"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2391 E., 2021/1830 K.
SUÇ : Zincirleme tefecilik
HÜKÜM : İlk derece mahkemesince verilen beraat hükmünün kaldırılarak zincirleme tefecilik suçundan mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düşme
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260. maddesi gereği sanığın hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294. maddesine istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İlk Derece
1. Şanlıurfa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.09.2018 tarihli ve 2015/646 Esas, 2018/990 sayılı Kararı ile sanığın tefecilik suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e madde-fıkra ve bendi gereğince beraatine hükmolunmuştur.
B. İstinaf
Katılan vekilinin istinaf talebi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 19.10.2021 tarihli ve 2019/2391 Esas, 2021/1830 sayılı Kararı ile ilk derece mahkemesince verilen beraat hükmünün kaldırılarak sanığın zincirleme tefecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 241/1, 43/1, 62, 52 ve 53/1. maddeleri gereğince 3 yıl 9 ay hapis ve 1.250 gün karşılığı 25.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanığın temyiz istemi; verilen kararda mağduriyeti ve suçsuzluğunun göz önünde bulundurulmadığına, kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulması talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Sanığın iş yerinin faaliyette bulunduğu yaklaşık 9 aylık gibi kısa bir süre içerisinde 9.203.614,00 TL miktarında ciro yapmasının hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği, soruşturma aşamasında düzenlenen Vergi Tekniği Raporu, vergi incelemesi sırasında alınan bilgi sahiplerinin ve bölge adliye mahkemesince dinlenen tanıkların beyanları ile bilirkişi raporu nazara alındığında, sanığın suça konu iş yerinde, bahsi geçen tarihler arasında kuyumculuk faaliyeti yanında, adına kayıtlı Point Of Sale (POS) cihazlarından yapılan kredi kartı çekim işlemleri karşılığında belirli bir komisyon (faiz) almak suretiyle 3. kişilere nakit para verdiği, anılan işlemlerde herhangi bir mal ya da hizmet ifası gerçekleşmediği, mezkur işlemleri ilgili kurumdan izin almadan yaptığı, inkara ilişkin savunmaların suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kabulüyle sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 26.04.2016 tarihli ve 2014/118 Esas, 2016/208 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, tefecilik suçu ile korunan hukuki yarar ve suçun Türk Ceza Kanunu'nun topluma karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerektiği, bu bağlamda 5237 sayılı Kanun'un 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun kazanç elde etmek amacıyla borç para verilmesiyle oluşacağı, bunu meslek haline getirmenin suçun unsurları içerisinde yer almadığı, değişik zamanlarda ve/veya farklı kişilere karşı tefecilik eylemini zincirleme olarak işleyen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin uygulanması gerektiği, zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günün suç tarihi olduğu, bu itibarla hukuki kesinti oluşturan iddianame tarihinden evvel tüm eylemlerin teselsülün içerisinde değerlendirilmesi, iddianame tarihinden sonraki eylemlerin ise gerçek içtima hükümleri ve varsa kendi içinde teselsül hükümleri değerlendirilmek suretiyle karara bağlanması gerekeceği nazara alındığında, UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede, sanık hakkında aynı suçtan Şanlıurfa C.Başsavcılığının 28.12.2022 tarihli ve 2022/16757 Esas sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının Şanlıurfa 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/28 Esas sırasında kayıtlı ve derdest olduğu anlaşılmakla; anılan dosyanın aslı veya onaylı bir suretinin getirtilerek incelenmesi sonrasında dava konusu eylemler arasında irtibat bulunup bulunmadığının, suç ve iddianame tarihlerine göre eylemler arasında hukuki kesinti oluşup oluşmadığının, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının ve mükerrer dava olup olmadığının saptanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere hükmü bozulan Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.01.2025 tarihinde karar verildi.