"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/289 Esas, 2022/1230 Karar
SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun hükmün düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İlk Derece
Sivas 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.10.2021 tarihli ve 2020/224 Esas, 2021/399 sayılı Kararı ile sanık hakkında, icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1, 62. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 53/1-2-3. madde ve fıkraları gereği hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.
B. İstinaf
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 18.05.2022 tarihli ve 2022/289 Esas, 2022/1230 sayılı Kararı ile sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının kabulü ile, duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde, sanık hakkında şartları oluştuğu halde tekerrür hükümlerinin uygulanmaması ile 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe istinaf bulunmadığından eleştiri konusu yapılarak sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 257/2. maddesinde tanımlanan ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun kabulü ile hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesi bulunmadığından Avukatlık Kanunu gereği masrafları ödeme yükümlülüğünün katılana ait olduğuna, katılana müvekkili tarafından gerekli bilgilendirmenin yapıldığına, masrafların müvekkili tarafından karşılanacağına ilişkin soyut iddiadan başka dosyada kesin-somut bir delil bulunmadığına, katılanın da kendisine bilgi verilmediğini ispat edemediğine, müvekkiline aynı olaya ilişkin olarak birden fazla İş Mahkemesi dosyasının birlikte geldiğine, gerek katılana gerekse diğer şahıslara gider avanslarını yatırmaları hususunda bildirimde bulunulmasına rağmen taraflarca gider avanslarının yatırılmadığına, Gürün Asliye Hukuk Mahkemesince davanın usulden reddine dair verilen kararın hatalı olduğuna, bilirkişi ücretinin yatırılmaması halinde bilirkişi delilinden vazgeçilmiş sayılıp yargılamaya devam edilmesi gerekirken hukuka aykırı olarak karar verildiğine, müvekkili hakkında ayrı ayrı şikayetçi olunduğundan birden fazla ceza davası açıldığına, hakkında aynı olaya ilişkin farklı dosyalarda beraat ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar verildiğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği müvekkilinin beraatine karar verilmesine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
10.10.2018 olan suç tarihinin karar başlığında 19.11.2018 olarak gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 232/2-c maddesine muhalefet edilmesi,
5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi, suçun mağdurunun aynı kişi olmasını suçun zorunlu unsuru haline getirmiş iken, 08.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile anılan madde ve fıkraya eklenen "Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır" hükmü ile zincirleme suçun kapsamının genişletilmesi ve mağduru aynı kişi olsun ya da olmasın maddenin son fıkrasındaki istisnalar dışındaki tüm suçlarda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün hale getirilmesi karşısında, sanık avukatın alacaklı katılan vekili sıfatıyla takip ettiği, Gürün Asliye (İş) Hukuk Mahkemesi'nin 2016/401 Esasına kayden görülen işçi ile işveren ilişkisinden kaynaklanan alacak davasına ilişkin yargılama sırasında, gider avansını mahkemece verilen kesin süreye rağmen yatırmayıp bu konuda müvekkilini de bilgilendirmeyerek dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine neden olma şeklindeki eylemi ile Sivas 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.02.2022 tarihli ve 2021/98 Esas, 2022/50 ile Sivas 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.06.2021 tarihli ve 2020/235 Esas, 2021/168 Karar sayılı dava dosyaları arasında suçun sübutu ve delillerin birlikte değerlendirilmesi bakımından 5271 sayılı Kanun'un 8/1. maddesinde yer aldığı şekilde hukukî ve fiili bağlantı bulunması nedeniyle akıbetlerinin araştırılması, sanık hakkında aynı konuya ilişkin açılmış başkaca kamu davası bulunup bulunmadığının da belirlenmesi sonrasında mümkünse davaların birleştirilmesi, kesinleşmesi veya birleştirme olanağının ortadan kalkması durumunda ise asılları veya onaylı örnekleri bu dosya arasına konularak birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre hukuki kesinti, zincirleme suç ve mahsup hükümleri de nazara alınmak suretiyle sanığın hukukî durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2 ve 307/5. maddeleri gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-b maddesi uyarınca gereği için kararı veren Sivas 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.12.2024 tarihinde karar verildi.