"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1665 E., 2023/536 K.
SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : İlk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle zincirleme olarak ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, bozma
Sanığın hükmü on beş günlük kanuni süre geçtikten sonra temyiz ettiği belirlenmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, katılan vekilinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir başkaca bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İlk Derece
Ankara 35. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.06.2022 tarihli ve 2020/32 Esas, 2022/313 sayılı Kararı ile sanığın zincirleme şekilde ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/2, 43/1, 62/1, 50/1-a. maddeleri gereğince 93 tam gün karşılığı 2.790,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir.
B. İstinaf
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 22.03.2023 tarihli ve 2022/1665 Esas, 2023/536 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün kaldırılarak sanığın zincirleme şekilde ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257/2, 43/1, 62/1, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri gereğince 93 tam gün karşılığı 2.790,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereği hak yoksunluğu uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Katılan Vekilinin Temyiz İstemi
Sanık hakkında zincirleme şekilde ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan alt sınırdan ceza tayin edilmesinin ve dosyada uzlaşma sağlayacağı iddiası ile 2017 yılında katılandan aldığı 250.000,00 Türk Lirası tutarındaki paraya dair makbuzun aslı dosyaya sunulduğu halde, bu paranın neden alındığı veya ne amaçla kullanıldığına ilişkin gerekli araştırma yapılmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Ankara Barosunda kayıtlı avukat olan sanığın, katılana vekaleten hukuk davası açmak ve icra takibi başlatmak için 16.07.2017 tarihinde vekalet ücreti ve masraflara mahsuben 850,00 Türk Lirasını peşin aldığı yine birleşen davaya konu eylem yönünden tahliye davası açmak ve icra takibi başlatmak amacıyla katılandan 1.300,00 ve 2.775,00 Türk Lirasını masraflara mahsuben aldığı halde aradan çok uzun zaman dilimi geçmesine rağmen gereğine tevessül etmemek suretiyle zincirleme şekilde ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işlediğinin sabit kabul edilmesi isabetli ise de, katılanın 08.04.2019 havale tarihli şikayet dilekçesinde ve bu dilekçe ve eklerine bağlı olarak hazırlanan 11.06.2019 tarihli inceleme fezlekesinde, sanığın katılana vekaleten davalı vekili sıfatıyla takip ettiği, şikayet tarihinde istinaf incelemesinin devam ettiği belirtilen, Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/477 E. sayılı tapu iptali ve tescil davasında, davacı tarafla uzlaşmak suretiyle davayı kapatacağını vaat edip, davacıya verilmek üzere 27.10.2017 tarihli para makbuzu ile 250.000,00 Türk Lirasını tahsil ettikten sonra, davacı ile uzlaşma sağlanamaması üzerine teslim aldığı bedeli talebe rağmen iade etmeyip uhdesinde tuttuğu ifade edilmesine rağmen, 25.12.2019 tarihli soruşturma izni ile 03.09.2020 tarihli kovuşturma izinlerinde, katılanın bu iddiasının, yanılgıya düşülerek, "sanığın anılan dava sonunda verilen kararı davacı tarafla istinaf kanun yolu aşamasında uzlaşmak suretiyle lehe bozduracağını vaat ettiği" şeklinde kaleme alındığı tespit edilmekle, katılanın bu iddiası ile ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesince, katılan vekili tarafından aslı sunulan makbuz üzerindeki yazıların tek kalem, aynı kişinin el ürünü olup olmadığı, özellikle rakam kısmı üzerinde sonradan ekleme ya da değişiklik yapılıp yapılmadığı hususlarında bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra hasıl olacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun ve suç vasfının takdir ve tayini gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-e madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesinin uygulanması sırasında hak yoksunluğuna ilişkin sürenin "hükmolunan ceza miktarının yarısından az olamayacağı" cihetle, sanığın 47 gün süreyle 5237 sayılı Kanun'un 53/1-e maddesindeki hak ve yetkileri kullanmasının yasaklanması yerine 46 gün süreyle anılan hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına hükmolunması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
1) Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle, 12.04.2023 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilen hükmü 5271 sayılı Ceza Muhakemesi kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 291/1. maddesinde belirlenen on beş günlük kanuni süre geçtikten sonra 02.05.2023 tarihinde temyiz ettiği anlaşılan sanığın temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2) Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, katılan vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 22.03.2023 tarihli ve 2022/1665 Esas, 2023/536 sayılı Kararının, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. madde ve fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. madde ve fıkrası uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.02.2025 tarihinde karar verildi.