"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/1664 Esas, 2022/355 Karar
SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.07.2020 tarihli ve 2015/273 Esas, 2020/217 sayılı Kararı ile sanık hakkında zincirleme olarak ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257/2, 43, 62 ve 51. maddeleri uyarınca erteli 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53. maddesinin birinci ve beşinci fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.
2.Sanığın istinaf talebi üzerine duruşmasız yapılan inceleme neticesinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 17.02.2022 tarihli ve 2020/1664 Esas, 2022/355 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun hükmün düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin temyiz istemleri; sanığın, azledildiği tarihe kadar yapılan işlem ve takiplerde kullanılan masraflar dışında uhdesinde kalan tutarı avukatlık ücretine binaen uhdesinde tuttuğu, dava konusu olayda görevinin gereklerine uygun olarak davrandığı ancak katılanın çek ve senet borçlularının herhangi bir mal varlığı olmadığını öğrenmesinden sonra kendisini azlettiğinden işi bitirmesinin mümkün olmadığı, katılan ile sanığa tevdi edilen çek ve senet tutarlarının yüzde on ikisi üzerinden vekalet ücreti ödenmesi hususunda anlaştıkları, 19.000 TL'nin vekalet ücreti ve masraflara binaen sanığa gönderildiği, gönderilen bu tutarla iki kez ihtiyati haciz kararı alınarak gerekli masrafların yapıldığı, kalan bakiyenin vekalet ücreti olduğu, görevi kötüye kullanma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, alt sınırdan uzaklaşılma gerekçesi yazılmadan sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edildiği, 5237 sayılı Yasa'nın 43. maddesinin uygulanmasının yasaya aykırı olduğu, 5271 sayılı Yasa'nın 231 ve 5237 sayılı Yasa'nın 50. maddelerinin uygulanmamasının yasaya aykırı olduğu, usul ve yasaya aykırı Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiği hususlarına ilişkindir.
III. GEREKÇE
Avukat olan sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine ilişkin kararın sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince hükmün 5237 sayılı Kanun'un 53/1. madde ve fıkrasında düzenlenen hak yoksunluğu bakımından düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de; sanığın savunmasında özetle, üzerine atılı suçlamayı kabul etmeyerek katılan tarafından banka aracılığıyla gönderilen paranın 17.000,00 TL'sinin vekalet ücreti, 2.000,00 TL'sinin ise gider avansı olarak tarafına gönderildiğini, yaptığı araştırmada borçlunun hiçbir mal varlığı olmadığını tespit ettiğini, bu hususu bildirmesi üzerine katılanın takibin durdurulmasını talep etmesi nedeniyle takibi durdurduğunu, katılanın da, Malatya Kuruyemiş Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti'den olan 119.000,00 TL alacağı karşılığında ilgili şirketten çek ve senet aldığını, çek ve senetler ödenmeyince tahsilat için sanık avukat ile anlaştıklarını, sanığın vadesi gelen çeki işleme koyacağını söyleyerek kendisinden 6.000,00 TL para talebinde bulunduğunu, sanığın bildirdiği hesaba 22.09.2014 tarihinde 6.000,00 TL gönderdiğini, daha sonra yaptığı görüşmede sanığın kendisine haciz işlemi başlattığını, vadesi gelmemiş çeklerle ilgili ellerindeki faturalar ile takip başlatabileceğini, çek ve faturaların tarafına gönderilmesi, bu işlemler için de 13.000,00 TL para gerektiğini söylemesi üzerine sanığın hesabına 30.09.2014 tarihinde 13.000,00 TL gönderdiğini, sanığı aradığında gerekli işlemleri yaptığını söyleyerek kendisini oyaladığını düşündüğünden başka bir avukat vasıtası ile yaptığı araştırmada, her iki çek için de ihtiyati haciz kararının alındığını ancak teminat yatırılmadığı için dosyaların işlemden kaldırıldığını öğrendiğini ifade ettikleri, gerek sanığın savunmalarında gerekse katılanın anlatımlarında takip başlatılarak ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunun beyan edilmiş olması karşısında, ilgili mahkeme ve icra müdürlüklerine müzekkere yazılarak, sanığın alacaklı katılan vekili sıfatıyla ihtiyati haciz talebinde bulunup bulunmadığı, alacağın tahsili amacıyla başlattığı herhangi bir icra takip dosyanın olup olmadığı sorulup, varsa ilgili dosyaların getirtilerek incelenmesi, katılan ile sanık arasında vekalet ilişkisinin kurulduğu tarihten sanığın azledildiği tarihe kadar yapılan işlemlerin tespit edilmesi, vekaletname ile azilname tarihleri arasında geçen süre de dikkate alınarak sanık avukat tarafından yapılan işlemlerin makul sayılabilecek nitelikte olup olmadığının değerlendirilmesi ve suç kastına ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğunun karar yerinde tartışılması sonrasında tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilip, sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini yerine eksik araştırma ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanığın birden fazla dosyada gereğine tevessül etmediğinin tespiti halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, katılanın sanığa iki ayrı seferde para göndermesi gerekçesine dayanılarak sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin uygulanması suretiyle ceza tayin edilmesi,
Sanık hakkında takdiri indirim nedenleri uygulanırken, uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesinin hüküm fıkrasında gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232. maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması,
Nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının bozulması yerine istinaf başvurusunun hükmün düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 17.02.2022 tarihli ve 2020/1664 Esas, 2022/355 sayılı Kararının, 5271 sayılı Kanun'un 302/2 ve 307/5. madde ve fıkraları gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, bozmaya konu kararın niteliği de gözetilerek 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b madde-fıkra ve bendi uyarınca Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.10.2024 tarihinde karar verildi.