"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/165 Esas, 2022/87 Karar
SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Emet Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.11.2013 tarihli ve 2013/610 Soruşturma, 2013/307 Esas, 2013/99 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında gizliliğin ihlali ve iftira suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 285 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları ile 267 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması, aynı Kanun'un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Emet Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.03.2015 tarihli ve 2013/147 Esas, 2015/98 sayılı Kararı ile sanığın üzerine atılı iftira suçundan mahkumiyetine, gizliliğin ihlali suçu yönünden ise eylemin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulüyle mahkumiyetine hükmolunmuştur.
3.Sanık müdafiinin ve O yer Cumhuriyet savcısının temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 22.09.2020 tarihli ve 2019/1773 Esas, 2020/15837 sayılı Kararı ile iftira suçundan verilen mahkumiyet kararının onanmasına, görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün ise bozulmasına karar verilmiştir.
4.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde Emet Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2022 tarihli ve 2020/165 Esas, 2022/87 sayılı Kararı ile sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 5 ay hapis cezası karşılığı 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı, yargılamanın hatalı taraflarla yürütüldüğü, savunma haklarının kısıtlandığı ve bozma ilamına uyulmadığı gerekçeleriyle hükmü temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde Emet Adliyesinde zabıt katibi olarak görev yapan sanığın, görevi sırasında elde ettiği ve gizli kalması gereken bilgi ve belgeleri soruşturmanın tarafı olmayan mağdur ... 'nın babasına gönderdiği, bu suretle gizliliğin ihlali suçunu işlediği iddia edilmiş, Mahkemece; ...’nın şikayetine konu iddianame ve tanık beyanlarının sadece babası ...’ya gönderildiği ve bu haliyle aleniyet unsurunun gerçekleşmediği, eylemin sanığın suça konu olay tarihinde Emet Adliyesinde zabıt katibi olarak görev yapması sebebiyle icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçu kapsamında kaldığı kabulüyle mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.06.2015 tarihli ve 2014/11-568 Esas, 2015/244 sayılı Kararında da ifade edildiği üzere, bozma kararı sanık lehine olsa dahi bozmadan sonra yapılan yargılamada sanık, katılan ve varsa vekillerine duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ olunması, duruşma gününden haberdar edilmeleri, tebligat yapılamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen sanığın duruşmaya gelmemesi halinde, verilecek ceza bozmaya konu olan cezadan daha hafif ise yargılamaya devam olunarak bir karar verilmesi gerektiği halde, sanık müdafiine davetiye tebliğ edilmeden, duruşma günü bildirilmeden, yargılamaya devamla yokluğunda hüküm verilerek 1412 sayılı Kanun'un 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca halen yürürlükte bulunan 326 ncı maddesinin ikinci fıkrasına ve 308 inci maddesinin sekizinci fıkrasına aykırı hareket edilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Mahkemece, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 22.09.2020 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde; bozma gereğince iddianamede bahsi geçen “müşteki ...'nın 18.07.2013 günü Cumhuriyet Başsavcılığımıza gelerek kendisinin müşteki olduğu adliyede soruşturma yürütülen 2013/319 sayılı dosyada bulunan ifadesinin yine müştekisi olduğu 2013/344 no.lu dosyanın iddianamesinin, yine tanık olduğu 2012/770 sayılı dosyadaki tanık beyanlarının” dosyaya celbi ile, bu belgelerin suç tarihi itibariyle haklarında gizlilik kararı bulunup bulunmadığı, soruşturma veya kovuşturma aşamasındayken alınıp alınmadığı savcılık veya mahkemelerinden araştırılmadan, belge içeriklerinin hangi konulara ait olduğu, gizli veya özel hayata ilişkin olup olmadığı değerlendirilmeden, Emet ve Tavşanlı Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Tavşanlı Ağır Ceza Mahkemesinden gelen ve bozma ilamını karşılamayan yazı cevapları doğrultusunda eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir" biçimindeki düzenleme karşısında, sanık hakkında iftira suçundan açılan kamu davasında katılan olan ... ve ... lehine vekalet ücreti verilip, bu kararın temyiz incelemesinden geçip kesinleşmesine rağmen görevi kötüye kullanma suçu yönünden suçtan doğrudan zarar görmeyen bahsi geçen kişilerin gerekçeli karar başlığında katılan olarak gösterilmesi ve bu kişiler lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,
Kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının hüküm fıkrasında gösterilmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin üçüncü fıkrasına ve 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince, ayrıca, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasından yasaklanmasına karar verilmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Emet Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2022 tarihli ve 2020/165 Esas, 2022/87 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, sanığın kazanılmış hakkı saklı kalmak üzere 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.12.2023 tarihinde karar verildi.