Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2011/245 Esas, 2016/11 Karar

SUÇLAR : Zimmet

HÜKÜMLER : Beraat

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

Sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafiinin 19.01.2016 tarihli süre tutum dilekçesi ile temyiz talebinde bulunduğu, gerekçeli temyiz dilekçesi sunmadığı, süre tutum dilekçesi içeriğinden de temyiz isteminin beraat hükümlerinin gerekçesine yönelik olmadığı anlaşıldığından, temyizde hukuki yararı bulunmamakla temyiz talebinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca REDDİNE, incelemenin katılan vekilinin ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

1)Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre sanığın 19.08.2020 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 2021/228 Esas, 2024/281 sayılı Kararı da gözetilerek, sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 64/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/8. maddeleri gereğince düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321/1. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ile 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkındaki kamu davasının ölüm nedeniyle DÜŞMESİNE,

2)Diğer sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;

Suç tarihinde S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi yönetim kurulu başkan, başkan yardımcısı ve üyeleri olarak görev yapan sanıkların, yapılmamış harcamaları yapılmış gibi göstererek ve belgeye dayalı bir kısım harcamaları gerçek tutarın üzerinde göstererek oluşan farkı uhdelerinde bulundurdukları, bu suretle zimmet suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda; maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkartılması açısından, kooperatif inşaatlarına ait plan, proje, metraj cetvelleri temin edilmek suretiyle inşaat konusunda uzman bilirkişilerin iştiraki ile gerektiğinde mahallinde keşif yapılıp suç tarihleri itibarıyla inşaatların fiziki gerçekleşme oranları, proje ile yapılan işlerle proje harici işlerin belirlenmesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının birim fiyatları esas alınarak toplam inşaat maliyetinin saptanması sonrasında, sanıkların fiili olarak görev yaptıkları dönemde kayıt dışı bırakılanlar da dahil olmak üzere kooperatifin sağladığı tüm gelirler, inşaatlar için yapılanlar dahil tüm giderler, göreve başladıkları ve bıraktıkları tarihlerdeki banka ve kasa mevcutları tespit edilip dava dosyasının tüm ekleriyle birlikte Sayıştay emekli uzman denetçilerinden oluşan bilirkişi kuruluna tevdi edilerek; kooperatifin suç tarihleri arasındaki tüm gelirleri ile mahkemece yapılacak keşif sonucu teknik bilirkişilerce verilecek rapordaki tespitler de irdelenmek suretiyle kooperatifin tüm giderlerinin belirlenip karşılaştırılmasından, her bir isnat ve bunlara yönelik savunmalar yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılmak suretiyle sanıkların uhdesinde kooperatif parası bulunup bulunmadığını, varsa miktarını ve bunlardan kim ya da kimlerin sorumlu olduğunu belirleyen ayrıntılı rapor alınmasından, kooperatifin mali işlemlerinin fiilen belirli sanık ya da sanıklar tarafından yürütülüp yürütülmediği hususunun da irdelenmesinden sonra, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141/3. maddesi, 5271 sayılı Kanun'un 34/1 ve 230/3. maddeleri ile 289/1-g maddesi uyarınca mahkeme kararlarının sanıkları, katılanı, Cumhuriyet savcısını ve herkesi tatmin edecek, Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde olması, Yargıtayın gerekçelerde tutarlılık denetimi yapması ve bu açılardan mantıksal ve hukuksal bütünlüğün sağlanması için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler sonucunda mahkemenin ulaştığı kanaatin, iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması kurallarına da uyulmak suretiyle iddianamede yer verilen her bir isnat yönünden suç vasfının ve sanıkların hukuki durumlarının ayrı ayrı takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hükümler kurulması;

Kanuna aykırı, katılan vekilinin ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 30.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***