"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/1917 Esas, 2022/462 Karar
SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1)Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.10.2019 tarihli ve 2018/501 Esas, 2019/447 sayılı Kararı ile sanığın icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1, 62, 50/1-a, 52/2 ve 53/5. maddeleri gereği 150 tam gün karşılığı 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince hak yoksunluğuna hükmolunmuştur.
2)Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 14.02.2022 tarihli ve 2020/1917 Esas, 2022/462 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi; eksik inceleme sonucu karar verildiğine, ibraname verildikten sonra katılanın talep hakkının kalmadığına, katılanın senet ve bu senedin takibi için masraf verdiğini yazılı belge ile kanıtlayamadığına, dava zamanaşımının gerçekleştiğine, izinsiz olarak ses ve görüntü kaydı alınmasının kanıt olarak değerlendirilemeyeceğine, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.
III.GEREKÇE
Suç tarihinde Bursa Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, borçlusu ... olan 60.000,00 TL bedelli senedin tahsili için icra takibi başlatmak üzere 2009 yılında katılanın vekilliğini üstlendiği halde gereğine tevessül etmeyip bu hususta müvekkilini oyaladığı gibi bahse konu senedi bulamadığı ve bu şekilde zamanaşımına uğramasına sebebiyet verdiği kabul edilerek görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de;
Dosya kapsamı, sanık savunması, katılanın beyanı ile Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.06.2011 tarihli ve 187-131 sayılı kararında da açıklandığı üzere, ani gelişen durum olmaksızın, plan yaparak ya da bir kurgu oluşturarak muhataplarının görüntülerinin veya seslerinin kayda alınması hâlinde bu kayıtların delil niteliği bulunmadığı hususları nazara alındığında, somut olayda, sanık ile aralarında senedin teslim edilip edilmediğine ilişkin katılan tarafından dosyaya sunulan 2017 yılına ait ses ve görüntü kaydının, birlikte yemek yenilip alkol alındığı esnada delil olarak kullanılmak üzere oluşturulması sebebiyle yasak delil niteliği taşımasından dolayı söz konusu kayda istinaden hazırlanan bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağı, öte yandan katılanın icra takibi başlatmak üzere 2009 yılında sanığa verdiğini iddia ettiği senedi, üzerinden çok uzun zaman geçtikten ve sanık ile aralarının bozulmasından sonra 2017 yılında şikâyete konu etmesi ile tarafların birbirlerini ibra ettiklerine ilişkin imzalarını içeren ibranamenin bulunması karşısında, sanığın inkara yönelik savunmasının aksine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince yüklenen suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraati yerine yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması hukuka aykırı görülmüştür.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.12.2024 tarihinde karar verildi.