Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2021/495 Esas, 2022/1504 Karar

SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesince temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ

1) Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.09.2020 tarihli ve 2019/415 Esas, 2020/182 sayılı Kararı ile sanığın icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1. maddesi gereği 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53/1-2-3. madde ve fıkraları gereği hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.

2) Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 22.05.2022 tarihli ve 2021/495 Esas, 2022/1504 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanığın temyiz istemi; tanık olduğunu belirttiği ... dinlenilmeden, esas hakkında mütalaaya karşı son sözü ve yokluğunda dinlenilen tanığın beyanlarına karşı savunması alınmadan, danışma ücretinin ne kadar olduğu tespit edilerek bu tespit yapıldıktan sonra katılanın uğradığı zararı ödemek isteyip istemediği kendisine sorulmadan eksik araştırma ile karar verilmesinin adil yargılama ilkesine aykırı olduğuna ve savunma hakkının kısıtlandığına, daha önce hiçbir sabıkasının olmadığına, katılanın zararını ödemek istediğine, ancak altın değeri üzerinden kendisinden para talep ettikleri için zararı gideremediğine, son celseye duruşma yoğunluğu nedeniyle katılamadığına, bu hususlar dikkate alınmadan pişman olmadığı kanaatine varılarak cezada indirim yapılmamasının ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ve sair hususlara ilişkindir.

III. GEREKÇE

Sanığın sorgusunun yapıldığı 16.06.2020 tarihli celsede, delillerini sunması için talebi nedeniyle bir sonraki celseye kadar süre ve aynı celsede tanık ...'nin bir sonraki celse dinlenmesine karar verildiği halde, bir sonraki celse olan hükmün verildiği 15.09.2020 tarihli duruşmaya sanık katılmadığı gibi mazeret de bildirmediğinden, sanığın esas hakkındaki mütalaaya karşı ve son celse dinlenen tanık beyanına karşı savunması alınmayarak savunma hakkının kısıtlandığı yönündeki temyiz sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Bölge Adliye Mahkemesinin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.06.2008 tarihli ve 2008/149 Esas, 2008/163 sayılı Kararında da belirtildiği gibi hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarındaki şartlar gözetilmek suretiyle seçenek yaptırımlara çevirme ve erteleme gibi diğer kişiselleştirme nedenlerinden önce hakim tarafından değerlendirilmesinin zorunlu bulunduğu nazara alınarak, aynı Kanun'un 231. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması için suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmekte ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli, 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında yer alan ''kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği'' şeklindeki kabulü dikkate alındığında; sanığın eylemi nedeniyle katılanın mağduriyetine sebebiyet verdiği, bu itibarla eylemden dolayı uğradığı doğrudan bir zararının bulunmadığının anlaşılması karşısında; sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları da irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin 6. fıkrasındaki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin "zararın aradan geçen süre de dikkate alındığında giderilmemiş olması" şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına hükmolunması,

Hukuka aykırı görülmüştür.

IV. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2 ve 307/5. maddeleri gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.12.2024 tarihinde karar verildi.

***