"İçtihat Metni"
SAYISI : 2021/2516 Esas, 2022/1072 Karar
SUÇ : İhmâli davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; 1136 sayılı Kanun'un 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hâk ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1) Düzce 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.03.2021 tarihli ve 2020/109 Esas, 2021/80 sayılı Kararı ile sanığın ihmâli davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/2, 62/1, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 90 tam gün karşılığı 1.800 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur.
2) Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 31.03.2022 tarihli ve 2021/2516 Esas, 2022/1072 sayılı Kararı ile hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, karar tefhiminin usulüne uygun yapılmadığına, kast ve zarar unsurunun oluşmadığına ilişkindir.
Sanık müdafinin temyiz istemi, müsnet suçun yasal unsurunun sadece ihmâl eyleminden oluşmadığına, ihmâl ile kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına yol açılmasının da gerekli olduğuna ancak somut olayda, hakkında mahkûmiyet kararı verilen mağdur ...'in olay sebebiyle herhangi bir şikâyetinin ve zararının bulunmadığına ayrıca verilen mahkûmiyet kararı için olağanüstü kanun yoluna da başvurulduğu ve bu başvuruda süre şartı ve incelemesi bulunmadığından, esas yönünden verilen kararın incelenmesi imkânının mevcut olduğu hususları bütün hâlinde dikkate alındığında, sanığın olayda mahkûmiyetine yeterli, suçun unsurları ile buna yönelik delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
Suç tarihinde Sakarya Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/34 Esas sayılı davasında, zorunlu müdafilik görevi kapsamında katılanın müdafiliğini üstlendiği, katılanın hapis cezasına mahkûmiyetine dair, yüzüne karşı verilen 18.07.2017 tarihli ve 2017/174 sayılı Kararı, yedi günlük yasal süresinde istinaf etmeyerek mağduriyete sebebiyet verdiğinin iddia ve kabul edildiği anlaşılmakla, suça konu dosya kapsamında katılan ...'nın FETÖ/PDY üyeliğinden tutuklu olarak yargılandığı gözetildiğinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.06.2021 tarihli, 2019/16-292 Esas, 2021/275 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, " ... adlî tatil döneminde sürelerin işleyip işlemeyeceği konusunda Yargıtay Ceza Dairelerinin farklı kararlarının bulunmasının Kanunun belirlilik ilkesinde sorun olduğuna götürecektir. Nitekim somut olayda sanık müdafisi maddedeki hükmü adlî tatilde sürelerin işlemeyeceği şeklinde değerlendirerek Kanun yoluna adlî tatil sonrasında başvurduğu görülmektedir. Bu açıklamalara göre adlî tatilde tutuklu işlerde de temyiz süresinin işlemeyeceği kabul edilmelidir.". Somut olayda 18.07.2017 tarihinde tefhim edilen hükme yönelik yedi günlük istinaf süresinin son gününün adlî tatile rastladığı, sanığın da tutuklu işlerde adlî tatilde sürelerin işlemeyeceğini değerlendirerek, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 331. maddesinin "... Bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır." hükmü uyarınca 02.09.2017 tarihine kadar uzayan istinaf süresini beklemeden adlî tatil süresi içerisinde 26.07.2017 tarihinde suça konu hükmü istinaf ettiği göz önüne alındığında, aksî kanıtlanamayan savunmasına nazaran atılı suçtan beraati yerine yanılgılı değerlendirmeyle, üzerine atılı görevi kötüye kullanma suçunu işleme kastının ne şekilde gerçekleştiği açıklanmadan yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-b ve 307/5. maddeleri gereği Düzce 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.11.2024 tarihinde karar verildi.