Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2015/325 Esas, 2016/43 Karar

SUÇ : Zimmet

HÜKÜM : Eylemin zincirleme şekilde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulüyle mahkumiyet

sanık, suçtan zarar görenlerden Hazine vekili ile köy tüzel kişiliği temsilcisi, şikayetçi Bakanlık vekili

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;

Suç tarihinde muhtar olarak görev yapan sanık hakkında zimmet suçundan açılan kamu davasında suçun zarar göreni olan Hazinenin, kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle yapılan değişiklik öncesi yürürlükte bulunan 3628 sayılı Kanun'un 18/2. maddesi hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı gözetilerek yapılan incelemede;

Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, sanık hakkında atılı suçtan açılan kamu davasına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen İçişleri Bakanlığının katılma ... olmadığı anlaşılmakla vekilinin aynı Kanun'un 260. maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, suçtan zarar gören ... adına ... 'un ise 01.06.2023 tarihinde tebliğ edilen hükmü 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 310. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra verdiği 09.06.2023 tarihli dilekçe ile temyiz ettiği anlaşıldığından, şikayetçi Bakanlık vekilinin ve suçtan zarar gören köy tüzel kişiliği temsilcisinin temyiz istemlerinin, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, incelemenin katılanlardan Hazine ve ... vekillerinin, O yer Cumhuriyet savcısının ve sanığın temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Sanığın suç tarihinde Belkaya Köyü muhtarı olduğu, kendisine köy yararına kullanılması için Belediye tarafından ücretsiz verilen parke ve bordür taşlarını kendi evinin avlusuna döşemek suretiyle maddi menfaat sağladığı, söz konusu taşlar her ne kadar belediye tarafından ücretsiz olarak köy muhtarlığının kullanımına verilmiş olsa da, artık köy muhtarlığının malı olarak değerlendirilmesi gerektiği, eylemin maddi varlığı olan ve parayla ölçülebilen eşya hakkında işlendiği, sanığın avlusuna döşediği parke ve bordür taşlarının maddi değeri kadar şahsi menfaat sağladığının tespit edildiği nazara alındığında, eyleminin basit zimmet suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması,

Kabule göre de;

Görevi kötüye kullanma suçunu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında 53/5. maddesi gereğince hak yoksunluğuna hükmolunmaması,

Kanuna aykırı, katılanlardan Hazine ve ... vekillerinin, O yer Cumhuriyet savcısının ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

23.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***