Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2021/368 Esas, 2023/366 Karar

SUÇ : Tefecilik

HÜKÜM : Düşme (sanık ... hak.), mahkumiyet (diğer sanıklar hak.)

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, düzeltilerek onama

EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

05.08.2017 tarihli ve 30145 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7035 sayılı Kanun'un 21. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 291. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen ve bölge adliye mahkemeleri kararlarına karşı yedi gün olarak öngörülen temyiz süresinin on beş gün olarak değiştirildiği, ancak bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihinden önce verilen kararlar ve Yargıtay'dan geçen dosyalara ilişkin temyiz süresinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi uyarınca uygulanmakta olan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanun'un (1412 sayılı Kanun) 310. maddesine göre 1 hafta olduğu gözetilmeksizin, kısa ve gerekçeli kararda temyiz süresinin 15 gün olarak belirtilmesi suretiyle tarafların yanıltıldığı, ancak katılanlar vekili Av. ...'ın ve katılan ...'in 03.05.2023 tarihinde yüzüne karşı tefhim edilen hükmü katılan ... vekilleri Av. ... ve Av. ...'in anılan 15 günlük süreden de sonra verdikleri 20.05.2023 havale tarihli dilekçe ile temyiz ettikleri, keza sanık ... müdafiinin 15.05.2023 tarihinde tebliğ edilen hükmü, 15 günlük süreden sonra verdiği 26.06.2023 havale tarihli dilekçe ile temyiz ettiği anlaşıldığından, temyiz istemlerinin 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'un 317. maddesi gereğince ayrı ayrı REDDİNE, temyiz incelemesinin müdafiinin sanık ... hakkında verilen mahkumiyet hükmüne, katılan Hazine vekilinin ise sanık ... hakkında verilen düşme hükmüne yönelik temyiz itirazları ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

1)Sanık ... hakkında verilen düşme hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Bozmaya uyularak, gerekçesi gösterilmek suretiyle sanığın ölümü nedeniyle verilen kamu davasının düşmesine dair hüküm usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,

2)Sanık ... hakkında zincirleme tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.11.2023 tarihli ve 2023/9-306 Esas, 2023/590 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için; aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla kez işlenmesi, işlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması ve bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir. Aynı suç, 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinde; "Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır" denilmek suretiyle açıklığa kavuşturulmuştur. Öğretide de aynı suçtan anlaşılması gerekenin, aynı suç tipi olduğu, kanunda düzenlenen suçların ismi aynı ise aynı suçtan söz edileceği, suçun ismi farklı ise artık aynı suçtan bahsedilemeyeceği kabul edilmektedir.

Belirtilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; sanıklar ... ve ...'nın üzerlerine atılı tefecilik suçundan, Büyükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.06.2015 tarihli ve 2013/121 Esas, 2015/383 sayılı Kararı ile beraatlerine hükmolunduğu, katılan vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 24.02.2021 tarihli ve 2020/6523 Esas, 2021/824 sayılı Kararı ile kurulan hükümlerin "...UYAP sisteminden yapılan sorgulamada; sanık ... hakkında İstanbul 31. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 21/11/2019 tarihli ve 2017/517 Esas, 2019/682 Karar sayılı ilamı ile sanığın 5464 sayılı Yasaya muhalefet nedeni ile mahkumiyetine karar verildiği ancak kesinleşmenin tefecilik suçundan yapıldığı, suç tarihinin dosya içeriğine göre 2012 yılı olduğu, iddianamenin ise 11/10/2017 tarihinde düzenlendiği, temyize konu bu davada ise suç tarihinin 2011 yılı, iddianame tarihinin 04/03/2013 olduğunun anlaşılması karşısında, dosyanın aslının ya da onaylı örneklerinin getirtilerek incelenmesi sonrasında suç ve iddianame tarihlerine göre eylemler arasında hukuki kesinti oluşup oluşmadığının ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının saptanması, ayrıca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin belirlenmesi halinde sanığa TCK'nın 241. maddesi gereğince verilecek cezadan aynı Kanunun 43/1. maddesi uyarınca artırım yapıldıktan sonra kesinleşen dava dosyasından verilen cezanın mahsubu ile oluşur ise aradaki fark kadar cezaya hükmedilmesi, hukuki kesintinin gerçekleşmesi halinde ise ayrı ceza verilmesi gerektiği gözetilmeden ve dava konusu olaya ilişkin maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, sanıkların vergi mükellefi olması halinde suç tarihini kapsar şekilde haklarında vergi incelemesi yaptırılması, icra müdürlükleri nezdinde alacaklı oldukları icra takip dosyalarının araştırılıp varsa borçluların faiz karşılığı sanıklardan ödünç para alıp almadıkları hususu ile ayrıca soruşturma aşamasında bilgi ve görgülerine başvurulan kişilerin tanık olarak beyanlarına başvurulması, detaylı şekilde tefecilik yapıp yapmadıkları yönünde kolluk araştırılması yaptırılması ile hangi beyan ve delillere neden üstünlük tanındığının karar yerinde tartışılması sonrasında tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilip, sonucuna göre hukuki durumlarının takdir ve tayini yerine, eksik araştırma ile yazılı şekilde beraat kararları verilmesi..." gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine sanık ...'un zincirleme biçimde tefecilik suçundan, 3 yıl 9 ay hapis ve 50.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, İstanbul 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.11.2019 tarihli ve 2017/517 Esas, 2019/682 Karar sayılı kesinleşen mahkumiyet ilamına konu cezanın bu cezasından mahsubuna hükmolunduğu, mahsuba konu hükümde sanık hakkında verilen mahkumiyet kararının 5464 sayılı Kanun'a muhalefet suçuna ilişkin olduğu fakat kesinleşme şerhine suç adının "tefecilik" olarak yazıldığı, kesinleşme şerhine suç adının hatalı şekilde tefecilik yazılmasının zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına imkan tanımayacağı, zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için sanığın aynı suçtan cezalandırılmış olması gerektiği, bu itibarla zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının gerçekleşmediği anlaşılmakla, sanık ...'un üzerine atılı tefecilik suçunun suç tarihi itibarıyla lehe olan 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi 5237 sayılı TCK'nın 241/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırına göre aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 20.06.2013 ve 30.01.2014 tarihli sorgular ile karar tarihi arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321/1. maddesi gereği, hükmü süresinde temyiz etmeyen sanık ...'ya da aynı Kanun'un 325. maddesi uyarınca sirayet ettirilmek suretiyle BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar Kemal ve Sezer hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereğince gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***