., ... (...), ... (3 kez), ... (5 kez), ... (3 kez), ..., ... (6 kez), ... (5 kez), ... (2 kez), ..., ... (2 kez), ..., ... (2 kez), ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile katılan sanıklar ... (16 kez) ve ... (4 kez) hakkında), görevi kötüye kullanma (sanıklar ... (30 kez), ... (30 kez), ... (30 kez), ... (30 kez), ... (2 kez), ..., ... (...) (4 kez), ... (2 kez), ... (14 kez), ... (3 kez), ... (13 kez), ... (13 kez), ..., ... (2 kez), ... (2 kez), ..., ... (7 kez) ve ... hakkında), kamu malına zarar verme (sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında), 3621 sayılı Kıyı Kanunu'na (3621 sayılı Kanun) muhalefet (sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında)
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, düşme
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre ihaleye fesat karıştırma suçundan açılan kamu davalarında katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması, hükümlerin vekili tarafından 19.11.2018 tarihli dilekçe ile temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılan değişiklik öncesi 18/2. maddesindeki düzenlemenin verdiği yetkiye ve 5271 sayılı Kanun'un 237/2. maddesine dayanılarak kamu davasına katılan olarak KABULÜNE, Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun, 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, sanıklar hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, görevi kötüye kullanma, tehdit, 3621 sayılı Kanun'a muhalefet ve kamu malına zarar verme suçlarından açılan kamu davalarına 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Hazinenin katılma ve bu suçlardan verilen hükümleri temyiz etme hakkı olmadığı, diğer taraftan katılan sanık ...'in 17.01.2011 tarihli celsede sanıklardan ... ve ...'den şikayetçi olup davaya katılmak istediğini belirtmesi fakat ... (...), ... ve ...'ın kendisine yönelik tehdit suçu yönünden bir katılma talebinin bulunmaması karşısında, katılan sanık ... müdafiinin sanıklar ... (...), ... ve ... hakkında müvekkiline yönelik tehdit suçundan kurulan beraat hükümlerini temyiz etme hakkının bulunmadığı anlaşılmakla, Hazine vekili ile katılan sanık ... müdafiinin anılan suçlardan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi gereğince ayrı ayrı REDDİNE, katılan sanık ... müdafiine gerekçeli kararın 23.11.2015 tarihinde tebliğ edildiği, müdafii tarafından bir haftalık yasal süre içerisinde 30.11.2015 tarihinde temyiz isteminde bulunulduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki temyiz isteminin reddine dair düşünceye iştirak edilmeyerek başvurularının kapsamına göre incelemenin; katılan Hazine vekilinin ihaleye fesat karıştırma suçundan, katılan sanık ... müdafiinin ise sanıklar ... ve ...'ün müvekkiline yönelik tehdit suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
I- Sanıklardan ... ve ... hakkında katılan sanık ...'e karşı tehdit, ... ve ... hakkında ise ihaleye fesat karıştırma suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde:
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden (UYAP) temin edilen nüfus kayıt örneklerine göre, hükümden sonra sanıklardan ...'nin 28.01.2024, ...'in ise 29.10.2021 tarihinde öldüğünün tespit edilmiş olması karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 2021/228 Esas, 2024/281 sayılı Kararı da gözetilerek, adı geçen sanıklar hakkında açılan kamu davalarının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 64/1. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması ile sanıklar ... ve ...'ün üzerlerine atılı katılan sanık ...'e karşı birden fazla kişiyle birlikte tehdit suçunun, suç tarihine nazaran lehe olan 7550 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi 5237 sayılı Kanun'un 106/2-c maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesine göre 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlemler olan 17.01.2011 tarihli sorgular ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükümlerin 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1, 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca sanıklardan ... ve ... hakkında açılan kamu davalarının ölüm, ... ve ... hakkında açılan kamu davalarının ise zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
II- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde ise:
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 08.10.2010 tarihli ve 2008/524 Soruşturma, 2010/303 Esas, 2010/200 sayılı İddianamesi ile tanık beyanları, arama ve el koyma tutanakları, bilirkişi raporu, gizli soruşturmacı tarafından düzenlenen tutanaklar, iletişimin tespiti ve inceleme tutanakları, ekspertiz raporları, olay yeri fotoğrafları ile benzeri delillere dayanılarak sanıkların "örgüt faaliyeti çerçevesinde usulsüzlük tespit edilen ihaleler" başlığı altında 26 farklı, "örgüt faaliyeti kapsamında işlenen ihaleye fesat karıştırma eylemleri" başlığı altında ise 11 farklı olmak üzere toplam 37 ihalede usulsüzlük yaptıkları iddialarına yer verildiği fakat hangi sanığın hangi ihalelerdeki eylemleri nedeniyle ihaleye fesat karıştırma suçunu işlediği hususunun somutlaştırılmadığı, Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda da fesat karıştırıldığı iddia olunan her bir ihale ve sanık yönünden iddianamede belirtilen deliller konusunda bir değerlendirme yapılmadan belediyenin zararı olmadığı ve müştekilerin duyuma dayalı şikayetleri dışında atılı suçların işlendiğine dair somut delillerin bulunmadığından bahisle sanıklar hakkında ayrı ayrı beraat hükümleri kurulmuşsa da; Anayasanın 141, 5271 sayılı Kanun'un 34, 230 ve 289/1-(g) maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının sanığı, katılanı, Cumhuriyet savcısını ve herkesi tatmin edecek, Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde olması gerektiği nazara alınarak, Yargıtayın gerekçelerde tutarlılık denetimi yapması ve bu açılardan mantıksal ve hukuksal bütünlüğün sağlanması için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması ilkelerine uyulmadan, bu kapsamda her bir sanık yönünden ayrı ayrı olmak üzere haklarındaki isnatların nelerden ibaret olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 135 ve 139. maddeleri kapsamında elde edilen delillere, tanık beyanlarına, bilirkişi ve ekspertiz raporları ile dosyada mevcut diğer delillere neden itibar edilmediği, sanık savunmalarına neden üstünlük tanındığı karar yerinde tartışılıp açıklanmadan gerekçesiz olarak yazılı şekilde beraat kararları verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan Hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca sair yönleri incelenmeyen hükümlerin BOZULMASINA 03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.