Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2022/2019 E., 2023/1287 K.

SUÇ : Görevi kötüye kullanma

HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince icraî davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün kaldırılarak eylemin ihmalî davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulüyle mahkûmiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59. maddesinin son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hâk ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesince temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1) Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.07.2022 tarihli ve 2021/115 Esas, 2022/252 sayılı Kararı ile sanığın icraî davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 3.600,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, anılan Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğu uygulanmasına hükmolunmuştur.

2) Sanığın istinaf talebi üzerine duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 08.06.2023 tarihli ve 2022/2019 Esas, 2023/1287 sayılı Kararı ile ilk derece mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmünün kaldırılarak, sanık hakkında zincirleme ihmalî davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257/2, 43/1-2, 62/1, 50/1-a ve 52. maddeleri gereği 3 ay 3 gün hapis cezası karşılığı 4.650 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 53/5. maddesi gereğince hak yoksunluğu uygulanmasına ancak Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/371 Esas sayılı dosyasında verilen ve 22.05.2019 tarihinde kesinleşen 3.740 TL adli para cezasının netice cezadan mahsubuna ayrıca belirtilen karardaki TCK'nın 53/5. maddesi kapsamında 53/1-(e) maddesindeki hak ve yetkileri kullanma yönündeki 4 ay süre ile avukatlık hak ve yetkisini kullanmaktan yasaklanma hükmünden, sanık hakkında uygulanan 1 ay 17 gün süre ile TCK'nın 53/1-(e) maddesindeki hak ve yetkileri kullanmaktan yoksun bırakılması hükmünden mahsubuna karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanığın temyiz istemi, hatalı ve eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, kararın bozulması gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.

III. GEREKÇE

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Görevi kötüye kullanma suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Millete ve Devlete Karşı Suçlar başlıklı Dördüncü Kısmının Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar Başlıklı Birinci Bölümünde düzenlendiği, 08.07.2005 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5277 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle 43. maddenin birinci fıkrasına "Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır" cümlesinin eklenmesi ve bahse konu suçun 43. maddenin son fıkrasında sayılan suçlar arasında yer almaması nedenleriyle, görevi kötüye kullanma fiillerinin bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı mağdura karşı birden fazla işlenmesi durumunda, zincirleme tek suç kabul edilerek belirlenen cezanın 43. madde uyarınca artırılması gerektiği, bu itibarla hukukî kesinti oluşturan iddianame (son soruşturmanın açılması kararı) tarihinden evvel tüm eylemlerin teselsülün içerisinde değerlendirilmesi gerekeceği nazara alındığında;

Antalya Barosunda kayıtlı avukat olan sanık hakkında:

İnceleme konusu dosyada; davacı katılan ... vekili sıfatıyla takip ettiği, Antalya 1. Aile Mahkemesinin 2015/384 Esasına kayden görülen "katılma alacağı" davasının 15.02.2016 tarihli duruşmasına mazeret bildirmeksizin veya kabul edilebilir bir mazeret sunmaksızın katılmayıp, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150/1. maddesi gereğince dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına, üç ay içinde de yenileme talebinde bulunmayıp, aynı Kanun'un 150/5. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına dair 27.05.2016 tarihli ve 2016/406 sayılı Kararın verilmesine neden olduğundan bahisle açılan kamu davasında sübutu kabul edilen eyleminin Bölge Adliye Mahkemesince isabetli olarak 5237 sayılı Kanun'un 257/2. madde ve fıkrası kapsamında kabul edildiği, suç tarihinin 27.05.2016, son soruşturmanın açılmasına ilişkin karar tarihinin ise 10.03.2021 olduğu,

Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin mahsuba konu 2018/371 Esas sayılı dosyasında ise; sanığın davacı katılan ... vekili sıfatıyla, Antalya 7. Aile Mahkemesinin 2015/615 Esasına kayden takip ettiği boşanma davasında mahkemece verilen kesin süre içerisinde tanık listesini bildirmediğinden 10.05.2016 tarihli duruşmada tanıkların dinlenmesi talebinin reddine dair ara kararın verilmesine sebebiyet verdiği gibi 18.10.2016 tarihli celsesine mazeret bildirmeksizin katılmayarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150. maddesi gereğince dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına, üç ay içinde yenileme talebinde bulunmayarak da aynı Kanun'un 150/1. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına dair 14.02.2017 tarihli ve 2017/131 sayılı Kararın verilmesine sebebiyet verdiği ayrıca davacı ... vekili sıfatıyla, Antalya 6. Aile Mahkemesinin 2015/751 Esasına kayden takip ettiği tapu iptali ve tescil davasının 13.04.2016 tarihli celsesine mazeret bildirmeksizin katılmayarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150. maddesi gereğince dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına, 18.04.2016 tarihli dilekçe ile yenilendikten sonra 28.12.2016 tarihli celsesine mazeretsiz olarak katılmaması üzerine davalı vekilince davanın takip edileceğinin belirtilmesinden sonra 26.04.2017 tarihli duruşmaya da mazeretsiz olarak katılmayarak katılanın mağduriyetine neden olduğu kabulüyle zincirleme ihmâli davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 22.05.2019 tarihli kararı üzerine aynı tarihte kesinleştiği, suç tarihinin 14.02.2017, son soruşturmanın açılmasına ilişkin karar tarihinin ise 03.07.2018 olduğu,

Bu itibarla, sanık avukatın gerek inceleme konusu dosyada gerekse kesinleşen mahsuba konu dosyada aynı katılan mağdura yönelik hukukî kesinti bulunmayan eylemlerinin zincirleme ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu, 5237 sayılı Kanun'un 3/1 ve 61/1. maddeleri de göz önünde bulundurularak, sanığa TCK'nın 257/2. maddesince verilecek cezada aynı Kanun'un 43. maddesi uyarınca artırım yapıldıktan ve infazı kabil bir karar verildikten sonra kesinleşen davada verilen cezanın bu cezadan mahsup edilmesi şayet arada bir fark ceza bulunmaması durumunda ise infazı gereken bir cezanın bulunmadığı yönünde hüküm tesisi gerektiği gözetilmeden,

Sanık hakkında, Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.07.2022 tarihli, 2021/115 Esas ve 2022/252 sayılı Kararı ile icraî davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, TCK'nın 52/2. maddesi gereği günlüğü 20 TL'den hesap edilmek suretiyle toplam 3.600 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği hâlde, sanığın istinaf başvurusu üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 08.06.2023 tarihli ve 2022/2019 Esas, 2023/1287 sayılı Kararı ile ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak, zincirleme ihmâli davranışla görevi kötüye kullanma suçundan TCK'nın 257/2, 43 ve 62. maddeleri gereğince bulunan 3 ay 3 gün hapis cezasının aynı Kanun'un 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca günlüğü 50 TL'den hesap edilmek suretiyle 4.650 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek sanığın kazanılmış hâkkının ihlâl edilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 283. maddesine aykırı davranılması,

Keza 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesine göre 53/1-e madde-fıkra-bendindeki hâk ve yetkileri kullanmaktan 1 ay 17 gün süre ile yoksun bırakılmasına karar verilen sanık hakkında, mahsuba konu dosyada verilen yasaklılık süresi 4 ay olduğundan, hâk yoksunluğu bakımından infazı gereken bir sürenin bulunmadığının tespitine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde mahsup kararı verilmesi,

Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-e madde-fıkra ve bendindeki hâk ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında bu bentteki hâk ve yetkilerin tamamını kullanmaktan yasaklanması yerine avukatlık mesleğinden men edilmesine karar verilmek suretiyle sınırlı uygulama yapılması,

Hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar nazara alındığında, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 08.06.2023 tarihli ve 2022/2019 Esas, 2023/1287 sayılı Kararının, 5271 sayılı Kanun'un 302/2 ve 307/5. madde ve fıkraları gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, bozma kararının içeriği doğrultusunda 5271 sayılı Kanun'un 304/2-b madde, fıkra ve bendi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.07.2024 tarihinde karar verildi.

***