Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2024/2148 Esas, 2024/2055 Karar

SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 06.09.2024 tarihli ve 2024/2148 Esas, 2024/2055 sayılı Kararının sanık tarafından temyizi üzerine gereği düşünüldü:

Anayasa Mahkemesinin 01.06.2023 tarihli ve 2022/120 Esas, 2023/107 sayılı Kararında belirtilen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231. maddesinin 5 ilâ 14. fıkralarının iptaline ilişkin gerekçeler ve iptal kararı sonrası 01.06.2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 231/12. maddesinde "272. maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286. madde hükümleri uygulanır. 272. maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi halinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir" şeklinde yapılan düzenleme ile, ilgili düzenlemenin Türkiye Büyük Millet Meclisi madde gerekçesindeki "Düzenlemeyle, istinaf incelemesi akabinde bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286. madde hükümlerinin uygulanacağı kabul edilmektedir. Buna göre, bölge adliye mahkemesi tarafından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bakımından temyiz edilebilirlik değerlendirmesi 286. madde uyarınca yapılacaktır. Temyiz edilemez nitelikteki hükümlere ilişkin verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları temyiz edilemeyecek, temyiz edilebilir nitelikteki hükümlere ilişkin verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları ise ilgililer tarafından temyiz edilebilecektir" şeklindeki açıklamalar dikkate alındığında, 7499 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 231/12. maddesinde yapılan değişiklik sonrası ilk derece mahkemesince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararların temyiz incelemesine tabi olmadığı, incelemeye konu suçun, aynı Kanun'un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy çokluğuyla REDDİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

26.05.2025 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY: 05.04.2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 21. maddesi ile CMK'nın 231. maddesinin 12. fıkrası "İtiraz mercii, karar ve hükmü inceler; usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılık tespit ettiği takdirde, gerekçesini göstererek karar ve hükmü kaldırır ve gereğinin yapılması için dosyayı mahkemesine gönderir." şeklinde, 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 15. maddesi ile de "272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir." şeklinde değiştirilmiştir.

7499 sayılı Kanun gerekçesinde; "Maddenin onikinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabileceği kabul edilmektedir. Buna göre, istinaf yoluna başvurulamayacak hükümler hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları hariç olmak üzere diğer hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilecektir. Belirtmek gerekir ki, istinaf yolunda karar ve hüküm, istinaf mercii tarafından 223 üncü maddede yer alan hükümler gibi 272 nci ve devamı maddeler de dikkate alınmak suretiyle usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenecektir.

Düzenlemeyle, istinaf incelemesi akabinde bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümlerinin uygulanacağı kabul edilmektedir. Buna göre, bölge adliye mahkemesi tarafından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bakımından temyiz edilebilirlik değerlendirmesi 286 ncı madde uyarınca yapılacaktır. Temyiz edilemez nitelikteki hükümlere ilişkin verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları temyiz edilemeyecek, temyiz edilebilir nitelikteki hükümlere ilişkin verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları ise ilgililer tarafından temyiz edilebilecektir.

Ayrıca, 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi halinde temyiz yoluna gidilebileceği açıkça düzenlenmektedir. Buna göre, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 47 nci maddesiyle uyumlu olarak temyiz yoluna başvurulamayacak hükümler hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları hariç olmak üzere diğer hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı temyiz yoluna başvurulabileceği kabul edilmektedir. Belirtmek gerekir ki, temyiz yolunda da karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenecektir."

Açıklamalarına yer verilmiştir.

Öğretide de ifade edildiği üzere; verildiğinde kesin olan mahkûmiyet hükümlerine ilişkin olanlar hariç olmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında, temyiz yolu açık olanlara karşı temyize de başvurulabilecektir. (Karakehya, Hakan, Ceza Muhakemesi Hukuku, 6.B.(2024), s.570)

Bölge adliye mahkemesinin verdiği temyiz yolu açık olan hükme ilişkin istinaftan sonraki temyiz açısından CMK 286'daki kısıtlamaların söz konusu olacağı unutulmamalıdır. (Yenisey, Feridun/Nuhoğlu, Ayşe, Ceza Muhakemesi Hukuku, 12.B. (2024), s.856)

Ceza Genel Kurulunun ve Özel Dairelerin istikrar kazanan uygulamalarına göre; temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması ancak kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına bağlı olarak yapılabilecektir. Bir kanun yolu başvurusunun esas yönünden merciince incelenmesinin Anayasa'nın 36. maddesinde yer bulan adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan mahkemeye erişim hakkı kapsamında kaldığında kuşku bulunmadığı, kanunda da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlara karşı açık bir sınırlama olmaması karşısında, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında yapılan düzenlemenin amacı ile değişikliğin gerekçesi bir bütün halinde değerlendirildiğinde; 15.07.2020 tarihli ve 31186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59. maddesine eklenen 5. fıkra ile avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/2. maddesinin uygulanmaması nedeniyle 1136 sayılı Kanun'un 59. maddesinin son fıkrası uyarınca hükmün temyiz edilebilir olduğu, esastan incelenmesi kanaatinde olduğumuzdan çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne iştirak edilmemiştir.

***