Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2022/2356 Esas, 2023/1078 Karar

SUÇ : Zimmet

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1) Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.09.2022 tarihli ve 2021/261 Esas, 2022/291 sayılı Kararı ile sanık hakkında zimmet suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi uyarınca beraatine hükmolunmuştur.

2) Katılan vekilinin istinaf istemi üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 28.09.2023 tarihli ve 2022/2356 Esas, 2023/1078 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine dair hüküm kurulmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılan ... vekilinin temyiz istemi; kurumun zarara uğraması ve sanığın zararı gidermemesi nedeniyle verilen beraat kararının yerinde olmadığına, sanığın uhdesinde haksız para tutması ve haricen yapılan tahsilatların kurum hesabına yatırılmaması nedeniyle eyleminin zimmet suçunu oluşturduğuna, sanığın hapis hakkını hangi dosyadan kullandığının belli olmadığına, sanık ile kurum arasında imzalanan rızai fesih sözleşmesinin 3. maddesinde yer alan "kanunda açıkça suç olarak tanımlanan ağır kusur halleri" tespit edilmiş olduğundan ibranamenin geçerli olmadığına ve sair hususlara ilişkindir.

III. GEREKÇE

Katılan ...'nin vekaletnameli avukatı olan sanığın 20.05.2021 ve 13.07.2018 tarihli son soruşturmanın açılması kararları ile son suç tarihi 20.03.2013 olan eylemleri sebebiyle zimmet suçunun işlendiği iddia edilen inceleme konusu dava dosyası ile Dairemizin 2022/5478 Esas sırasına kayıtlı son soruşturmanın açılmasına dair karar tarihi 06.12.2016 ve suç tarihi 18.05.2015 olan katılan kurum adına takip ettiği icra dosyalarında bir takım usulsüz işler yapmış olması nedeniyle hakkında zincirleme nitelikli zimmet ile kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçlarını işlediği iddia edilen fiillerinde hukuki kesintinin gerçekleşmediğinin dosyaların birlikte yapılan incelemelerinden anlaşılması nedeniyle bu dava dosyalarının birleştirilerek davaların birlikte görülüp delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği nazara alınarak, sanığın aşamalarda değişmeyen savunmalarında, kurumun kendisinden dosyaları teslim edip işten ayrılmasını istemesi üzerine bakiye kalan ücretinin ödenmesi halinde dosyaları teslim edeceğini bildirdiğini, bu süreç içinde 6 ay boyunca hak ettiği vekalet ücretini ödemediklerini beyan etmesi, dosya kapsamından sanığın takip ettiği tüm dosyalardan vekalet ücreti alacağı bulunup bulunmadığı hususunun araştırılmadığının anlaşılması karşısında, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılabilmesi amacıyla, sanığın takip ettiği tüm dosyalardan vekalet alacaklarına ilişkin belgeler kurumdan ve sanıktan temin edilerek dosya arasına alınması, getirtilen kayıtlara göre sanığın ve katılan vekilinin beyanlarının yeniden alınması ile dosyanın tüm ekleriyle birlikte seçilecek bilirkişi heyetine tevdi edilip, kurum ile karşılıklı yapılacak mahsuplaşma sonucunda sanığın uhdesinde katılan kuruma ait para bulunup bulunmadığına ilişkin ayrıntılı rapor alınması sonrasında, sanığın yedinde para kaldığının tespit edilmesi halinde söz konusu paraların teslim edilmesinin sanığın avukat olmasının doğal sonucu değil katılan kurum tarafından şahsına duyulan güven ilişkisi nedeniyle verilen ahzu kabz yetkisi kapsamında gerçekleştirildiği ve buna bağlı olarak da aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında kaldığı gözetildiğinde, sanığın alacaklı olan katılan kurum vekili sıfatıyla yürüttüğü icra takipleri sırasında haricen tahsil ettiği meblağları müvekkiline vermeyerek uhdesinde tutması şeklindeki eylemlerinin sübutu halinde 5237 sayılı Kanun'un 155/2. maddesinde tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak ve eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,

Hukuka aykırı görülmüştür.

IV. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca gereği için kararı veren Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.12.2024 tarihinde karar verildi.

***