"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/196 Esas, 2023/322 Karar
SUÇ : Görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Dosya kapsamına göre uygun görülmeyen sanığın duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299. maddesi uyarınca takdiren reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İlk Derece
Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.10.2022 tarihli ve 2022/209 Esas, 2022/456 sayılı Kararı ile sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1, 62/1 ve 51/1. madde ve fıkraları gereğince erteli 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereği hak yoksunluğu uygulanmasına karar verilmiştir.
B. İstinaf
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 17.02.2023 tarihli ve 2023/196 Esas, 2023/322 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanığın temyiz istemi; şikayetin süresinde olmadığına, ıslah ile dava değerini artırmak yerine ek dava açılabileceğine, katılanın da ıslah harcı için para vermediğine, katılanın e-devlet aracılığıyla en başından icra dosyasındaki ödenmesi lazım gelen tutarları bildiğine, icra dosyasında yatan paranın bir kısmının dava ve vekalet ücreti olduğuna, sanığın bizzat kendisinin hazırlayıp yazdığı belge ile istinaf yoluna gitmeyeceğini beyan ettiğine, dolayısıyla katılanın ıslah edilmeyen haliyle sonucu kabul ettiğine, ayrıca ek dava hususunu da istemediğine, kendisinden bu konuda bir talepte bulunmadığına, katılanın zararının bulunmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, bu nedenle usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Soruşturma aşamasında elde ettiği delillerden ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, düzenlenen iddianame ile 5271 sayılı Kanun'un 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. İddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık oluşturacaktır. Bu kabul, davasız yargılama olmaz ilkesinin doğal ve vazgeçilemez sonucudur.
Dava konusu somut olayda; "Avukat ...'ın; davacı şikayetçi vekili sıfatıyla takip ettiği Ortaca Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi sıfatıyla) 2014/552 esas sayılı işçi alacağı davasını açarken fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak 6.000,00 Türk lirası kıdem tazminatı, 2.000,00 Türk lirası ihbar tazminatı talebinde bulunup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da 13.870,45 Türk lirası kıdem tazminatı ve 3.283,22 ihbar tazminatı alacağı olduğu belirlendiği hâlde, talebini ıslah etmeyerek, yapılan yargılama sonunda, talep doğrultusunda 6.000,00 Türk lirası kıdem tazminatı ve 2.000,00 Türk lirası ihbar tazminatının davacıya verilmesine dair karar verilmesine neden olduğu" iddiasıyla kamu davası açıldığı halde, sanığın davayı ıslah etmeyerek ve kararın hemen akabinde ek dava açmayarak şikayetçinin mağduriyetine sebep olmak suretiyle görevi kötüye kullanma suçunu işlediği kabul edilerek 5271 sayılı Kanun'un 225/1. maddesine muhalefet edilmesi,
Kabule göre de;
Sanığın eyleminin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ve hakkında 5237 sayılı Kanun'un 257/2. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, aynı Kanun'un 257/1. maddesi uyarınca icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması,
İddianamede ve son soruşturmanın açılması kararında 5237 sayılı Kanunu'nun 53/1. madde ve fıkrasının uygulanması talep edildiği halde sanığa ek savunma hakkı tanınmadan aynı Kanun'un 53/5. maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,
Sanık avukatın, davayı ıslah etmeyerek ve ek dava açmayarak şikayetçinin mağduriyetine sebep olduğu kabul edildiği halde şikayetçinin uğradığı zararı gidermediği için şartları oluşmadığından bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmek suretiyle çelişkiye neden olunması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2 ve 307/5. maddeleri gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca gereği için Fethiye Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,14.05.2025 tarihinde karar verildi.